Cizlavet / Neşegül Çiftçi
Cizlavet / Neşegül ÇiftçiYıl 1976. Babam, Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı küçük bir köye memur olarak tayin olmuştu. O yıl ablam ve ben ilkokula yeni başlayacaktık. Aramızda bir yaş vardı ama…
Cizlavet / Neşegül ÇiftçiYıl 1976. Babam, Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı küçük bir köye memur olarak tayin olmuştu. O yıl ablam ve ben ilkokula yeni başlayacaktık. Aramızda bir yaş vardı ama…
Zindana düşünce bebekleranladım taş neden soğukDolunca ciğerine tuzlu su muhacirinöğrendim tuzun yürek yaktığını Yusuf'un kuyusu anlattı banaZafer Takının sabır olduğunuÇaresizlik içinde kalan bilirKimin kimseyi bulduğunuO çaresizlik uzun bir yolUfkun son…
benim şiirimde ışık aramahele aşktan bahsedilmez, bunu bilmesafeler koydum aydınlıkla aramagözyaşını kendin sil benim şiirimde ışık aramakafiye yoktur, hele ahenk hiçmesafeler koydum kadeh ile aramaşarabını kendin doldur kendin iç benim…
Rakkasın ucunda sallanır insan,Bitmez tükenmez upuzun emellerBazen neşe olur bazen hafakanHayalinde boşa uzanır eller. Gölgeler dolaşır durur duvardaSükût ateş gibi sarar geceyi,Kapılar gıcırdar her şey susar da.Bin türlü endişe tarar…
İşler karışıp yollar sarpa sarınca,Nasip de çık işin içinden,Güvendiğin dağlara kar yağıncaNasip de çık işin içinden. İyi günün dostları bir bir terk edinceNasip de çık işin içindenİmtihanlar tek tek kapını…
Mevsimler bilirim yaşanmamışMuhayyel vakitler yanındaHiç bir zamanı kuşanmamışNe geçmiş ne yarın şimdi tadında Törpü'dür anlar ömrü kemirirİlk rüzgârla göçüveren bendiniTakvimler yapraklarında erirSolan erguvanlara sor kendini Sahi! Doğduğun mevsim hangi baharYaşama…
Ne manidar bilir misinAteşinde üşüyen yüreğimBirde çakmak çakmak bakan gözlerin..Şimdi seni düşlüyorumGecenin içindeBir çıkrık sesi, hüzün doluYudum yudum YusufYudum yudum aşkYıldızlara kayar gözümAy ışığında buluşur ellerimizVe ellerimde manasını yitirir eldiven..Zamanın…
Yine Sana Geldim Anne! Yaşar BEÇENE
en akışkan zamanlarda
gücümdün kuvvetimdin
düştüğüm anlarda
yanımdaydın benimdin
bir eylül hüznü
ve bir öksüz çocuk gibi
soldu çiçekler
açmaz oldu menekşeler
anne
Çocuktan az büyüktüm titredim zemherinde Ne ayazlar ılıdı ısısında sinemin Hicran itiyad oldu şehrin dört bir yerinde Hayalimde ağladım,sinesinde annemin Bazı günlerim sevinç ,bazı günlerim eza Lakin sana serzeniş vefasızlıktır…
Suskun koylarda kopar fırtına Götürür acıları uzak diyarlara Dayanmak imkansız... öylece Dönüp bakmak ne mümkün Buğulu limanlara Usulca sokulur anılar Mehtabın koynunda uyurken güneş Bir kelebeğin çığlığında duyarsın Sılanın özlem…
terk etmek ne kadar zormuş doğduğun yeri
bir çanta alıp yürümek bakmadan geri
yorgunluk üstümde yokuş etti düzleri
çamur deryası tarlalar dayan dizlerim
(daha&helliip;)Demliğin kapağını kaldırdığında yayılan çayın kokusu Nermin'i mest etmişti. Hemen kapattı kapağı. Bu kokunun demlikte hapsolması gerekiyordu. “Tam yirmi bir dakika” demişti bir arkadaşı “harman edilmiş çay yirmi bir dakikada…
Rakkasın ucunda sallanır insan,Bitmez tükenmez upuzun emellerBazen neşe olur bazen hafakanHayalinde boşa uzanır eller. Gölgeler dolaşır durur duvardaSükut ateş gibi sarar geceyi,Kapılar gıcırdar her şey susarda.Bin türlü endişe tarar geceyi..…
Okuldan çıkmış, eve gitmek için Konya yolunda minibüs bekliyorduk. Dört kişiydik. Minibüsün gelmesine beş dakika vardı. Servet abi kendi kendine Arabi şiveyle ezan okumaya başladı. Onun sesine ve okuyuşuna hayrandım.…
Hıdıra Kemaleye…isimsiz gidenlere
1
berduş sokaklarda
geziniyorum
hayalen
her yön
tane tane inci
beyda pamuk
avuçiçi
merhametin mimine muhtaç yürekler
kavruk tenler
sızmıyor acılar kahverenginden
yüzyıllık çilelerin sezilmediği gibi
uzaklık perdelerinden
O sevgi sesini duyduğun anda
Koşarak gönlüme giriver güzel
Aşkı dantel gibi işleyip canda
Sevgimi kalbine örüver güzel
(daha&helliip;)
Sokaklar insanla dolu insan yokKonuşur bilmeyen bilen susan yokEski bahçeler yok eski desen yokHaklıya haklısın demek suç olmuş.. Kimse bakmaz olmuş kara toprağa..Ağaçlar devrilmiş çiğ düşmüş bağa..Fakir düşmüş millet sanırsın…
Stefan Zweig’in dediği gibi; Bu sessiz yolculukta, tarifsiz bir yalnızlık içindeydim. Göreceğim hiçbir manzara umurumda değil bu yolculukta. Hiç kimsenin olmadığı sessiz bir mekana yolculuğum.Geçen yaz Bünyamin hocam bütün masraflarımı…
Söyle bir bağırsam
bağırsam memleketime doğru
Hikmet’in yüzü gülse
yüzü gülse yıllar sonra
sonra yeryüzü gülse
Hasretgecenin pençesinde çift kişilik oyundurHer sabah bir kişinin oynadığı Hasretboş kalan kucağınavuçlanan solundurİçinde volkanların kaynadığı HasretSeni yastıklardan uçurumlara itenİçindeki ateştirtutuşan resimlerden Hasretkalbini topuklarından tutar düşerkenSanırsın hep seni tutacak o elYalnız…