Sayı 27
Mart 2026
Sayı 27
Güncel

"Bir Medeniyetin Zarafetle Direnişi: Samiha Ayverdi.

"Bir Medeniyetin Zarafetle Direnişi: Samiha Ayverdi."

Mart 2026 16 eser
Sayı 27 Kapak

Bu Sayıda

16 eser sizleri bekliyor

Anneannem Neden Alzheimer Oldu?
Oku
Oku
Oku
Ben Kimdim?
Oku
DİYEMEDİM
Oku
Oku
Oku
Teyel Yerleri
Oku
Oku
Bir Zarafet Direnişi ve Samiha Ayverdi
Oku
Oku
Yarım Kalmalı
Oku
Oku
UMUT VİZESİ
Oku
Oku
Mühür
Oku
1 / 16

Başlık

Deneme Emine Köse 28.02.2026
Anneannem Neden Alzheimer Oldu?
Anneannem Neden Alzheimer Oldu?
Anneannem (nenem) alzheimer olmuştu.
Çocuk saflığı ile hissetmiştim nedenini: sistem ihtiyaç duyulmadığı için kullanılamıyor, kullanılmadıkça da kapanmak zorunda kalıyordu.
Kişi o yaşa kadar edindiği tecrübe ve becerileri kendinden küçüklere, dünyaya, kendinden sonra gelmiş nesillere, vb. Aktarmak istiyor. O bir ömürde edinilmiş en değerli bilgi birikimini kullanmak ve hayata katkı sunmak istiyor. Ama buna alan bulamıyor…
Bunda temel iki sebep;
1- İşleri makinelere bırakma nedeniyle insanın „işe yaramaz“ hale gelmesi.
2- Nesiller arası uçurum arttıkça birbirini anlayamaz hale gelme. Büyüklerin tecrübelerine küçüklerin ihtiyaç duymadığının zannedilmesi veya o ilişkinin kurulamayışı.

Bu dünyaya Rabbimiz’i tanımaya geldik. Bunun yolu da O’nun isim ve sifatlarini tecrübe etmek. O’nun Basir ismini görerek, Semi ismini işiterek, Hâkim ismini hükmederek, … öğreniyoruz.

Kişinin ruhuna kodlu bu çekirdekleri kullanması gerekiyor ki inkişaf edip büyüsün. Kullanmak için de ihtiyaç duymak lazım. Bugün teknoloji ile ihtiyac duyduğumuz şeyler; kendi bedenimizi ve hazinelerimizi kullanmak değil, onları bizim yerimize yapacak aletler üretmek oldu. Bu nedenle de beyin „bana ihtiyaç yok“ deyip dükkanı kapatmak zorunda kalıyor.
Nenemin hastalığı başladığında onlu yaşların üstündeydim. Fakat 5 6 yaşlarından itibaren hatırladığım anılarımda o hastalığın nasıl içten içe başladığını hatırlıyorum. Aldığı her: „ sana ihtiyacım yok „ mesajı ile hissettiği hayal kırıklığı ondaki aktif çalışan sistemin durması için bir komut gibiydi.
Aradan geçen yıllar içinde bu konu zihnimin gerisinde hep çalıştı. Giderek hafızasını yitiren insanlık. Her yıl öncekine göre mental yetilerini yitiren ben ve etrafımdakiler… Bu konu üzerine hâlâ düşünüyorum. Sorunu ve çözümü birlikte buluyorum her defasında; nenesinin alzheimer olduğuna şahitlik eden o çocukluk tecrübesinde.
Alzheimer türevi mental bozuklukların hayatımıza ufak ufak, bize sezdirmeden girmiş olduğunu kabul etmeliyiz. (Bunu çoğu kimsenin reddeceğini biliyorum.) Sinir sistemi hassas kişilerin neler yaşadığına bu gözle bakmak fikir verecektir. Onların şimdi yaşadığı şeyi önümüzdeki yıllarda daha yaygın kitleler yaşayacak anlamına geliyor bu. Tabi onların tecrübesi bir işaret gibi görülüp önlem alınmazsa!
Uzmanlar ne der bilemem. Ama bana göre ( tecrübî, gözlem ve sezgiye dayalı bilgime göre) alzheimer benzeri sorunların temel nedeni; insana verilmiş kabiliyet, tecrübe, donanım vb. Ne derseniz; onları kullanacak alan bulamadığı için sistemin kapanması.
Yani şöyle düşünün; bir oda var ve içindeki eşyalar, vb kullanmıyorsunuz. Bir süre sonra „orası kirlenmesin, boşa enerji harcamayalım, nasılsa kullanmıyoruz“ der ve kapıyı kilitlersiniz. Eğer oranın bir daha kullanılmayacağından eminseniz odaları yavaş yavaş, tek tek yıkmaya başlarsınız. (Nenemin başına gelen buydu.)
Beyinde benzer davranıyor. Enerjiyi en verimli kullanacağı şekilde programlı. Kullanılmayacak bölümler, nöronlar ve ağlar önce kapatılıyor. Sonra da malzemesi kullanılmak üzere yavaş yavaş sindiriliyor. Kainat boşluk kabul etmiyor… Ekolojik, biyolojik, vb hiçbir sistemde herhangi bir şey orda öylesine durmuyor. Sisteme katkısı olmayanlar katkısı olacak şekilde dönüştürülüyor.
Geçenlerde bir söyleşiye katılan doktorun beynin beceri edinmesi ile ilgili ifadeleri de tezimi doğrular nitelikteydi bana göre. İçimdeki Müzik kitabındaki karakterin kendini ifade edebilmesi görünüşte edindiği bir cihazla mümkün olmuştu. Fakat o cihazın anlamlı hale gelmesi için bazı becerileri edinmiş olması gerekiyordu. Bu ise onu zorlayan, beyninin gelişmeye müsait kısımlarının çalışması için ona destek olan bir çevrede mümkün olmuştu. Tek parmakla cihaz kullanarak insanlarla iletişim kurabilmesinin ardındaki asıl neden buydu: Beynindeki mevcut potansiyelin kullanılması. Kullandıkça kapasitenin artması.
Konunun henüz farkında olmadığımız ayrı bir boyutu daha var: gelecek nesiller!
Onlara ne kaybettirdiğimizi, insanlık olarak neleri yitirdiğimizi görebilecek miyiz? Görsek hatırlayabilecek miyiz? Bilmiyorum…
Şu anda üretilmiş teknolojiyi kullanacak ve üretecek beceriyi beynimizdeki mevcut bilgi birikimi ile yapabiliyoruz. Bizden sonraki nesillerde o bilgi ve beceri olmayacak. Çünkü edinme fırsatları olmayacak. Dolayısıyla bir çok şey onlar için anlamsız ve erişilemez hale gelecek.
Örneğin; ben çocukken rüzgara, yağmura, toprağa, bir hayvana, vb. Çok muhatap oldum. Bedenimi kullanarak pek çok şey yaptım, oynadım. Onların taşıdığı bilgi birikimi hafızamda mevcut. Onlar kullanılarak üretilmiş filmler, şarkı ve metinler, onları kullanmayı gerektirecek teknoloji aletleri bana bir anlam ifade ediyor. Fakat benim çocuklarım… Kapalı ortamlarda; yaz kış yağmur güneş fark etmeksizin aynı ısı derecesinde yaşayan o canlar… Ne evde ne dışarıda elini, kolunu, bacağını, sesini, … içinden geldiği gibi özgürce kullanamadan büyüyenler. Bir ihtiyacını gidermek için onları kullanmak ve zorlanmak yoluyla geliştirme imkânı bulamayan o minik bedenler… Onlar için muhtemelen anlamsız ve imkansız hale gelecek bugünkü bir çok şey. Bunun detaylarını başka bir yazıya havale edelim.
Bu yazı; ‚insânî‘ bilgi birikimini insanlığa katkı için kullanma çabası olsun. Şarteller kapanmadan önce ne paylaşsak o kâr diyerek. Kulak veren olursa…
(Neneme kulak vermeyişimiz geldi aklıma. Ruhuna bir Fatiha ricasıyla…)
Kaydırarak geçiş yapın