İnat Duvarı / Fahri Ayhan
“Ah! Aza Hasan ah!… Bu inadından vazgeçsen ne olurdu sanki?” Başköşede yatağı öylece serili dedemin. Gözleri boşlukta, maziyi tekrar tekrar aralar gibi; o anda bulduğu bir hatırasını yeniden yaşıyor gibi……
“Ah! Aza Hasan ah!… Bu inadından vazgeçsen ne olurdu sanki?” Başköşede yatağı öylece serili dedemin. Gözleri boşlukta, maziyi tekrar tekrar aralar gibi; o anda bulduğu bir hatırasını yeniden yaşıyor gibi……
Gel seninle biraz sohbet edelim Ardında iyilik kalır be gönül Helal yiyip içip helal tadalım Kötüler sınıfta kalır be gönül.. Ne diye üzülüp kederlenirsin, Kaderde var ise olur be gönül…
Çocukluğumda kaldı umutlarım Dudağımda hep aynı şarkı Geçmişte hep aklım yüreğimde aynı acı Avucumda otuz yaşım Kucağımda sarılı hayal kırıklıklarım Kulağımda kaldı usul sesin Boğazımda düğüm, kursağımda hevesim Avucumda otuz…
Uzandığım ellerin miydi gece karanlığındaSöyle önce solan gözlerin miydi yoksaHayallerin miydi dar ağacına çıkardığınDerdin miydi bıkmadan sayfa sayfa yazdığınPeki hangi günlerdi susmadan ağladığın Ateşlerde dağladığın yaraların mıydıHangi taştı yâr diye…
sana bakacak yüzümüz yok yusuf gönlümüz kırık yüzümüz yerde mücrim ve mahzun döndük rabbe sinemizde bir hıçkırık ne günlere kaldık ne suratsız günler bu günler yusuf ne yümünsüz günler ne…
Yanıldın Marquez , Stefan da kimO eller , o beden ve yosunlarArıyordum onu, bulmuşsun senElini arıyordum , tutacaktımKardeşin , vebalim ve geridenSoruyordum onu , bulmuşsun senO yakışıklı , hani suda…
Tebbet okudum az önce Elleri kurusun diyordu Ve kurudu Kendi kelimesi idi bu Kuruyup yok ol diyordu Öz yeğenine Allah’ın elçisine Kainatın fahrine Ne ile hakaret etmişlerse Onunla gitmişler yerin…
Şerefmişsin şöhretmişsin ünmüşsünYarınmışsın bugünmüşsün dünmüşsünTakvimlerin özlediği günmüşsün Yıldızmışsın parlamışsın sönmüşsünGölgelerin kaybolduğu yönmüşsünBir bakmışsın sen de eve dönmüşsün İşte o gün benim şenliğim olur Dilerse…Fm
Cizlavet / Neşegül ÇiftçiYıl 1976. Babam, Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı küçük bir köye memur olarak tayin olmuştu. O yıl ablam ve ben ilkokula yeni başlayacaktık. Aramızda bir yaş vardı ama…
Zindana düşünce bebekleranladım taş neden soğukDolunca ciğerine tuzlu su muhacirinöğrendim tuzun yürek yaktığını Yusuf'un kuyusu anlattı banaZafer Takının sabır olduğunuÇaresizlik içinde kalan bilirKimin kimseyi bulduğunuO çaresizlik uzun bir yolUfkun son…
benim şiirimde ışık aramahele aşktan bahsedilmez, bunu bilmesafeler koydum aydınlıkla aramagözyaşını kendin sil benim şiirimde ışık aramakafiye yoktur, hele ahenk hiçmesafeler koydum kadeh ile aramaşarabını kendin doldur kendin iç benim…
Rakkasın ucunda sallanır insan,Bitmez tükenmez upuzun emellerBazen neşe olur bazen hafakanHayalinde boşa uzanır eller. Gölgeler dolaşır durur duvardaSükût ateş gibi sarar geceyi,Kapılar gıcırdar her şey susar da.Bin türlü endişe tarar…
İşler karışıp yollar sarpa sarınca,Nasip de çık işin içinden,Güvendiğin dağlara kar yağıncaNasip de çık işin içinden. İyi günün dostları bir bir terk edinceNasip de çık işin içindenİmtihanlar tek tek kapını…
Mevsimler bilirim yaşanmamışMuhayyel vakitler yanındaHiç bir zamanı kuşanmamışNe geçmiş ne yarın şimdi tadında Törpü'dür anlar ömrü kemirirİlk rüzgârla göçüveren bendiniTakvimler yapraklarında erirSolan erguvanlara sor kendini Sahi! Doğduğun mevsim hangi baharYaşama…
Ne manidar bilir misinAteşinde üşüyen yüreğimBirde çakmak çakmak bakan gözlerin..Şimdi seni düşlüyorumGecenin içindeBir çıkrık sesi, hüzün doluYudum yudum YusufYudum yudum aşkYıldızlara kayar gözümAy ışığında buluşur ellerimizVe ellerimde manasını yitirir eldiven..Zamanın…
Yine Sana Geldim Anne! Yaşar BEÇENE
en akışkan zamanlarda
gücümdün kuvvetimdin
düştüğüm anlarda
yanımdaydın benimdin
bir eylül hüznü
ve bir öksüz çocuk gibi
soldu çiçekler
açmaz oldu menekşeler
anne
Çocuktan az büyüktüm titredim zemherinde Ne ayazlar ılıdı ısısında sinemin Hicran itiyad oldu şehrin dört bir yerinde Hayalimde ağladım,sinesinde annemin Bazı günlerim sevinç ,bazı günlerim eza Lakin sana serzeniş vefasızlıktır…
Suskun koylarda kopar fırtına Götürür acıları uzak diyarlara Dayanmak imkansız... öylece Dönüp bakmak ne mümkün Buğulu limanlara Usulca sokulur anılar Mehtabın koynunda uyurken güneş Bir kelebeğin çığlığında duyarsın Sılanın özlem…
terk etmek ne kadar zormuş doğduğun yeri
bir çanta alıp yürümek bakmadan geri
yorgunluk üstümde yokuş etti düzleri
çamur deryası tarlalar dayan dizlerim
(daha&helliip;)Demliğin kapağını kaldırdığında yayılan çayın kokusu Nermin'i mest etmişti. Hemen kapattı kapağı. Bu kokunun demlikte hapsolması gerekiyordu. “Tam yirmi bir dakika” demişti bir arkadaşı “harman edilmiş çay yirmi bir dakikada…