mavi bir yorgan gibi örtmeliyiz şiiri
sevdamızın, kavgamızın üstüne
fm
Aşkın mukim dili selsebil gibiYanmış yüreklere hep inşirahtırLeyla’dır çöllerde Mecnun’un gülüBülbülün mirası bir gülden ahtır Hal ehli derdini gözünde saklarKapanmaz yaranın adı hicrandırGeceler onlarda gelip sabahlarYüzleri seherden daha rahşandır Mestane…
Yaşlarını gözüne ısmarlayan bir yürekSevdasını söylüyor titreyen elleriyleDağınık kâkülünde dişleri kırık tarakHer rüzgârda aşk okur zülfünün telleriyle Duruşu bakışından bin defa daha yerdeUmrunda değildir kırk yıllık serin pınarİstersen baran olur…
"Daha senden gayrı aşık mı yoktur Nedir bu telaşın vay deli gönül" Ruhsati gözlerinde buğulanmış yolculuk telaşıyım şimdi perdedarı olduğum tüm umarsız vedalar adına baharı bekliyorum bekliyorum bekliyorum bekliyorum (gülümser…
Yusuf olmak zannederdim kaderimi Gönlüme Züleyha nârı düştü, Omuzlarım kaldırmaz oldu gururumu Benliğim nefis harbine yenik düştü. Kirpiklerim engel olamıyor göz pınarıma Damladığı her yere birer volkan düştü, Lav olup…
..... Sevdânla kuşatıldım dört bir yanımdan Roza, Ya gönlümü tutsak et ya çık aklımdan Roza. ..... Sîneme saplanan ok gibidir her bakışın, Sevdikçe ölmekteyim anla hâlimden Roza. ..... Dikenli sözler…
uykusuz geçen gecenin sabahı henüz başlamıştı kaç saattir oturup kaldığımı bilmediğim koltukta keyfini çıkarıyordum tatlı bir uyuşukluğun kapanmayan gözlerim, gri gökyüzünü süzerken, hazırlığı yapılan yağmuru kutlama telaşına kapıldım öyle ya, soğuk mevsimleri yaşıyorum kaç yıldır bir türlü…
Ruhum daraldı yine Sen'siz, Sen'siz, Geceyi geziyorum sessiz, sessiz. Gündüz kaybettiklerimi bulur muyum diye, Gecede arıyorum yolsuz ve izsiz. ** Ömrüm akıp gidiyor elimden istemsiz, Günüm, günüme uymuyor, hepten dengesiz.…
Bir gün sevmeyi kuşandı adam Ve güzelliği giyindi kadın, Yürüdüler sessizliği incitmeden. Su, ışık, toprak yürüdü, Ay yürüdü gölgelerinden. Sonra bir mehtap aralığında Değdi adamın sözleri kadının kalbine, Eğildi kadının…
Soğudum, üşüdüm anne Bu eziyet daha ne kadar sürecek Yüzüme bakıp ne olur ağlama, Her silüet arkasında gölgesini sürdürecek Güçlü durmalıyım anne Bizi alaşağı etmek isteyecek Gökyüzüne bakıp karanlığı karşıla Her bir yıldız dimdik…
* Tahir'in şahsında tüm Yusuflara... Zalim, zulmüyle dâim âbâd olur mu sandın Dur, az daha sabır; kırılır çarkı cefânın Kurdukları yalan dünyaları, harâb olurHer biri kudretliyken, zamanla türâb olur Tarihin tozlu sayfasına…
Hey benim çocuklugum uçup giden yıllarımRüya gibi geçtiniz anılarda kaldınızSizden sonraki yıllar acı tatlı geçtilerAma siz güzeldiniz şekerdiniz baldınız ..🌼Neler görmedim neler şu kısacık ömrümdeNe sahte dostlar varmış meğer gönlümdeToz…
Nahit Emre’nin Anısına.. Bir kuş uçar göklere Galata Kulesi’nden Ah’lar düşer kalplere Son veda busesinden Dokunur mızrap gibi Öyle en incesinden Dökülür pastel renkler Kaybolan gölgesinden Karaköy’de gün batar Kalbim…
Şimdi açık bir çay, iki şeker, biraz da simit olsa Denizin ortasında bir vapurda.. Martı sesleri karışsa yosun kokusuna.. Kalabalık bir kentin gürültüsü, Gün batımının kızıl örtüsü, Ve en güzel…
Yolum uzun , yorgunum Bir imkansıza vurgunum Umudunda solduğum Varışı terkettim bugün . Dünyalık heveslerden göçtüm Vahalardan çöllere düştüm Kanadım kırıldı çöktüm Yarışı terkettim bugün . Kaybettiklerimin ardından Bakıyorum uzaklardan …
Coştu gönül arzusu gül yüzünü görmeye,Bozup bozup zevk için tekrar zülfün örmeye,Yolları yordu ayak, yüzüm yol yol ağlamak,Tükendim dil figanda, yetiş hele sor neye.. Ömrümün yakasından düşmedi gam günlerim,Gün gün…
Ne sevda masalların biter gönül,Ne de anlamsız efsunkar yasların.Ne muallak düşlerin biter gönül,Ne de kesip biçtiğin kumaşların.. Ne güle şevk ile dizdiğin medhin,Ne kaç kez özüne verdiğin ahdin,Ne biter diller…
Vurdu bizi bir şubat soğuğuSavrulduk her birimiz bir tarafaKırıldı kolumuz, kanadımız,Viran oldu yuvamız;Ağlar olduk yana yakıla.. Vurdu bizi bir şubat soğuğuIşıklar yanmıyor gayri, ocaklar tütmüyorBağlar bozguna vurduBağbanlar görülmez olduÇekip gittiler,Uzak…
Vakit gece…Karanlık …Zaman gece, asır karanlık…İçime içime ağlıyorum, kalbim acıyor, çok acıyor anne.Ruhum bedenime sığmıyor.Yüreğim bir kafese sıkışmış minik bir kırlangıç gibi. Çırpınıyor, çırpınıyor çıkamıyor anne.Oysa umut şarkıları söylemeyi severim…
Eski bir şarkısın sen ruhuma huzur verenDuymaz olduğum tınıların yüreğimde korBir yağmur sonrası açılan gökkuşağı desenHer renginde neleri bulurum onu bana sor Yanık bir türküsün dilinde çargâh bir gönlünKarcığar umudu…
Karadayı Beni bir pıtırcık belleme sakınElime sopayı alayım da görHer kelime kurşun her cümle akınHasmıma doğrudan dalayım da gör Süleyman (Ekvatorlu) Büyümüşsün derdim pıtırcık olsanMutluluk duyarım sopayı alsanSenin faydadadır yerinde kalsanBen…