Edebiyat-Siyaset / Gökhan Bozkuş
“Derviş Yunus bu sözü Eğri büğrü söyleme Seni sigaya çeker Bir Molla Kasım gelir” diyen Yunus Emre’den çok önce, belki de ilk şiiri yazan ozandan günümüze edebiyatçıların hiyerarşik güçlerin baskılarına…
“Derviş Yunus bu sözü Eğri büğrü söyleme Seni sigaya çeker Bir Molla Kasım gelir” diyen Yunus Emre’den çok önce, belki de ilk şiiri yazan ozandan günümüze edebiyatçıların hiyerarşik güçlerin baskılarına…
Bu sözler, bu ince, aşkın tiz sesi,Üç beş harf, bir kalem sanma dizmesi.Üşüşür hendesî, eritir ruhu,Kâlbi yor, akla zor, herbir dizesi..Kâh gurbet tadında, kâhi bir sürgün,Dün gitti, elde gün, nerde…
Yok böyle perîşân ben gibi insan, Ne arş-ı âlâda ne en zeminde. Bulursun hâlimin şerhini baksan, Aşk için ettiğim kutsal yeminde. ...................................................................... Şâhittir hâlime mâh ile leyâl, Sînemde ümîdim, dîdemde…
Bir temmuz gecesi tükettik aşkları,sevdalarıBir Temmuz gecesi, ayrıldık biten ilkbahardanBir temmuz gecesi, yolcuyduk pembe rüyalardan karabasanlaraBir temmuz gecesi uyandık zemheri kışa.Işıklar birden söndü.Karanlıklar içinde aranırken el yordamıyla,Kapıdan sızan ince bir…
Annem, sırtlarımıza çantalarımızı taktı ve birer bazlama sıkıştırdı yanımıza, “Acıkırsanız yiyin!” dedi uğurlarken bizi. Henüz on yaşındayız, bir metre kara rağmen mutlu ve heyecanlıyız... Abimin kara lastiği yırtıktı ve poşetle…
Dertlerle elemler binlerce olsa da Allah var, Kadirdir, O bize yeter Yağmurlar yağmasa yaprak solsa da Ümitle doluyuz ne gam ne keder Kışın sonundayız, önümüz bahar Gündüz sıkıntılı, gece karanlık…
Devir, insan, hem yüzü, hem iç yüzü karanlık,Haram hoş helal kerih, partal olmuş haremlik.Ahım, kahrım, kederim, ben'se benle ederim,Bu zifir halle başa, çıkmak için yârenlik.. Değer dedim ya değer, ne…
Susam tarlasının ortasında Her şey benziyordu saçlarına Bir tavşan kalktı uzadı ayakları Yanımdaydın oysa Görmedin olanları Dalgalandı boydan boya Bir o yana bir bu yana Göğün gri bulutları Sonra bir…
Bu iş bitti derken Açık denizlere güvenme Ey sevgili Umut mâvisidir denizler. .......... Senin yosun yeşili Gözlerine inat. .......... Ayrılık sevdâya dahil Diyor 'Kaptan' Dalgalarla savrulan Sevdâlar İllâki bir sâhile…
Hiç çocuk sahibi olamamış ancak tüm yeğenleri tarafından anne olarak görülmüş, yeğenlerinin çocuklarının babaanne ve anneannesi teyzemin, eşi 1992 yılında vefat edince dört duvar arasında yapayalnız kalmıştı. Hem işlerinde yardımcı…
hasretin uveyk uçurtmasışehla gökyüzünde bir varoluş direnişçulha yalnızlıkları erbabı bilirduvaktan beyazsa duvardoğuştan erginse çocukbilgelik düsturudur yaşamakki buna sevdalık denir faranjit suskunluğuna mütevekkilkıpır kıpır dudaklarbahar kuraklığına vahabedbin uğultulardan utanırdehlizleri güneş öpen…
Asasını yaslayıp duvarına türbeninÖzlemindedir şimdi gönlünce söz demeninDuruşundan esamesi okunan pak dameninSırlarını ifşaya sözümüz kâfi değil… Dost edinip kendine hep yüzüyerdeleriNazar eder Allah’a kaldırmış perdeleriKapatmış Masivayı aşkının bürdeleriHallerini demeye sözümüz…
Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan mavi göklere doğru yükselirken, son kez baktım İstanbul’a. Dönüşü meçhul bir gidişin hüznüyle el salladım son kez. Tam on yedi yıl yaşadığım bu şehirde, bütün anılarım gözümün…
Bu bir sevda secavendi
Konuştum
Sustum
Anlattım yüreğime seni
Toprak döşenirken hazanın rengine
Gün demli çay kızıllığına boyanırken
Tam da düştüysen aklıma
Çatık kaşlı
Güler yüzlü
Sonra gerçeğin ta kendisi
Sen, ben, memleketin hali
Hangimiz akıllı
Hangimiz zır deli?
Bu bir sevda secavendi
Söyleyeceklerim daha bitmedi
Bitmedi daha anlatacaklarım
Sensizlik mahrecinde unuttuğum harfleri
Anlatıyorum dolu dolu duyarsın diye
Cevapsız kaldıkça yine vazgeçiyorum
Vazgeçiyorum hasretle yaftalandıkça
Gülümsüyorum
Ağlıyorum
Karmakarışık oluyorum
Kafa tutuyorum her gün
Bin kasırgaya,
Dipsiz girdaba
Bu bir sevda secavendi
Bak işte
Ateş de yağmurdan kesti umudu
Ayaklarım üşüyor
Her zamanki gibi
Ellerim sensizlik ayazında kor, buz
Yadırgamak ne ağır şey
Kör olası uykuyu
Rüyadan nasipsiz kalmak ne beter mesele
Unutmak, hatırlamamak ne zor bir bedel
Ve görememek, duyamamak seni
Kaçıncı günahın bedeli?
Bu bir sevda secavendi
Kurallı kuralsız aklıma gelişlerine kızıyorum
Bazen sakinliğine harflerin
Grisine şehirlerin
Muhacirliğine yalnızlığımın
Sözlerini unuttuğum türkülerin nakaratına
Zulmüne zamanın
Su gibi geçmeyişine
Bitmeyen dününe
Gelmeyen yarınına
Neyse işte
Öylesine işte
Bu bir sevda secavendi
Cevabı hançer sorular kesiyor önümü
Kaçsam nafile
Kalsam yaşanır mı bu şehirde?
Kuytusu bittikçe zihnim yoruluyor seslerden
Oysa her şey renksiz
Bütün kalabalıklar sessiz
Deveran etse neyleyeyim
Dünya geçmiyorsa çilesiz
Ağlayacak tek yer yüreğimin içinde
Belasını okuduğum her kelimeyi yutuyorum bak yine
Dayanıyorum noktasına ve virgülüne
Varsın kader kalemiyle yazsın ayrılığı
Ben sevdayı hıfzediyorum sindire sindire
Bu bir sevda secavendi
Yanlış makamda okumak bana yar
Doğrusu nasıldı hatırlamıyorum
Zir u zeberim sensizliğin vaslında azar azar
Hüviyetimde ismimin yanına ayrılık yazar
Sana düştü duvar
Bana yangın ve har
Boza bulandı çaylar
Baharsızlığa vurgun papatyalar,
Dökülmeye azmetmiş yıldızlar
Dilimde volta atan adın
Son bakışın ve yadın
Sen giderken armağanımsa
Kırılsın mihengi bu çağın
Ne yazıyorsam sana
Ne söylüyorsam yokluğuna
Dedirtme işte
Kaldığım şu sevdanın arafında
Bu bir sevda secavendiyse
Bir yanım siyah
Bir yanım beyaz
Diyecek tek cümle kaldı
Duraksadığım yerdeyim
Dinle artık
Sol yanımdaki “mim” edir çağrım
“Yoruldum. Gel artık”
Yine gam yükünü yüklendi gönülNe havayı görür, ne suya bakarHüzün kervanına eklendi gönülCoşkun sular gibi deryaya akar 🥀🥀🥀Bir sazlıktı daha önce evimizToplandık, buraya geldik hepimizDoğrandı, delindi, yandı içimizHer dem feryadımız…
Edebiyatımızda, günlük türü adına gururla anacağımız bir isim varsa o da Salah Birsel’dir. Ömrünü kaleme adamış ve yazarlığın hakkını vermiş biri olarak, kendisiyle ne kadar gurur duysak azdır. Tanpınar, Cemil…
kırıldı aynalar resimler de yoksoğuk odalarda tutuştu kalbin,sırattan geçer gibi geçti sözlerdensırlar vardı elbet senin bildiğinkırıldı aynalar resimler de yok kapandı kapılar ve sende sükût;kış yalnızlığıyla hücreye sindibirikti heybende tarifsiz…
İnce bir hüzün buğusu belirdi Zülfiye Öğretmenin gözlerinde. Sobanın yanında üzeri çarşafla örtülü küçük bir tümsekti Eren’i.Ak Dağ’dan kar soğuğu doluyordu içeri. Gözlerinin buğusu içine aktı. Hıçkırıkları içinde kurudu. Tırnağı…
Elimde çiçekler, sırtımda zincirKimi divane der kimi muhacirOlmuşum kökünden bir gece tehcirDalımda göz ve dudaklar var benim Yağmasa yağmur yine ıslanırımBazen de bir gülüşe yaslanırımKırlangıç yuvasında hislenirimİçimde an ve uzaklar…