“Denizin Geri Vermediği Şeyler” / Ömer Dilbaz
Gece, şehrin omuzlarına paslı bir palto gibi çökmüştü. Sokak lambaları yanıyordu ama hiçbir şey aydınlanmıyordu; ışık bazen karanlığı büyütür. Ben bunu en çok o gece öğrendim. Bir adam vardı. Adını…
Gece, şehrin omuzlarına paslı bir palto gibi çökmüştü. Sokak lambaları yanıyordu ama hiçbir şey aydınlanmıyordu; ışık bazen karanlığı büyütür. Ben bunu en çok o gece öğrendim. Bir adam vardı. Adını…
Kapıyı açınca içeriden öksürük sesi geldi.Annesi yerdeki yatağın içinde yatıyordu. Solgun yüzlü, güçsüz bir kadın… Çocuk hemen çantasından yarım ekmek çıkardı. Özenle ikiye böldü. Büyük parçayı annesine verdi.“Karnım tok anne,”…
Uçak, Bişkek’e alçalmaya başladığında, Yusuf öğretmenin içini garip bir sessizlik kapladı. Aşağıda uzanan dağlar, karlı doruklarıyla gökyüzüne dokunuyordu. Kırgızistan’a ilk kez geliyordu. Anadolunun isimsiz kahramanlarının açmış olduğu Türk okullarında öğretmenlik…
Kasabanın kıyısında, rüzgârın en güzel estiği bir yamacın üzerinde yaşardı Yeşil Adam.Gerçek adı unutulmuştu. Kimi ona “orman dervişi” derdi, kimi “toprağın dostu”… Ama herkes bilirdi ki o, toprağa basarken ayaklarını…
Bense henüz göç vakti gelmemiş Öksüz kuşları düşünüyorum Ne yaparlar şimdi diye
Her zaman olduğu gibi sınıfa girmiş,günlük selamlaşmamı yapmış yoklama almak için masayaoturmuştum ki bir öğrencim avucunda sakladığı bir tutam parayı(benim için milyonlara değer) elimeuzatarak ‘’Öğretmenim depremde evsiz kalan insanlar için…
Sönük bir yerdeyiz,Her gün hafakanlar basıyor,Günaha dolanmış zihnimizi…Ucuz bir umut estiriyoruz,Batıdan doğacak günün sabahına,Yalnızlık çöl soğuğu gibi sardı bedenimizi,Güzel günleri hayal eden çocuk gibiyiz.Ha bugün ha yarın …Belki mahşerde sevgililerle,Olsun…
Yaşıyoruz şu kirli dünyadaTemiz olan duyguların paspas niyetine kullanılanHayallerin kırılmaklaün saldığıKirli bir dünya Bu dünya kiGaribin çaresizliğini astığı urganSallanır yüzyıllık çınardaİnsanlar kör insanlar sağırNe gören oldu ne de duyan Yaşıyoruz…
Güneş tepeyi aşarken köyün huysuz ihtiyarı elma bahçesine giren çocukları kovalamakla meşguldü. Artık ömrünün son demlerini yaşayan huysuz ihtiyar elma bahçeleri olan güzel bir eve sahipti. Oğlu, gelini ve torunları…
Bense henüz göç vakti gelmemiş Öksüz kuşları düşünüyorum Ne yaparlar şimdi diye
BEN KARAYI SEVİYORUMNedir insanların karayla derdi. Bütün olumsuzluklara onu yüklerler.Neden cenazelerde de karalar giyerler. Ölüm müdür kara, ya da yaşamın kötü tarafı mı?Suçu nedir karanın? Kalpleri kötülüğe bulaştığında karaya bulandı…
Yalnızlığım, Geceleri derdime ortak arkadaşım, Sırlar karanlığında kaybolduğumda. Yoluma ışık olan tek yoldaşım Yalnızlığım, Gel otur karşıma hele Bahar geç de olsa gelecek mi söyle, Zalım sırtındayken mazlumun, Esecek mi…
Gecenin soğuğu yürekleri donduruyordu.Kadamjay’da uzun zamandır yaşanmamıştı böyle bir kış.Bu durum en çok öğrencilerinin üzerine titreyen yurt müdürü Nursultan Hoca'yı endişelendiriyordu.Her gece yurt müdürü okulda öğrencilerin üstünü gerekirse kendi örtüp,…
Memleketim gibisin
Gözlerin en derin ocakların kömürü
Nasıl umut oluyorsa kömür memleketim insanına
Gözlerin de öyle umut oluyor bana