Delik Kese / Mehmet Erdoğan
Eskiden cüzdan falan yoktu çoğu insanda. Ya da vardı da zenginler içindi öyle şeyler. Bizim gibi fakirler, olan biten üç-beş kuruşunu ya koynunda, ya boyunlarına astıkları veya kuşağının kıvrımlarına yerleştirdikleri…
Eskiden cüzdan falan yoktu çoğu insanda. Ya da vardı da zenginler içindi öyle şeyler. Bizim gibi fakirler, olan biten üç-beş kuruşunu ya koynunda, ya boyunlarına astıkları veya kuşağının kıvrımlarına yerleştirdikleri…
Hakikatin peşinde yorulmaksa eğer hayat,Yaşamadım.Bir nehirde temizlenip durulmaksa eğer hayat,Yaşamadım.Zirvelere tırmanarak geçebilmek dağları,Bir bir parçalamak göğsündeki eraciften ağları,İncitmemek ayırmadan ölüleri sağları,Heyhat yapamadım,Ben beni aşamadım.Artık güzündeyim uzun ince yolumunDerdest hüzündeyim takati…
Günlerden Cuma , haftanın son mesai günü…. İncecik yağmurun altında duran , iki vagonlu kırmızı tramvay Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne benim gibi bedeni ve ruhu yorgun…. Rüzgârın…
Anam yok dert yanayımBabam yok dayanayımYar gelmemiş ayayımGönlümün gök yüzüne Çekmez gönül kantarıNeşe yok gam ambarıBürür bu şom zemheriHüznümün örtüsüne Kâh baygın kâh ayılmışBitmeyen yolda yılmışÖmür gün gün takılmışVaktin tel…
Yıllardan nar ,aylardan Aralık.Beklenen ve bekletilen,çaresiz, kimsesiz.Geride kalanlar şiirdeki kadar ümitsiz .Uğurladıklarına ne el salladılar, ne de mendil.Göç için yola koyulan kervan sahipsiz ve sessiz .Yüzlerini soğuk veya yakan sıcak…
Aç kalbinin kafesiniSal gitsin ürkek güvercinleriRuhun titrek bir mum ışığıBedenin bir ülkenin soğuk kışıYüzüne yansımış yakamozlarGöz bebeklerinde hırçın dalgalarGecenin sukutudur çığlıklarGöz yaşlarındır parlak yıldızlarÇekilmiş kirpiklere sukûtî sürmelerDost bildiklerim karanlığın yareniBaykuşlar…
Aşkın mukim dili selsebil gibiYanmış yüreklere hep inşirahtırLeyla’dır çöllerde Mecnun’un gülüBülbülün mirası bir gülden ahtır Hal ehli derdini gözünde saklarKapanmaz yaranın adı hicrandırGeceler onlarda gelip sabahlarYüzleri seherden daha rahşandır Mestane…
İki poğaça alabilir miyim? Tezgahtar biri peynirli diğeri zeytinli iki poğaçayı poşete koydu. Yolumun üzerindeki bu pastane uğrak yerimdi. İşyerinde sabah çayı bu saatlerde hazır oluyordu. Bir bardak çayla birlikte…
İnsan, yasını ve kederini içinde tutar; yüzünde taşır. Lakin her insan böyledir anlamına gelmez bu. Kimi insanlar da konuşarak rahatlamayı seçer. Hele hele şair, yazar ve sanatçılar, onu, sanatıyla ortaya…
Bir adam umudu bulduVe karşılıksız bıraktı insanların gözlerindeBakışlar keskin bir susturucuHerkes gördü bahar çiçeklerini birindeAdam sakince yere bıraktı onuElleri bembeyaz yüzündeGitgide kırıştığını fark ettiÖmrünün serverliğindeO da yıllardır amacını arıyorduOysa ne…
Karadayı Nur yağsın eskiye rağbet edelimFeodal düzene geçelim artıkDeveyi biraz da öyle güdelimGelin derebeyi seçelim artık Ekvatorlu Adalet, hak-hukuk külliyen zararİnsanın yok yere neşesi kaçarEdebin, ahlakın ne faydası var?Şu ütopyaları…
Takvimler döküldü yaprak yaprak, zaman değiştiSaçlarıma düşen akta imtihan değiştiEvhamlar çaldı huzurumun nikabınıTükendi nev-baharım derman değişti Güveler sardı ruhunu zamanın, an değiştiGönülde vicdan, akılda izan değiştiİhanet sarmalında işlendi bu cinayetŞaştı…
Kaldırımlara ürkek bir yabancının ayak basması nahifliğinde dokunan adımlar gibi düşüyordu yağmur taneleri. Onları yakalamaya çalışan minik, haylaz sarı sarı kedi yavrusu gibi görünen yerdeki yaprak denizi arasında yürüyordum…
Yusuf olmak zannederdim kaderimi Gönlüme Züleyha nârı düştü, Omuzlarım kaldırmaz oldu gururumu Benliğim nefis harbine yenik düştü. Kirpiklerim engel olamıyor göz pınarıma Damladığı her yere birer volkan düştü, Lav olup…
..... Sevdânla kuşatıldım dört bir yanımdan Roza, Ya gönlümü tutsak et ya çık aklımdan Roza. ..... Sîneme saplanan ok gibidir her bakışın, Sevdikçe ölmekteyim anla hâlimden Roza. ..... Dikenli sözler…
Kış iyiden iyiye kendini hissettirmeye başladı. Sokaklardan el etek erkenden çekiliyor artık. Akşam karanlığının da erkenden düşmesi ile bir ayın daha bittiği anlaşılıyor. Mevsimlere ait aylar, mevsimi ile biterken acele…
Ben ki;Sabırsız bir Musa’yımHızır’ın yanında.Âsam kırık, pabucum yırtıkHikmet yolunda Yollar cennetin sırrı dünyaya açık edilmişçesine çiçeklerle bezenmiş. Medyen suyu Tuva vadisine doğru dağları ve sahraları aşarak akmaktadır. Az ilerde bir…
uykusuz geçen gecenin sabahı henüz başlamıştı kaç saattir oturup kaldığımı bilmediğim koltukta keyfini çıkarıyordum tatlı bir uyuşukluğun kapanmayan gözlerim, gri gökyüzünü süzerken, hazırlığı yapılan yağmuru kutlama telaşına kapıldım öyle ya, soğuk mevsimleri yaşıyorum kaç yıldır bir türlü…
Coştu gönül arzusu gül yüzünü görmeye,Bozup bozup zevk için tekrar zülfün örmeye,Yolları yordu ayak, yüzüm yol yol ağlamak,Tükendim dil figanda, yetiş hele sor neye.. Ömrümün yakasından düşmedi gam günlerim,Gün gün…
Ruhum daraldı yine Sen'siz, Sen'siz, Geceyi geziyorum sessiz, sessiz. Gündüz kaybettiklerimi bulur muyum diye, Gecede arıyorum yolsuz ve izsiz. ** Ömrüm akıp gidiyor elimden istemsiz, Günüm, günüme uymuyor, hepten dengesiz.…