Derkenara Yazılmak / Gökhan Bozkuş
Dinlediklerimizin kaçta kaçı bize kalır diye bir soru ile başlayayım. Ya da okuduklarımızın kaçta kaçı… Yediğimiz elmanın yüzde kaçı kanımıza karışır ve yüzde kaçı başka başka ayrılır bedenimizden? Bugüne kadar…
Dinlediklerimizin kaçta kaçı bize kalır diye bir soru ile başlayayım. Ya da okuduklarımızın kaçta kaçı… Yediğimiz elmanın yüzde kaçı kanımıza karışır ve yüzde kaçı başka başka ayrılır bedenimizden? Bugüne kadar…
Okuyup yazan bir dünyanın okuyup yazmayan üyeleri olmak bizi rahatsız etti. Kalem vardı bir elde ve dilde kelam. Kaleme yemin etti Kur’an. Yazan da duydu bunu. Yazılan tebessüm. Her şey…
Kaç ülkenin üstünde açtın kanatlarınıKaç büyülü iklimden geçip geldin göçmen kuş?Gerilerde bırakıp azap bulutlarınıMavisinde doğduğun engin semana kavuş. Kafilenin izini kaybettiğinden beriGurbetlere savruldun mecrasız boranlarlaYıllar sonra işittik kahredici haberiKafese konulmuşsun…
Ayrılık çanları çalmaya başladı. Havada hasret kokusu var. Ankara biraz daha kasvetli, birazda sisli. İnsanları eskisinden de mutsuz. Bence şiirlerin ve şehirlerin karakteri vardır. Tıpkı birinsan gibi. İstanbul kimseye yüz…
Tam solarken çiçekleri Bahar’ınDüştü penceresine bir küçük serçeKonacakmı göçecekmi diye bilmedenSaldı tılsımını bir cılız ‘cik’ ile Dedi bahar, geç kaldın vaktim yok neşeyeDoldu zaman bende, belki gelecek seneyeArtık hüzün, hazan…
Ayrılık tâ ezeldenDîllerde yâre gönülKavuşmaktır tezeldenBu derde çâre gönül Gözünden akar eşkinSevdânsa baştan aşkınKülhanında bu aşkınYanarsın nâre gönül Gün gelir gülzâr solaÂteşi gönle dolaSâyesi acep n'ola?Düş de gör hâra gönül…
Gökyüzüm nereye gitsem benimleGüneş hep parıl parıl ve sıcakYıldızlar neşeli ay aydınRüzgar ferah ve ılıkYapraklar huzurlu ninnilerdeAğaçlar evim yineEvim sırtımda şimdi gökyüzüm gibiBahçeden taze umut çiçekleri derdimBiraz neşe biraz sevgi…
Sinema severler olarak Temmuz ayında heyecanla iki film bekledik. Her ikisinin de çok önceden reklamları yapılmaya başlandı. Reklam derken öyle basit reklamlar da değildi hani. $100 milyon civarı yapılan reklam…
Gönlü cennet çekenlerintürküsüdür uzaklarGülermiş uzaklarda leylaklarVe ebemkuşağı ardınakurulu hülyalarkuyruklu yıldızların parmaklarıişaret eder güzel yarınlar Mavi ve lâl gökyüzüdür uzaklar Kimileri munis bir ezana hasretkenKimilerinin selâdan bezdiğiKimileri pencereden bakarkenKimilerinin âlemler gezdiği…
Nefsime derim ki ; Geldin, gidiyorsun ey cân !Gün, aydı mı gözlerini ?Yâ Mennân !El-emân ! Sarılırken ak kefenineAnd olsun ! Kirâmen kâtibineDönüp de bir bak mâzineAğla gözlerim ağla Hebâ…
Göklerden kalplere rahmet yağmuruGönlünü sevdaya sunup ağlamakHayatın cevheri, aklın onuruKendi göz yaşınla yunup ağlamak… Aşkla pervaz eder sanki duygularDavam da, dünya da, nazlı yar da varBenim şairliğim ne işe yarar ?Beyanlar üstü…
Dolu dizgin koşar adımlarla yürürken ilkbaharda coşkuyla akan Çoruh kenarında soluk alırken buldum kendimi. Sanki ruhum koşuyor bedenim ona yetişmeye çalışıyor gibi. Sonu gelmeyen bir takibin içindeyim. Durup derin bir…
Posta kutusuna bu sefer hacmi büyük bir zarf sıkıştırılmış. Merakla ve bir o kadar da heyecanla zarfa göz atıyorum. Şair dostum Hasan Çağlayan'dan: Sonrası Mavi…Hacmi küçük ama değeri oldukça büyük…
Serdim ömrümü, Ne varsa bende Can dedim, can bildim.. Maharet Sen'de Had bildim, çekildim.. Büyüklük kimde? Sevda bir nesne, Yunus'a göre, Kıymetli.. Öyleyse, Sen öznesi Yüklemi sır, sır olmak.. Sırra…
(Beyhan Yaşar'a ithafen) Nil'in beyaz nilüferiÇöle düşen zarif inciBuğu buğu anılardaDillerde o eşsiz nezaketGözlerinde tebessümSahralara serpilir Çiçek çiçek tohumlar…Nil'in durgun sularındaÖyle yanar ki için;Bak şimdi kollarındaAnnesine hasretGökçe gözlü bir yiğit……
Karanlık bir kuyudayımDudaklarımda tespih taneleriYüreğim, sabrın keskin kılıcında titriyorVe bekliyorum… Mühürlü bütün gözler!GörmekKörlüğün adı bu günlerdeNeden sessiz konuştuğunuBile bilmiyor hiç kimse.Zulmün pençesindeSessizliğin mahkûmu olmayanMühürsüzler!Ve her geçen gün büyüyor karanlık.Bir güneş…
Kıyıda durmuş üstüne doğru gelen dalgalara bakarken kaçmayı düşünmedi bile. Olur da kaçabilse bilesevdiklerini kaçıramazdı. Kendini kurtarsa bile sevdiklerini dalganın kollarında bırakması gerekirdi. Ozaman kurtulmuş olmasına nasıl sevinecekti? Kurtulmuş olması…
Bilmezdim…Bilinmezdim…Sevilmezdim…Sevinmezdim…Aşkın sırrına düşmeden önceAşkın aşkınıdır adınAdınla şereflenir gönlümAndıkça, yandıkça, kandıkçaKanar durur yüreğimKanıp durulur mu yüreğimDurma!Durulmasın gönlümGönlüme takılı süsümKıskanır gönlümSırlar, saklarlar ömründeUnutur kendiniUnutmaz seniDurma!Vurulsun gözlerim gözlerineSözlerinle sev beniEllerim değilRuhum dokunsun ruhunaRuhunda…
Sevgili…En sevgili…Ey sevgili!Uzatma dünya sürgünümü benim.(Sezai Karakoç)“Aşk gevezeliği kaldırmaz, aşk laubali işi değildir. Dilin tutulduğu zamandır.” Haksız mıdır sence Ulvi?Hani kapı çalınmış, “kim o?” diye bir ses duyulmuş. Kapının ardında…
Ne kadar garip değil mi? Belki de vücudumuzdaki en küçük organdır göz. Yeryüzünde ne kadar mana varsa o küçük organdan yol olur, yıl olur, zaman olur, su olur akar ruhumuza.…