Dost / Ahmet Terzioğlu
Kalem elde bir destan karalar gibisin dost, Zaman zaman kanayan yaralar gibisin dost. ~~ Yakamozlar parıldar mısraların üstünde, Med cezîre tutulan dalgalar gibisin dost. ~~ Bazen bir tesellidir bizi ayakta…
Kalem elde bir destan karalar gibisin dost, Zaman zaman kanayan yaralar gibisin dost. ~~ Yakamozlar parıldar mısraların üstünde, Med cezîre tutulan dalgalar gibisin dost. ~~ Bazen bir tesellidir bizi ayakta…
Hasretin Eylülü düşer leylim gecelereHayretin feryadı, gamhanelereGönlüm savunmasız çarelereÇerağ olmuş dimağlardaGönlüm ki yoluna divaneYetim bir Leylayım viraneÇölüne vahayım divaneSerabına kat beniSevabın say beniGecelerin ağıdına yak daKüllerimi üfleyerek savur beniSürünsün ömrüm…
Akduman, bugün günlerden pazartesi olduğunu bile bile uyandı. Gözlerini açarken tüm dertleri debirlikte açıldı. Hissizlik gibi bir şeydi onun için bu, en azından kendi öyle tasvir etmişti. Hiçbir şey zihnindecanlandırdığı…
Bir insan,Bir sandık,Binlerce harf,Binlerce kelime,Ve;Yitik Bir Hazine!İnsan söz ile yol alır. Harflerle, kelimelerle kendini ifade eder. Kurduğu cümlelerle; geçmişi dürer, yarınlara sözbırakır. Gerçi insan sussa da çok şey söyler. Şu…
Kaç ülkenin üstünde açtın kanatlarınıKaç büyülü iklimden geçip geldin göçmen kuş?Gerilerde bırakıp azap bulutlarınıMavisinde doğduğun engin semana kavuş. Kafilenin izini kaybettiğinden beriGurbetlere savruldun mecrasız boranlarlaYıllar sonra işittik kahredici haberiKafese konulmuşsun…
Tam solarken çiçekleri Bahar’ınDüştü penceresine bir küçük serçeKonacakmı göçecekmi diye bilmedenSaldı tılsımını bir cılız ‘cik’ ile Dedi bahar, geç kaldın vaktim yok neşeyeDoldu zaman bende, belki gelecek seneyeArtık hüzün, hazan…
Gökyüzüm nereye gitsem benimleGüneş hep parıl parıl ve sıcakYıldızlar neşeli ay aydınRüzgar ferah ve ılıkYapraklar huzurlu ninnilerdeAğaçlar evim yineEvim sırtımda şimdi gökyüzüm gibiBahçeden taze umut çiçekleri derdimBiraz neşe biraz sevgi…
Gönlü cennet çekenlerintürküsüdür uzaklarGülermiş uzaklarda leylaklarVe ebemkuşağı ardınakurulu hülyalarkuyruklu yıldızların parmaklarıişaret eder güzel yarınlar Mavi ve lâl gökyüzüdür uzaklar Kimileri munis bir ezana hasretkenKimilerinin selâdan bezdiğiKimileri pencereden bakarkenKimilerinin âlemler gezdiği…
Göklerden kalplere rahmet yağmuruGönlünü sevdaya sunup ağlamakHayatın cevheri, aklın onuruKendi göz yaşınla yunup ağlamak… Aşkla pervaz eder sanki duygularDavam da, dünya da, nazlı yar da varBenim şairliğim ne işe yarar ?Beyanlar üstü…
Ayrılık tâ ezeldenDîllerde yâre gönülKavuşmaktır tezeldenBu derde çâre gönül Gözünden akar eşkinSevdânsa baştan aşkınKülhanında bu aşkınYanarsın nâre gönül Gün gelir gülzâr solaÂteşi gönle dolaSâyesi acep n'ola?Düş de gör hâra gönül…
Nefsime derim ki ; Geldin, gidiyorsun ey cân !Gün, aydı mı gözlerini ?Yâ Mennân !El-emân ! Sarılırken ak kefenineAnd olsun ! Kirâmen kâtibineDönüp de bir bak mâzineAğla gözlerim ağla Hebâ…
Serdim ömrümü, Ne varsa bende Can dedim, can bildim.. Maharet Sen'de Had bildim, çekildim.. Büyüklük kimde? Sevda bir nesne, Yunus'a göre, Kıymetli.. Öyleyse, Sen öznesi Yüklemi sır, sır olmak.. Sırra…
(Beyhan Yaşar'a ithafen) Nil'in beyaz nilüferiÇöle düşen zarif inciBuğu buğu anılardaDillerde o eşsiz nezaketGözlerinde tebessümSahralara serpilir Çiçek çiçek tohumlar…Nil'in durgun sularındaÖyle yanar ki için;Bak şimdi kollarındaAnnesine hasretGökçe gözlü bir yiğit……
Karanlık bir kuyudayımDudaklarımda tespih taneleriYüreğim, sabrın keskin kılıcında titriyorVe bekliyorum… Mühürlü bütün gözler!GörmekKörlüğün adı bu günlerdeNeden sessiz konuştuğunuBile bilmiyor hiç kimse.Zulmün pençesindeSessizliğin mahkûmu olmayanMühürsüzler!Ve her geçen gün büyüyor karanlık.Bir güneş…
Yâr gönülde gizlidir kaf dağında aramaSevmesini bilmeyen Yâr’dan cüdâyı bilmezYoklukta vuslat deyip de tuz basma yaramaBenliğini silmeyen nefsin fedâyı bilmez. Ölçüyle tartmış biçmiş Yazan yazmış yazınıSabırdır ilaç başka ne dindirir…
İnsan ise her yaşayan sarayda Çadırlar, keçeler, kıllar kurusun Ehl-i Beyt’e zulmedildi bu ayda Asırlar, devirler, yıllar kurusun Zaman utancından batmıştır yere İnsanın derdine bulunmaz çare Gözyaşların akmadıysa bir kere…
Bilmezdim…Bilinmezdim…Sevilmezdim…Sevinmezdim…Aşkın sırrına düşmeden önceAşkın aşkınıdır adınAdınla şereflenir gönlümAndıkça, yandıkça, kandıkçaKanar durur yüreğimKanıp durulur mu yüreğimDurma!Durulmasın gönlümGönlüme takılı süsümKıskanır gönlümSırlar, saklarlar ömründeUnutur kendiniUnutmaz seniDurma!Vurulsun gözlerim gözlerineSözlerinle sev beniEllerim değilRuhum dokunsun ruhunaRuhunda…
Ayrılık yasıyla geçen bu kaçıncı bahar,Hasreti kor gibi gönlümü yakan hâr,Vuslatı düşledim hep yudum yudum,Rüyalarda bulurum diye gözlerimi yumdum. Günler aylara aylar yıllara karıştı,Bitmek bilmeyen susmalar yakarıştı,Diyetini ödeyen hayatlara bedel,Kim…
Ben alevler içinde boğuşurken Sen yeli sevdin inadına Kırılganken dallarım güz mateminde Sen rüzgarın saçlarını okşadın Savruldukça savruldum Sel oldum vadileri yararak Sen betondan set oldun Güneşi sevdin ben susadıkça…
Koşarak eve geldi. Elinde sımsıkı tuttuğu mektubu, bir an önce okumak için sabırsızlanıyordu.Merdivenleri hızlıca çıktı. Daire kapısına geldiğinde nefes nefeseydi. Elini çantasına attı, anahtarınıbulamıyordu.Bunlar hep telaştandı. Durdu, derin derin nefesler…