Gönül/ Mehmet Remzî
Gel seninle biraz sohbet edelim Ardında iyilik kalır be gönül Helal yiyip içip helal tadalım Kötüler sınıfta kalır be gönül.. Ne diye üzülüp kederlenirsin, Kaderde var ise olur be gönül…
Gel seninle biraz sohbet edelim Ardında iyilik kalır be gönül Helal yiyip içip helal tadalım Kötüler sınıfta kalır be gönül.. Ne diye üzülüp kederlenirsin, Kaderde var ise olur be gönül…
Anı yaşamak olarak da ifade edilen farkındalık, bazen hepimizden çok fazla uzaklaşabiliyor. Aslında uzaklaşan şey farkındalık değil bizim anı, içinde bulunduğumuz bu zaman dilimini görmemezlikten gelişimizden ya da önemsememizden…
Çocukluğumda kaldı umutlarım Dudağımda hep aynı şarkı Geçmişte hep aklım yüreğimde aynı acı Avucumda otuz yaşım Kucağımda sarılı hayal kırıklıklarım Kulağımda kaldı usul sesin Boğazımda düğüm, kursağımda hevesim Avucumda otuz…
Uzandığım ellerin miydi gece karanlığındaSöyle önce solan gözlerin miydi yoksaHayallerin miydi dar ağacına çıkardığınDerdin miydi bıkmadan sayfa sayfa yazdığınPeki hangi günlerdi susmadan ağladığın Ateşlerde dağladığın yaraların mıydıHangi taştı yâr diye…
sana bakacak yüzümüz yok yusuf gönlümüz kırık yüzümüz yerde mücrim ve mahzun döndük rabbe sinemizde bir hıçkırık ne günlere kaldık ne suratsız günler bu günler yusuf ne yümünsüz günler ne…
Bir türlü kapanmıyordu perdeler. Evet kapansın perdeler. Işık girmesin pencerelerden. Gün doğmasın artık. Umit sakızını çiğneyen ağızlar tükürsünler kör kuytulara. Ne kadar kapansa da perdeler illa ışık giriyordu bir köşeden.…
Yanıldın Marquez , Stefan da kimO eller , o beden ve yosunlarArıyordum onu, bulmuşsun senElini arıyordum , tutacaktımKardeşin , vebalim ve geridenSoruyordum onu , bulmuşsun senO yakışıklı , hani suda…
Sen, gittiğin günden beri biz, sükutun çığlıklarına müptela bir sürü öksüz. Ruhlarımız, heyecanla şahlandığı zamanın altın diliminde, ölümsüzlük iksirini yudumlayarak, bir cemre beklentisiyle, yitirilmiş cennete doğru ümitlerimiz yeniden yeşerirken, şimdilerde…
Tebbet okudum az önce Elleri kurusun diyordu Ve kurudu Kendi kelimesi idi bu Kuruyup yok ol diyordu Öz yeğenine Allah’ın elçisine Kainatın fahrine Ne ile hakaret etmişlerse Onunla gitmişler yerin…
Şerefmişsin şöhretmişsin ünmüşsünYarınmışsın bugünmüşsün dünmüşsünTakvimlerin özlediği günmüşsün Yıldızmışsın parlamışsın sönmüşsünGölgelerin kaybolduğu yönmüşsünBir bakmışsın sen de eve dönmüşsün İşte o gün benim şenliğim olur Dilerse…Fm
Cizlavet / Neşegül ÇiftçiYıl 1976. Babam, Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı küçük bir köye memur olarak tayin olmuştu. O yıl ablam ve ben ilkokula yeni başlayacaktık. Aramızda bir yaş vardı ama…
Zindana düşünce bebekleranladım taş neden soğukDolunca ciğerine tuzlu su muhacirinöğrendim tuzun yürek yaktığını Yusuf'un kuyusu anlattı banaZafer Takının sabır olduğunuÇaresizlik içinde kalan bilirKimin kimseyi bulduğunuO çaresizlik uzun bir yolUfkun son…
benim şiirimde ışık aramahele aşktan bahsedilmez, bunu bilmesafeler koydum aydınlıkla aramagözyaşını kendin sil benim şiirimde ışık aramakafiye yoktur, hele ahenk hiçmesafeler koydum kadeh ile aramaşarabını kendin doldur kendin iç benim…
Rakkasın ucunda sallanır insan,Bitmez tükenmez upuzun emellerBazen neşe olur bazen hafakanHayalinde boşa uzanır eller. Gölgeler dolaşır durur duvardaSükût ateş gibi sarar geceyi,Kapılar gıcırdar her şey susar da.Bin türlü endişe tarar…
İşler karışıp yollar sarpa sarınca,Nasip de çık işin içinden,Güvendiğin dağlara kar yağıncaNasip de çık işin içinden. İyi günün dostları bir bir terk edinceNasip de çık işin içindenİmtihanlar tek tek kapını…
Mevsimler bilirim yaşanmamışMuhayyel vakitler yanındaHiç bir zamanı kuşanmamışNe geçmiş ne yarın şimdi tadında Törpü'dür anlar ömrü kemirirİlk rüzgârla göçüveren bendiniTakvimler yapraklarında erirSolan erguvanlara sor kendini Sahi! Doğduğun mevsim hangi baharYaşama…
Ne manidar bilir misinAteşinde üşüyen yüreğimBirde çakmak çakmak bakan gözlerin..Şimdi seni düşlüyorumGecenin içindeBir çıkrık sesi, hüzün doluYudum yudum YusufYudum yudum aşkYıldızlara kayar gözümAy ışığında buluşur ellerimizVe ellerimde manasını yitirir eldiven..Zamanın…
Yine Sana Geldim Anne! Yaşar BEÇENE
en akışkan zamanlarda
gücümdün kuvvetimdin
düştüğüm anlarda
yanımdaydın benimdin
bir eylül hüznü
ve bir öksüz çocuk gibi
soldu çiçekler
açmaz oldu menekşeler
anne
Çocuktan az büyüktüm titredim zemherinde Ne ayazlar ılıdı ısısında sinemin Hicran itiyad oldu şehrin dört bir yerinde Hayalimde ağladım,sinesinde annemin Bazı günlerim sevinç ,bazı günlerim eza Lakin sana serzeniş vefasızlıktır…