Dumansız Yangın
Yüreğim yufka, ne olur inceldikçe incel Vefasızlık kadar ürkütmüyor beni ecel. ***** Ufkumu karartıyor, dostlar çekince perde Gölge etme! Yüz yüze gelmek de var mahşerde. ***** Zaferin arkasından geliyor hep…
mavi bir yorgan gibi örtmeliyiz şiiri
sevdamızın, kavgamızın üstüne
fm
Yüreğim yufka, ne olur inceldikçe incel Vefasızlık kadar ürkütmüyor beni ecel. ***** Ufkumu karartıyor, dostlar çekince perde Gölge etme! Yüz yüze gelmek de var mahşerde. ***** Zaferin arkasından geliyor hep…
Eskiden giysiler yamalıydı HazeranŞimdilerde yüzler ve gözlerDerin yaralar üzerinde rengârenkYamalarım dedim anavatanımBen onlarla varımHangi iplik tutar artık bu söküğü?Hangi iğne geçer ruhun dar kapısından?Biz ki çiçekli pazenlerde gizlerdik yokluğu,Şimdi vitrin…
Berlin sen, paslı bir çivinin gökyüzünü yırtan ağrısısın,Beton saksılarda unutulmuş o mağrur sardunya.Rayların üzerinde yürüyen o metalik uykusuzluk,Ve her sabah yeniden kurgulanan o eski dünya.Berlin sen, ikiye bölünmüş bir rüyanın…
İster haklarını çiğne ister apar, Alınları yokuşlarda bile par par. Muştulu bir haberse arar vuslatı, Yaparsa harabeyi garipler yapar. ***** Yıldızlı gecede yürür evden eve, Yüce boyunduruk taşır seve seve.…
"Biz bu kentlere sığdık da, bu kentler bize sığmadı Asiya!" (Yılmaz Odabaşı) Ufukta bir karartı, Bir grilik gördüm de koştum, Bir duman gördüm, durdum adres sordum Yılmaz abi. Durdum yoruldum…
"Bir ticaret yapmadım, nakd-i ömür oldu hebâ,Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan bîhaber.Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenhâ, garip,Dîde giryan, sîne biryan, akıl hayran, bîhaber" Niyâzî-i Mısrî, bu beyitlerde bizi…
At yoruldu, soğudu çay Yandı Santuri Ethem Kırlangıcı hatırla Çık artık tükendi zaman Sağım, solum, önüm, arkam sobe Sorma kakülü de Bak da rüzgârı hatırla Beton kurudu, soğudu harç Örüldü…
saymadığım adımlarlaişte geldim o sırtıma kapanan kapıyaağaçlar dökmüş dibine meyvelerinisoğuk hala titriyordu yaprakların boynunda gözüme ilişti birden kapının önünde bekleyen eşiken sadık bekçisiydi o kemiksiz gövdenin eskiciye versen bir düzine…
Tuz sızısına bulanmışsa yaralarımYosun tutmuşsam batık gemilerden beterÜstümden bulutlar, rüzgârlar, martılar geçmişseÖlü korsanlar, dalgalar altımdanYenilmişsem, tükenmişsem, dağılmışsa pullarım balıklaraAlabora olmuşsamLime lime, darmadağın, paramparçaEy deniz, yarınYeniden başlamak mümkünKadırgalar, şilepler, donanmalar istemezKefen…
Soğuk bir ses geldi demir kapıdanGözlerimde sensiz uykuların ağırlığıAvuçlarımda paslı zincirlerin sağırlığıKara haberin geldi kara damlarda baba Babam…Bir suçun adı değildi çektiklerinSusturuldu masumiyetin susturuldu emeklerinBir hayat çalındı babamOnu da çaldılar…
Hazânın sırlı yüzü, efsûnlu aydır Eylül,Sevgisiz gönüllere, bir nefes hayy'dır Eylül. Eylül'ün gözü nemli, bakışı mahmûr olur,Saçları kara sevdâ, şakakları nûr olur. Hüzn'ile harmanlanır, gündüzler ve geceler,Eylül ile hemhâldir, gönlü…
Yine Eylül ,gövdemden ince bir rüzgâr...yapraklar usulca yere uzandı,her düşüşte bir yeniden başlama gizliydi. Eylül,bir kadın sesiyle fısıldadı kulağıma:“Umudu elden bırakma,çünkü karanlık, ışığa yalnızca gölge olur.” Eylül dedi,çocukların gülüşleri şehri…
Evet ölüdür oğullarBir bakıştırSonsuzluk içinde kaybedileni taşır.Dönselerdi simsiyah bir gülünNasıl açıldığını yürekteAnlatacaklardı. Bir mühür oAlnımız yerdeykenBildiğimiz her şeyAcıya dönüşüyor.Kesik gövdelerin hesabıKesik anılarınVe büyümemiş bir çocuğunKumları geçerekBana koşmasıAnnenin bakışını taşıyor oYolda…
Şimdi Çanakkale’de olmak vardı, be kardeşim…Kordon boyunda, ince belli bardakta demli bir çayÜzerinde buharı tüten taze simitYanında bir dilim Ezine peyniriyle… Kaz Dağları’ndan esen kekik kokulu rüzgarYüzüme dokunsa usulca,İçimdeki gurbeti…
İnce ince belirir büyülü bir mavilik Kışa komşu mevsimlerde heyecan Bahar yakın.. göz kırpar inci mercan Beyza zemin, medet umuyor kardan İnce ince belirir büyülü bir mavilik ... Güneş yüzünü…
Üşüyen bir yaprak gibi düştüm geceye,karın beyaz alnında yavaşça eriyorum.Rüzgâr, bir derviş gibi savuruyor beni,varlığım, uçuşan taneler kadar hafif.Dağlar sessiz, yollar kendini unutmuş,buz tutmuş pınar, zamanın mühürü.İçimde derin bir kuyu…
I- Kaç zamandır bu mağaranın eşiğindeydim? Kaç muştu büyüttü yüreğim? Kaf Dağı'nın yamacında Sancılı bir riyazetle öylece durdum... Bir dervişe gibi bir kelime gibi bir eski yankı gibi... Ve sen-…
Bugün yine Duvarlar sessiz Konuşmuyor dostlar benimle Yaralı tüm sineler sükût içinde Beklenen şafağı ruhlarında gözlemekte Bugün yine Soğuk buralarda havalar Bakışlar ürkek ve solgun Canı yanmış susamış gönüller Bir…
Bir öğüdü unutunca masadaYanlışlı noksanlar sokak çocuğuSeksenlerin bahtı gri olsa daYetmişler, doksanlar sokak çocuğu Suikast ediyor hakkın örfüneHele bak şu aklın batıl sörfüneFüzeler sıkmalı her bir harfineCerbeze beyanlar sokak çocuğu
ihanetin buğusu endazesizpanjurlardan sızarken sinsiher nefessiz kalış değildir astım belirtisibitkin gururların gölgesinde itirafedilgen tereddütlerden bezgin gökkuşağıtükenir kelimeler;arda arda israfkarabasan tozundan sıyrılan düşlerdüşbazların yıkımından kaçarak selamete ulaşırizlerken, dolu yemiş ekinlerin boyun…