Sıktıkça hicran damlarmış, kirpikleri sulu.
Esen rüzgârlar ninni söylermiş, uğultulu.
Ezer geçermiş uzun geceler, ev yok, bark yok.
Uğurlanmış eyyamullah, yarı aç yarı tok.
*****
Üşüyormuş ruhu, kalbi sıcacık, dupduru.
Bir parça ekmek avuçta, ovduğu kupkuru.
Ufalanmış yavaş yavaş, elleri nasırlı.
Dağılmış alında çizgiler, sırlı mı sırlı…
*****
Kimi acı, kimi tatlı akan nehir gibi…
Yarım küre tası soğukmuş, görünmüş dibi.
Hayat atlasıymış simada incecik izler.
Ağırca yükler taşımış, izzetle o dizler.
*****
Yamaları derin yaradır, kanatmış zaman.
Yükselmezmiş çorbasından ne buhar, ne duman.
Derisi iffetten kırışmış, gömleği yırtık.
Bahar, garibin umurunda değilmiş artık.
Selim Gül
