Güle Güle Gülyüzlü / Emrullah Eskitabak
Sen kelime istiyorsun, Ben de mecal. Yok diyorsun var’ın evinde. Var! Gök, Yüzünü Gül’e döndü, Bülbül pürtelaş şevke. mecal gülü bülbüle. Ben kime yanayım? Gurbet kimin içinde? Güle güle gülyüzlü.…
Sen kelime istiyorsun, Ben de mecal. Yok diyorsun var’ın evinde. Var! Gök, Yüzünü Gül’e döndü, Bülbül pürtelaş şevke. mecal gülü bülbüle. Ben kime yanayım? Gurbet kimin içinde? Güle güle gülyüzlü.…
redingot ceketli oyuncak gülme bana kaçtım oysa bu şehir bu şehir bana giz bu şehri bana güz bu şehir bana biz oysa retlerim boyuyor duvarları ha ile yır tutuyor göğsünden…
Here's Şirinevler Square,And there's the Merter exit,Isn't it?Where is NT Mecidiyeköy?Where is the Bosphorus Bridge?When did they erect this mosque? Latitude, longitude,Everything’s in disarray!Why did I come here,Oh my foolish…
Kırgınım. Belki de bu yüzden yazıyorum ara vermeden. Arayış diyorlar bazen okumak ve yazmak için. Ben kendimden kaçıyorum. Bıraktım okumayı. Okumuyorum eskisi gibi. Birkaç roman karakteri var. Arkadaş yaptım onları…
Yıllarca yıllara saklanan yıllarKoparılmadan takvim yapraklarıGünler günlere kavuşsaAylar yeni aylara karışmış Kulak arkası güller açmış mıYaka cepleri şimdi şenbaharAllı güllü mendiller sallanıyorYürekleri sarmalayacak sevinçten Çaylar açık çaylar demliMuhabbet koyu üç şekerli Sokaklar kahve…
Mükemmeli arama yorgunlarıyız hepimiz. Elalem lobisine şirin görünme telaşındayız. Eskilerin İnsan-ı kâmil dediği en iyi insan olma telaşı değil bahsetmek istediğim. Çağın yarış atına dönüştürdüğü , başkalarının beğenilerinin kulu, kölesi…
Şimdi fondaÖksüz bir türkü Can veren sudaİbrahim öldü."Beni burada aramaarama anne"İnsan ölürken hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçermiş, diye bir söz vardı ya doğruymuş. Bir de gözlerini açınca…
"Stop!"Şıtop diye okumak geliyor içimdenO zaman "sıtop" demişti bunu söyleyen Sağ eli yukarıdaydı Yo, Hitler selamı vermek değildi amacı Karşısında bir ecnebi vardıO ise İngilizceye epey Fransız Hani bir tabela…
Ağır aksak geçen mevsimlerden belliÖdeniyor hüznün bedeliAğırlığınca acı gittin gideliAksaya aksaya çekiliyor gittin gideliAşktan yana ne varsa yaşanacakVuslata ermeden yaşandı gözlerindeSahi onurlu bir davanınOnur konuğu olmadanBiter mi bu hasret bu…
Karanfil kokulu kitap ayraçları yapıyorumİkindi güneşlerinin bahtiyarlığında” diyerek; Bir şiire başlama hayali kursam mesela Çelik bir ok sinirlerimi patlatır Zordur kimine yani Günlük güneşlik keyifler çıkarmak Sizin aklınıza şiir deyince…
Tutmadım daha dileğimi, hadi yıldız kayacaksan kay. Bunca hengamede; birde onsuz geçen günlerisay. Bak hazır olda, seni bekliyor güneş ve ay! O uzak kıtalarda açan nazlı bir çiçek, ismi Şimay…Gözleriniz…
Ah… Şimdilerde ne kadar yalnızım. Ve kimsesizim.Doğup büyüdüğüm, yıllarımı geçirdiğim şehre ne kadaryabancıyım. Yine eskiden olduğu gibi şehrimin sokaklarındadolaşıyor caddelerini adımlıyorum. Lakin eski günlerin neşesiyok gibi hissediyorum kendimi. Sanki ben…
“Günler ne kadar uzun” dedi yorgun sesiyle. “Yaşa yaşa bitmiyor” diye ekleyerek bir akşam daha bitirmenin ıstırapdolu sevinciyle ömründen gün azalmasına sevinmesini anlamak için zorladım kendimi. Geçmek bilmeyen zamanıhızlandırmak için…
Ayrılık çanları çalmaya başladı. Havada hasret kokusu var. Ankara biraz daha kasvetli, birazda sisli. İnsanları eskisinden de mutsuz. Bence şiirlerin ve şehirlerin karakteri vardır. Tıpkı birinsan gibi. İstanbul kimseye yüz…
-Ah pencere, ah! Bir dilin olsa da konuşsan! Ben senin yalnızlığına, sen benimyalnızlığıma yoldaş olsan ne de hoş olurdu. Aylardır şurada oturuyorum ve sadece kendisesimi duyuyorum. Ah, bir dilin olsa…
Kıyıda durmuş üstüne doğru gelen dalgalara bakarken kaçmayı düşünmedi bile. Olur da kaçabilse bilesevdiklerini kaçıramazdı. Kendini kurtarsa bile sevdiklerini dalganın kollarında bırakması gerekirdi. Ozaman kurtulmuş olmasına nasıl sevinecekti? Kurtulmuş olması…
Bilmezdim…Bilinmezdim…Sevilmezdim…Sevinmezdim…Aşkın sırrına düşmeden önceAşkın aşkınıdır adınAdınla şereflenir gönlümAndıkça, yandıkça, kandıkçaKanar durur yüreğimKanıp durulur mu yüreğimDurma!Durulmasın gönlümGönlüme takılı süsümKıskanır gönlümSırlar, saklarlar ömründeUnutur kendiniUnutmaz seniDurma!Vurulsun gözlerim gözlerineSözlerinle sev beniEllerim değilRuhum dokunsun ruhunaRuhunda…
Sevgili…En sevgili…Ey sevgili!Uzatma dünya sürgünümü benim.(Sezai Karakoç)“Aşk gevezeliği kaldırmaz, aşk laubali işi değildir. Dilin tutulduğu zamandır.” Haksız mıdır sence Ulvi?Hani kapı çalınmış, “kim o?” diye bir ses duyulmuş. Kapının ardında…
Merhaba. Ben tırtıl, geleceğin minik kelebeği, yani şey…Siz insanlar bize öyle diyorsunuz. Size şimdikozamın içinden sesleniyorum. Evet burada iyice uçmaya elverişli olmam için sizin saat ve günkavramınıza göre 10-12 gün…
Gezinirken hayatın bembeyaz sayfasındaYırtılıyorUçurumdan boşluğa düşüyorumAcılarBir kefen gibi sarıyor bedenimiGeceyi örtüyorum acıların üstüneKaranlığın tuvaline renkleri saçıyorumEşsiz tablomda hüzünAsıyorum gönül evimin duvarınaKalemimin ucundanBir şiir tüttürüyorum duman dumanNefes aldıkça içime dolanBuğulanıyor kalbimÜrperiyor…