Martı /Fatıma Tuba Sönmez Akalın
Bir gün sabah vakti kapı çalsa Uykudan uyanılsa Sisler kalksa kentten Etraf karanlık, Bir gün sabah vakti kapı çalsa Yolculuk kaç zaman sürmüş olacak Tren gelecek mi kentin raylarından Pikapta…
mavi bir yorgan gibi örtmeliyiz şiiri
sevdamızın, kavgamızın üstüne
fm
Bir gün sabah vakti kapı çalsa Uykudan uyanılsa Sisler kalksa kentten Etraf karanlık, Bir gün sabah vakti kapı çalsa Yolculuk kaç zaman sürmüş olacak Tren gelecek mi kentin raylarından Pikapta…
(özgürlüğe) susananlar bilsin kıymetini bakır maşrapaların buz tutmuş çeşmenin akışkan isyanı gibi üç kesik sızıntı, bir nadas huzur gecenin koynunda, şu en karanlık anında sabaha illegal selamlar çakarak anne yüzü…
Yaprakları karışıkMeşeler, sedirlerKayınlarla kol kolaKoyu gölgelere doğruKaotik dağılırken yollarKöklerine savrulmuş harmonik Samyelinin nefesindeDüğümlenirken geceYıkanır bir Temmuz/Şubat akşamıMavi/beyaz şehrin yolcularıDerinlerinde geceninFayları yırtık k/ağıtlarAnsızın böler o/va/h/larıGrabenlerine bükülürİnce belli mendereslerSokaklarında labirentlerinPastel renklerle dökülürToz…
Bir mavi gökyüzü, bir mavi deniz,Ve sen, rıhtımdaki yalnız kadın.Akseder rûhuma tavrından bir iz,Hüzzam bir şarkıdır dilimde yâdın. Uzak diyarlar mı cezbetti seni,Yoksa bir elvedâ faslında mısın.Bırakıp ardında vedâ bûseni,"Dönülmez…
Soğuğu sakladım bir yanımdaKör kuyularda hep adını sayıkladımBelki gelirsin diye yollardanHiç bilmediğim uzaklardanBelki gelirsin diye şuralardanGüneşi cam şişelerde sakladımUmudu solukladım her nefesimdeKaybolacak gibiydi bir keresindeDurdu sanki bütün âlem kıyam edişindeOturdum…
Aldanma dünyanın servetine , malınaYel vurmuş toz gibi savrulur bir günNe derdi daimidir, ne safası kaimSuya yazılan iz gibi, silinir bir gün Gelen bir gün yaşarmış derler , gerisi hayalEzan-ı…
Kadın:Hep en zorunu seçiyorsun dedi. Yetecekken ufak bir tebessüm gönlüme aşkın iklimini yeniden getirmeye , sen boynuma yargılarının yaftasını geçiriyorsun. Ben boynuna ,tüm kelimelerimi dizerek umudun ipine, asıyorum ki içimde…
Dokunma yaralarıma ,çiğneme yüreğimin sızlayan köşesini .Bakma ,elleme , değme korunmasız kalan acılarıma.Sualsiz,kimsesiz,sessiz,mahsun ve yılgın .Toprağa dokunan çatallı uç küskün .Boşuna minnettarlık sözleri .Dağları yaran ,lisanları yıldıran ,gönüllere korku salan…
Kanı akıyor her bir düşkününEski mahallemin acı veren sokaklarındaKim gözyaşı döker arkasından düşkününBu viran insanlar çokça acı veriyor bana Temelinde bir okyanusu bile yatıran düşkünBir dal parçası gibi sallandırıyor onu…
Suna beni neden bıraktın ele,Yaktın yüreğimi döndürdün küle. Hayatın ilmeği geçti boynuma,Kurdu nice kurtlar fakire hile. Öyle ki nefis ve şeytan da geldi,Vurdu ciğerimden yakın dost bile. Kimse duymadı ki…
Ah RabbimAh RabbimBir şubat soğuğundaGecenin karanlığındaAniden geldi zelzeleSarstı bizi şiddetleGöçtü ülkemGöçtü şehirlerimGöçtü insanlıkHepimiz altında kaldıkGöçükten gelen iniltidirSesim artık Ah RabbimTatlı rüyalara daldıkFelaketle uyandıkPamuk döşeklerKuş tüyü yorganlarOlverdi beton mezarlarGöçüp gitti yuvalarAltında…
Kasvetli bulutlara belenmiş dünyaBir baştan bir başa acı, ıstırap..Bu zifir bu karanlık..göz gözü görmezBuhran yine buhran; her şey mi serap!.Kasvetli bulutlara belenmiş dünya Her gün kızıl kıyamet; ufuklar sisliZalam zalam…
Eve girince, yüksekçe bir sesleKarşılardı adamı, fakir buzdolabıNasırlı elleri ve az bir hevesleAçardı kapağı: İşte yokluk kitabı! Kar tutmuş buzluğu, kesif kokusuBeş yumurta, bir süt, bir şişe de suGaribin azığı…
Bahçem şiirler açarkenSevda geçti buralardanGökyüzü neşe saçarkenSevda geçti buralardan Bahar ve nihayet nisanArtık bize gelme hazanGüneşten de önce doğanSevda geçti buralardan Şimdi kederler kafesteHazlar tüter her nefesteÇağıldayıp beste besteSevda geçti…
Havada ıhlamur karanfil kokusuİçimde bahardan kırıntılar geziyorRüşeym rüşeymYağmur sesi..camlar kıpır kıpırYağmur bülbül bülbül, serçe serçeiniyor göktenBir başkaldırış, çatlayışVarlık değişiyor köktenArdına saklanmış baharMartın, nisanın, mayısınRayihalar taşıyor cennettenYüzlerinde tebessüm meşenin, ardıcın…Elma, erik…
Hercai bir tırtıl buğday başağından usanır, ve başağın kendisine yazdığı bir mektubu yırtıp mahzene atar. Fareler mektubu iştahla kemirir. Yıllar sonra kutsal kitabının arasından şöyle bir mektup çıkar.. Çimlere basmaya…
Dilimde, pusuda bekliyor gerçeği ikrarZamanı geldiğinde konuşacak tekrar tekrarHer doğru her yerde söylenmiyorYoksa susmam değil, gerçeği inkar Ruhumda sekine, dervişcesine sabır dilediYaşanıyor insanlık sahnesinde bir trajediHak yetim, haksızlık revaçta, bilinmiyorKorku…
Gece boyu aralıksız yağmurla ağırlaşan çadırlar iyice sarkmıştı. Erkenden uyanan Saime öylece bekliyordu. İki battaniye sarınmış oğlu, ısınmaya çalışıyordu. Saime ona kıyamadı. Biraz daha dinlensin, dedi içinden. Çoktan uyanan Baran…
Her zaman olduğu gibi sınıfa girmiş,günlük selamlaşmamı yapmış yoklama almak için masayaoturmuştum ki bir öğrencim avucunda sakladığı bir tutam parayı(benim için milyonlara değer) elimeuzatarak ‘’Öğretmenim depremde evsiz kalan insanlar için…
Tuttuğum el soğuk, duvarlar dümdüzAcılar bende, enkazlar bendedirGüneş doğmadan üzerime henüzOğullar da bende kızlar bendedir Su dedi toprağın altında bir sesÜşüyor ayaklar, bedenler bikesEnkaz içinde mecalsiz bir nefesDokundu ruhuma gizler…