Bilesin / Ekvatorlu
Acıyı izzetle taşımışım ben Namerde düşmemiş derdim, bilesin Sen çorak mevsimde zehirli çimen Toprağını hâr ederdim, bilesin ... Kundağın pislenmiş, bulanmış başın Kaç necis ateşte kavrulur aşın? Âleme ayan da kirli çarşafın…
Acıyı izzetle taşımışım ben Namerde düşmemiş derdim, bilesin Sen çorak mevsimde zehirli çimen Toprağını hâr ederdim, bilesin ... Kundağın pislenmiş, bulanmış başın Kaç necis ateşte kavrulur aşın? Âleme ayan da kirli çarşafın…
Tut ki kendimi çizeyimVe ağlasın her karalamada mürekkebim.Tut kiSenin diyarlarında hiç sulanmamış çorak toprağın olayım.Mutluluğun ilk geceleri bana uğramaz olduYıldızları artık tam seçemez oldumTut ki körlüğümdenSenin sesin benim göz bebeklerimBu…
Bedeni şehirli ruhu sahralar dolaşan gönlü “ah”larla dolu “bir çöl avaresine” hüzünlü bir günününardından gamzelenen gönlüne kırık dökük birkaç kelam ile su serpmek istedim. Belki de su serpilmeyeihtiyacı olan bendim.…
Minik çay bahçesi sıradan basit buluşmaların şahitliğini yaparken kuşların ağaçlarda şakıyanseslerinden daha özel bir şey vaat etmiyordu. Gergindi adam, söylenecek her şeyin söylenip nihayetegelindiği gün olduğunu biliyordu. Sebepler, sonuçlar, hak…
Daha önce Amin Maalouf için; Bir kimliğe sığmayan aydın demiştim. Amin Maalouf’un denemelerinden olușan Ölümcül Kimlikler- Çivisi Çıkmış- Dünya, Uygarlıkların Batıșı üçlemesi, son zamanlarda dünyamızda yașanan adeta ikinci kavimler göçünün…
Cizlaveti epeydir takip ediyorum. Bu denemeyi yayımlayacaklar mı bilmiyorum. Şansımı denemek istedim. Konuşmayı seven birisiyim. Yazmaya çalışacağım. Eğer okunmaya değer denemeler olarak görünürse arada böyle yazılar göndereceğim sizler de okuyacaksınız.…
Yine enginliklerinde dolaştımGümüş renkli yalnızlığınBir resim tuvaliydi sandalımKamıştan bir neydi direğiŞiirli bir kağıtsa yelkeniKalemden bir olta yaptımUcuna bir virgül takıpSalladım ya nasipHayallerimi çalarkenBir rüzgar ıslığıYakamozlar göz kırptıGüneş tutuşturdu umudumuUmudum denize…
günbeyaz belki haziranbelki temmuzbelki de hiç günbeyaznoktaların işgali altında bençizgilerden evlerçizgilerden bacalarçizgilerden yollar ve dağlarkurmak koşmak istiyorum belki ses belki his belki susbelki bambaşka bir yokuş günbeyazçıktığımda içeri, girdiğimde dışarıbilmem…
Gönlün ışığı gidince,Her mâniyi bir dağ görür.Çözümler onda bilmeceUfkunda sisler görünür. ..Zincire vurulmuş gibiÂh vahla yüklü matemiBaşka kulvarda gurbeti.Daim siyaha bürünür. ..Yansır simaya çilesi.Girdap misali halesiHuzura hasım sayesi…Meltemi tufan gibidir…
Nisan yağmurları bereketli gelmişti bu sene. Feride, elinde kitabı olduğu haldepencerenin dibindeki sedirde bardaktan boşanırcasına yağan yağmuru izliyordu. ReşatNuri’nin “Çalıkuşu” romanından esinlenerek koymuştu babası Feride’nin adını. Gerçekten deçalıkuşu gibi cıvıl…
Yağmuru hayal eden güneş kadar mahzunum,Rüzgarlarda raks eden, bir toz mu benim sonum? Ilık bahar sabahı yeşillerde bir tonum,Güz başında sürünen, bir yaz mı benim sonum? Mazilerde kaybolmuş bir sevdaya…
Kül argınıGözleri nemliYol aşığıYağmur ıslatanToprak ağlatanGamı kederi dağıtanGül yangınıGözyaşını damıtanAb-ı hayatıHayatın âhıÂh…Âh sevdiği…Sever âhı…Yağmurların toprağıToplu kıyamıÖldürür de diriltmezGönül gülünün secdegâhı…“Gülüm…”Güldür gülümBakma öyleBana zulüm Gül yangınımKül argınımDargınımÖz suyu dimağımCan suyu tesellimSecdem…
Tekrar bir şeyler yazmaya başlamak için 3.5 yıl geçmesi gerekiyormuş o geceden. Hayatın donması gibi kelimeler de donarmış. Çıkmaması gerekirmiş ağızdan, yazılmaması elzemmiş.Hayat dondu sanki bizler için. Ağlamak istedik ağlayamadık.…
Uyandın mı dostum bazı gecelerde sendeZihninde yaşanmış kabusların pençeleriKayboldun mu hiç, ruhundaki karanlıklardaBir bahar özlemiyle yaşadığın demlerdeBilemezsin, gurbet vurur insana ansızın Sarar dimağını yaşanmış hatıralar bir birBir bakarsın maskat-ı resinde…
Doğup büyüdüğüm şehrin caddelerinde dolaşıyorum.Gençliğim geliyor peşim sıra.Üç genç kız kol kola girmişler,Sebepsizce gülüyorlar her şeye…Vitrinlerin camlarına bakıyor,Her biri gözlerinden ışıklar saçıyor.Üç genç kız,Tuhafiyeden annesinin istediklerini alıyor,Hava kararmadan eve varıyorlar.…
Dönüşüm, Franz Kafka'nın kaleme aldığı toplumların ve toplum içinde fertlerin çelişkilerini göz önüneseren bir başyapıt. Kafka bu uzun öyküsünde kullandığı böcek metaforu ile okuru mecazi anlatımın uçnoktalarına taşıyor. Dünya klasiklerinde…
Mevla’m, Nevbahar gelsin artık buzlar çözülsünGöçmen kuşlar dönerek semamızda süzülsün.Bir diriliş sun bize Nebi’nin nefesindenHerkes necâta ersin zulümât kafesinden.Çekilen sancılardan yeni bir nesil yaratBu muhabbet soyundan ders alsın Mecnun, Ferhat.Davûdî…
Hayatın baharı mevsim tam deminde Hasretin vuslata dönüştüğü demde Bülbülün güle kavuştuğu mevsimde Ben derdimi açmayı beceremesem deSen derdimi anlarsın gözlerinden elbetteBahardır aşkın mevsimi her demde
Hercai bir tırtıl buğday başağından usanır, ve başağın kendisine yazdığı bir mektubu yırtıp mahzene atar. Fareler mektubu iştahla kemirir. Yıllar sonra kutsal kitabının arasından şöyle bir mektup çıkar.. Çimlere basmaya…
Dilimde, pusuda bekliyor gerçeği ikrarZamanı geldiğinde konuşacak tekrar tekrarHer doğru her yerde söylenmiyorYoksa susmam değil, gerçeği inkar Ruhumda sekine, dervişcesine sabır dilediYaşanıyor insanlık sahnesinde bir trajediHak yetim, haksızlık revaçta, bilinmiyorKorku…