Nasip / Handan Tunç
İşler karışıp yollar sarpa sarınca,Nasip de çık işin içinden,Güvendiğin dağlara kar yağıncaNasip de çık işin içinden. İyi günün dostları bir bir terk edinceNasip de çık işin içindenİmtihanlar tek tek kapını…
İşler karışıp yollar sarpa sarınca,Nasip de çık işin içinden,Güvendiğin dağlara kar yağıncaNasip de çık işin içinden. İyi günün dostları bir bir terk edinceNasip de çık işin içindenİmtihanlar tek tek kapını…
Mevsimler bilirim yaşanmamışMuhayyel vakitler yanındaHiç bir zamanı kuşanmamışNe geçmiş ne yarın şimdi tadında Törpü'dür anlar ömrü kemirirİlk rüzgârla göçüveren bendiniTakvimler yapraklarında erirSolan erguvanlara sor kendini Sahi! Doğduğun mevsim hangi baharYaşama…
Ne manidar bilir misinAteşinde üşüyen yüreğimBirde çakmak çakmak bakan gözlerin..Şimdi seni düşlüyorumGecenin içindeBir çıkrık sesi, hüzün doluYudum yudum YusufYudum yudum aşkYıldızlara kayar gözümAy ışığında buluşur ellerimizVe ellerimde manasını yitirir eldiven..Zamanın…
Yine Sana Geldim Anne! Yaşar BEÇENE
en akışkan zamanlarda
gücümdün kuvvetimdin
düştüğüm anlarda
yanımdaydın benimdin
bir eylül hüznü
ve bir öksüz çocuk gibi
soldu çiçekler
açmaz oldu menekşeler
anne
Çocuktan az büyüktüm titredim zemherinde Ne ayazlar ılıdı ısısında sinemin Hicran itiyad oldu şehrin dört bir yerinde Hayalimde ağladım,sinesinde annemin Bazı günlerim sevinç ,bazı günlerim eza Lakin sana serzeniş vefasızlıktır…
Suskun koylarda kopar fırtına Götürür acıları uzak diyarlara Dayanmak imkansız... öylece Dönüp bakmak ne mümkün Buğulu limanlara Usulca sokulur anılar Mehtabın koynunda uyurken güneş Bir kelebeğin çığlığında duyarsın Sılanın özlem…
terk etmek ne kadar zormuş doğduğun yeri
bir çanta alıp yürümek bakmadan geri
yorgunluk üstümde yokuş etti düzleri
çamur deryası tarlalar dayan dizlerim
(daha&helliip;)Demliğin kapağını kaldırdığında yayılan çayın kokusu Nermin'i mest etmişti. Hemen kapattı kapağı. Bu kokunun demlikte hapsolması gerekiyordu. “Tam yirmi bir dakika” demişti bir arkadaşı “harman edilmiş çay yirmi bir dakikada…
Rakkasın ucunda sallanır insan,Bitmez tükenmez upuzun emellerBazen neşe olur bazen hafakanHayalinde boşa uzanır eller. Gölgeler dolaşır durur duvardaSükut ateş gibi sarar geceyi,Kapılar gıcırdar her şey susarda.Bin türlü endişe tarar geceyi..…
Okuldan çıkmış, eve gitmek için Konya yolunda minibüs bekliyorduk. Dört kişiydik. Minibüsün gelmesine beş dakika vardı. Servet abi kendi kendine Arabi şiveyle ezan okumaya başladı. Onun sesine ve okuyuşuna hayrandım.…
Hıdıra Kemaleye…isimsiz gidenlere
1
berduş sokaklarda
geziniyorum
hayalen
her yön
tane tane inci
beyda pamuk
avuçiçi
merhametin mimine muhtaç yürekler
kavruk tenler
sızmıyor acılar kahverenginden
yüzyıllık çilelerin sezilmediği gibi
uzaklık perdelerinden
O sevgi sesini duyduğun anda
Koşarak gönlüme giriver güzel
Aşkı dantel gibi işleyip canda
Sevgimi kalbine örüver güzel
(daha&helliip;)
Sokaklar insanla dolu insan yokKonuşur bilmeyen bilen susan yokEski bahçeler yok eski desen yokHaklıya haklısın demek suç olmuş.. Kimse bakmaz olmuş kara toprağa..Ağaçlar devrilmiş çiğ düşmüş bağa..Fakir düşmüş millet sanırsın…
Stefan Zweig’in dediği gibi; Bu sessiz yolculukta, tarifsiz bir yalnızlık içindeydim. Göreceğim hiçbir manzara umurumda değil bu yolculukta. Hiç kimsenin olmadığı sessiz bir mekana yolculuğum.Geçen yaz Bünyamin hocam bütün masraflarımı…
Söyle bir bağırsam
bağırsam memleketime doğru
Hikmet’in yüzü gülse
yüzü gülse yıllar sonra
sonra yeryüzü gülse
Hasretgecenin pençesinde çift kişilik oyundurHer sabah bir kişinin oynadığı Hasretboş kalan kucağınavuçlanan solundurİçinde volkanların kaynadığı HasretSeni yastıklardan uçurumlara itenİçindeki ateştirtutuşan resimlerden Hasretkalbini topuklarından tutar düşerkenSanırsın hep seni tutacak o elYalnız…
Martılar ötüşürkenKendimi buldum düşümde,Boğaziçi’nde,Bir sâhil çayhânesinde… Çay, simit, martı,Ve ben,Yârin sînesinde… Yıllar evvele gittim,Hayâlimde…Emirgan Korusu'naLâlelerle söyleşmeye… Yeşilin binbir tonuRaksederken erguvanla,Rumeli Hisarı'ndaLeylak kokularıyla… Anam, babam, tatlı rüzgârVe benYâseminlerle… Yuşâ ararken sırrınıMusâ'nın…
EN SEVGİLİ Sevgili bilmem ki aşk nasıl bir sırSen bembeyaz kar ben dağdan akışın..Sevgisiz bakanın her hali kusurSen nazlı bir ceylan, ben senin bakışın.. Kabuk bağlamaz bir müzmin yaradırUykumu böldürür…
Doktor 'bir doğum daha olursa hayatın tehlikeye girer.' demişti. İki çocuğu vardı. Üçüncü bir çocuğu olsun istiyordu, doktorların uyarılarına rağmen hizmet insanı anne. Doktorun sözleri kulaklarında çınlıyordu. Fakat o bunu…
Bir sabah evimizin önündeki derenin kenarına oturmuş suyun içindeki siyah taşlarla oynuyordum. Haziran da olsa Temmuz da olsa soğuk olurdu o dere. Kaynağı eriyen karlar olan suyumuz hem berrak hem…