KREMALI BİSKÜVİ /Feride AKDAĞ
O sabah, içinde adını koyamadığı bir huzur vardı. Sobanın üstündeki ekmeğin kokusu odayı sarmıştı. İçinde hissettiği huzurla pencereye doğru yöneldi, perdenin ardından sokağa şöyle bir baktı. Köşedeki mahalle bakkalı…
O sabah, içinde adını koyamadığı bir huzur vardı. Sobanın üstündeki ekmeğin kokusu odayı sarmıştı. İçinde hissettiği huzurla pencereye doğru yöneldi, perdenin ardından sokağa şöyle bir baktı. Köşedeki mahalle bakkalı…
Dünya, Coronavirüs dolayısıyla alternatif eğitim metotları üzerinde kafa yoruyor. Yüz yüze eğitim yerine uzaktan eğitimin artıları ve eksileri tartışılıyor. Pandemi yüzünden evine kapanan dünya insanları yeniden özgürlüğüne kavuştuğu zaman artık…
Kızlarımla ders çalışırım zaman zaman. Biri kimya mühendisliğinde okuyor. Uzakta olmak engel olmuyor. Bazen telefonda da anlatıyorlar bana derslerini. Bardağı taşıran son damlayı anlattı bana bir keresinde heyecanla. Bardağın 'silme'…
Genç doçent kendisini dikkatle dinleyen bir amfi dolusu tıp öğrencisine yumuşak bir ses tonuyla anlatıyor; -Vakamız yatağa bağımlı. Bırakın yürümeyi, ayakta durmayı oturabilmek için bile yardıma ihtiyaç duyuyor. Destek verilmediği…
Hep aynı yerde otururdu. O taşı zannedersin Hz Adem zamanında oraya koymuşlar da bir daha kaldıran olmamış. Ne kadar erken uyanırsam uyanayım her sabah orada , elinde teşi ile…
vahide sığışmış üçarkadaş yahut yarenayırt etmek güçbirbirinden “bu rodinadan ayrılışın halen süren öyküsüdürvatansızlığın kahreden türküsüdür” ilkin kadid terk etti kentini rodinanınayrılırken gözleri hep ardına bakardısteplerin yurduna,en doğuyaturnaların kanadının donduğu coğrafyagiderken…
1994 yılının Kasım ayı. Takvimler ayın 9. gününü gösterince başladı yolculuğum. Sheremetyevo Havaalanı'na indiğimde heyecanım o kadar yükselmişti ki nefes almayı unutmuş gibiydim. Sık sık nefes darlığı çekiyorum gibi derin…
Uzun zamandır girmediğim salonu havalandırmak için, pencereyi açayım dedim. Daha perdeyi aralarken, bizimki “Hu huu!” diye seslendi. -Nerelerdesin kuzum sen? Bak sana sürpriz hazırladım. Allah’ım inanamıyorum! Onu, ilk defa bu…
BEN KARAYI SEVİYORUMNedir insanların karayla derdi. Bütün olumsuzluklara onu yüklerler.Neden cenazelerde de karalar giyerler. Ölüm müdür kara, ya da yaşamın kötü tarafı mı?Suçu nedir karanın? Kalpleri kötülüğe bulaştığında karaya bulandı…
Genç bir psikiyatr, bir akıl hastanesinde göreve başlar. Hastaneyi tanımak için gezerken, bakar ki hastalar duvardaki bir deliğin önünde sıra olmuşlar, sakin sakin bekliyorlar. Sırası gelen akıl hastası, gözünü duvardaki deliğe…
/Bazı figanlar atiye dairdir..Yarınına ağlayamayanların yarınına ağlamanın yazgısı alnına ilişmiş Kametlerin bülent avaz çığlığıdırBu derde ağlayamamak, hicranın sığlığıdır/ Muhayyilem kırkambarBeynim mısır çarşısıMısralarım yoğun bakım artığı Yargıla lakin kınama beniBen balçıkların…
Bugünlerde Almanca metinler okuyorum bol bol. Ve deyimlerine özellikle kafa yormaya başladım. Bünyesinden İngilizce gibi dünyanın tamamında neredeyse konuşulan bir dil çıkaran Almanca o kadar zengin ve o kadar derin…
Yaşadığım şehir Varşova'da o kadar çok sumak ağacı var ki parklarda, bahçelerde, yol kenarlarında her an karşılaşmak mümkün bu güzelim ağaçla. Sumak, sonbaharda sararmak yerine alevli bir pembe turuncuya döndü…
“Muhabbet her daim yoldaşın olsun Demli gel yüreğim bardağın olsun” Çay. Ne sihirli bir kelime, ne sihirli bir içecek. İçilecek değil sadece, sevilecek, öpülecek, gülünecek, hayal edilecek şey. O kadar…
Mektubuma cevap diye üç damla yaş göndermişsinbir dipsiz bakışbir süveyda kaos,ki arka planına işlediğin gülümsemeyi koklayabiliyorumkotarabildiğim kadarıyla bu cılız ruhumlaseni anlamaya ziyadesiyle azimliyimsanma ki talimliyimcesaretim için talihliyim belkiçağ yangınında yananı…
Sen, yürüdüğünde baharlar yürürdü ardından, çiçekler yürürdü. Ayak bastığın kurak topraklar çemenzare döner, ellerini semaya kaldırıp dua dua yakardığında gözyaşlarınla beraber rahmet sağanağı boşalırdı mis kokulu bahçelerine. Bülbüller en mutena…
Çocuklar Seni Bekliyor Castellio Dünya tarihinde diktatör denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Adolf Hitler’in Almanya'sından kaçmak zorunda kalan ve her türlü totaliter, baskıcı rejime karşı, insanlık onurunu…
Gurbet ne tarafa düşer acaba?Bu soru bile insanın kendi gurbetinde olduğunu göstermiyor mu?Gurbete gidilirdi önceden gidenlerin eli ekmek tutardı da hasret katıkları olurdu. Bu uzak diyarlar kimine pazar kimine de…
"Hikmet şarkta doğmuştur, bilgi batıda." derler. Binlerce yılın birikimi bazen bir hikayede karşınıza çıkıverir. Bazı hikâyeler zamanla klasikleşir ama asla eskimez. Böyle klasikleşmiş bir şark hikayesi dinlemiştim:Vakti zamanın birinde, fakir…