Gönle Düşen İnşirah
Gözyaşının rengi yoktur derler, oysa her hüzün kalbe kendi rengini boyar. Kimi zaman ebemkuşağı misali binbir duyguyla sarsılır ruh, kimi zaman da gecenin en koyu lacivertinde tek bir teselli arar.…
Gözyaşının rengi yoktur derler, oysa her hüzün kalbe kendi rengini boyar. Kimi zaman ebemkuşağı misali binbir duyguyla sarsılır ruh, kimi zaman da gecenin en koyu lacivertinde tek bir teselli arar.…
Kasabanın kıyısında, rüzgârın en güzel estiği bir yamacın üzerinde yaşardı Yeşil Adam.Gerçek adı unutulmuştu. Kimi ona “orman dervişi” derdi, kimi “toprağın dostu”… Ama herkes bilirdi ki o, toprağa basarken ayaklarını…
Evet ölüdür oğullarBir bakıştırSonsuzluk içinde kaybedileni taşır.Dönselerdi simsiyah bir gülünNasıl açıldığını yürekteAnlatacaklardı. Bir mühür oAlnımız yerdeykenBildiğimiz her şeyAcıya dönüşüyor.Kesik gövdelerin hesabıKesik anılarınVe büyümemiş bir çocuğunKumları geçerekBana koşmasıAnnenin bakışını taşıyor oYolda…
Cizlavet okuma kulübü dün akşam Aziz Nesin'e ait Adamı Zorla Deli Ederler isimli kitabı değerlendirdi. https://youtu.be/EClEvPnfCdI?si=ZjuU03j64GXsWlHR 11. Kitap olarak da Albert Camus'a ait yabancıyı okumaya başladılar. Eğer siz de Yabancı'yı…
“Tüm aykırılıklarımızla Barışabi’nin kol düğmeleri kadar bile değildik. Hiç değilse onlar düzenli aralıklarda bir araya geliyordu… Biz ise Aralık’larda hep ayrı'kalıyorduk.” Küçüktüm “Anadolu Lisesi” imtihanına giderken onunla, “karnım ağrıyor baba”…
Şutâlarım burâ kadar belirken Hem him edip hımıl hımıl gelirken Ne körersin minnoşların atası Korularla mozdukanı kemirkenŞapır kışır cıvıl vızıl konnektör Bu dorânın muteberi kondaktör Şora kakıp her dukele mezarın…
Savaş ve Barış, Türkçe’ye ilk kez Ali Kami Akyüz tarafından 1938 yılında, Fransızca’dan 328 sayfalık bir özet olarak çevrildi. Kitabın yayıncısı, dönemin en önemli yayınevlerinden biri olan Hilmi Kitabevi’nin sahibi…
Fırtına öncesi sessizliği biraz erken fark etmekti belki de benimkisi!.. Aklı ve bedeni sorular harmanına esir etmeden -hiç düşünmeden- başını alıp çekip gitmek… Bir derviş gibi olmasa da sevdiğin kim ve ne…
Karanfil kokulu kitap ayraçları yapıyorumİkindi güneşlerinin bahtiyarlığında” diyerek; Bir şiire başlama hayali kursam mesela Çelik bir ok sinirlerimi patlatır Zordur kimine yani Günlük güneşlik keyifler çıkarmak Sizin aklınıza şiir deyince…
Kalem karası bulutlarKarartılar dolaşan koğuşYağmur çatlaktan sızarHasret denen illetle boğuşKâh hızlanır kâh yavaşlarHer adım sanki yeni bir doğuş.
Oblomov, İvan Aleksandroviç Gonçarov’un sayılı birkaç eserinden en meşhur olanıdır. Gözlemci bir okuyucu bu kitabı okurken birçok kaynağa bakması ve değişik başlıklarda Google araştırması yapması gerekebilir. Çünkü Oblomov birçok bilim…
-Göklerin kapısında Nur ve Feyzi- Güneş, Karadağ ile Hacı İbrahim dağı arasından altın gibi başını uzatmış, üçüncüleri Allah olan iki yolcuya göz kırpmaktadır. Kalplerini birbirlerine rapteylemiş, Peygamber (sav) in ayak…
Oturduğum masalardan başladı benim sürgünüm.Sonra gönülleri sürgün etti evlerine, işlerine düzenlerine aşık kavmimin.Bir sabah uyanıp her yanımda yaralarını hissettim, cüzzamlı bir hastalığın.Bakışları bunu söylüyordu, etrafımda kümelenen tüm fısıltıların.Sevgi saygı insanlık…
Hakikatin peşinde yorulmaksa eğer hayat,Yaşamadım.Bir nehirde temizlenip durulmaksa eğer hayat,Yaşamadım.Zirvelere tırmanarak geçebilmek dağları,Bir bir parçalamak göğsündeki eraciften ağları,İncitmemek ayırmadan ölüleri sağları,Heyhat yapamadım,Ben beni aşamadım.Artık güzündeyim uzun ince yolumunDerdest hüzündeyim takati…
Anam yok dert yanayımBabam yok dayanayımYar gelmemiş ayayımGönlümün gök yüzüne Çekmez gönül kantarıNeşe yok gam ambarıBürür bu şom zemheriHüznümün örtüsüne Kâh baygın kâh ayılmışBitmeyen yolda yılmışÖmür gün gün takılmışVaktin tel…
Aç kalbinin kafesiniSal gitsin ürkek güvercinleriRuhun titrek bir mum ışığıBedenin bir ülkenin soğuk kışıYüzüne yansımış yakamozlarGöz bebeklerinde hırçın dalgalarGecenin sukutudur çığlıklarGöz yaşlarındır parlak yıldızlarÇekilmiş kirpiklere sukûtî sürmelerDost bildiklerim karanlığın yareniBaykuşlar…
Kottbusser Damm’daki kütüphanedeydim. Raflarda titizlikle bir şeyi aradığımı ve bulamadığımı anlamış olacak ki görevli kadın yanıma geldi ve yardımcı olmak istediğini söyledi. Teşekkür ettikten sonra “ich suche Zweig” dedim. Zweig’i…
İki poğaça alabilir miyim? Tezgahtar biri peynirli diğeri zeytinli iki poğaçayı poşete koydu. Yolumun üzerindeki bu pastane uğrak yerimdi. İşyerinde sabah çayı bu saatlerde hazır oluyordu. Bir bardak çayla birlikte…
Aşkın mukim dili selsebil gibiYanmış yüreklere hep inşirahtırLeyla’dır çöllerde Mecnun’un gülüBülbülün mirası bir gülden ahtır Hal ehli derdini gözünde saklarKapanmaz yaranın adı hicrandırGeceler onlarda gelip sabahlarYüzleri seherden daha rahşandır Mestane…
Bir adam umudu bulduVe karşılıksız bıraktı insanların gözlerindeBakışlar keskin bir susturucuHerkes gördü bahar çiçeklerini birindeAdam sakince yere bıraktı onuElleri bembeyaz yüzündeGitgide kırıştığını fark ettiÖmrünün serverliğindeO da yıllardır amacını arıyorduOysa ne…