Yolculuk / Yaşar Beçene
Bu ıssız yerlerde ıtır kokusuApansız rüzgârın önünü keserBak çoktan bölünmüş ayın uykusuKayan yıldızlarda sırlı her haberBu ıssız yerlerde ıtır kokusu Ah yorgun ah bezgin kaldığın andaHadi der mırıldar narin bakışlarİfritten…
Bu ıssız yerlerde ıtır kokusuApansız rüzgârın önünü keserBak çoktan bölünmüş ayın uykusuKayan yıldızlarda sırlı her haberBu ıssız yerlerde ıtır kokusu Ah yorgun ah bezgin kaldığın andaHadi der mırıldar narin bakışlarİfritten…
Bu nasıl bir şey, bence tanımlanmamalı... Her tanım onu sınırlandırmak olur, bir kalıba koymak... Oysa aşk her gün yeni bir anlam kazanmalı, hatta bazen manasını kaybetmeli ve mantığını. Sonra yeniden…
Dikkat dikkat bu bir gezi yazısıdır. Şimdi efendim köşe yazısı, öykü derken kendini şiirde bulmuş biri olarak dedim ki neden bir gezi yazısına da burnumu sokmayayım. Affedersiniz kalem atmayayım. Olur…
gel desem ulaşmıyor sesimduy desem sesime ben sağırtut desem pare pare toz bedenimdenaralık kalsın , aralık kalsın ben türkü olsam ozanlar susarben yol olsam seyyahlar döner eveşimdi göçmen kuşları bileköy…
Tatlı bir huzur kaplamıştı içini. Gözlerini açsa sanki bitecekti bu güzel an. Gerçek miydi yoksa rüyada mıydı biran emin olamadı. Dinlemeye devam etti. Harika bir melodiydi bu. Hem tanıdık, hem…
Oturduğum masalardan başladı benim sürgünüm.Sonra gönülleri sürgün etti evlerine, işlerine düzenlerine aşık kavmimin.Bir sabah uyanıp her yanımda yaralarını hissettim, cüzzamlı bir hastalığın.Bakışları bunu söylüyordu, etrafımda kümelenen tüm fısıltıların.Sevgi saygı insanlık…
Hakikatin peşinde yorulmaksa eğer hayat,Yaşamadım.Bir nehirde temizlenip durulmaksa eğer hayat,Yaşamadım.Zirvelere tırmanarak geçebilmek dağları,Bir bir parçalamak göğsündeki eraciften ağları,İncitmemek ayırmadan ölüleri sağları,Heyhat yapamadım,Ben beni aşamadım.Artık güzündeyim uzun ince yolumunDerdest hüzündeyim takati…
Anam yok dert yanayımBabam yok dayanayımYar gelmemiş ayayımGönlümün gök yüzüne Çekmez gönül kantarıNeşe yok gam ambarıBürür bu şom zemheriHüznümün örtüsüne Kâh baygın kâh ayılmışBitmeyen yolda yılmışÖmür gün gün takılmışVaktin tel…
Kottbusser Damm’daki kütüphanedeydim. Raflarda titizlikle bir şeyi aradığımı ve bulamadığımı anlamış olacak ki görevli kadın yanıma geldi ve yardımcı olmak istediğini söyledi. Teşekkür ettikten sonra “ich suche Zweig” dedim. Zweig’i…
Aç kalbinin kafesiniSal gitsin ürkek güvercinleriRuhun titrek bir mum ışığıBedenin bir ülkenin soğuk kışıYüzüne yansımış yakamozlarGöz bebeklerinde hırçın dalgalarGecenin sukutudur çığlıklarGöz yaşlarındır parlak yıldızlarÇekilmiş kirpiklere sukûtî sürmelerDost bildiklerim karanlığın yareniBaykuşlar…
yine kayboldum, istasyonun adı lazım değilistasyonun bilgecesi gözlerinşehri, yönü, numarası farketmez bir treninyön'bilmez vagonlarında ağlamak marifetimsırtımda dünya küskünü bir mazeretinçulha yalnızlığıyla selamlıyorum yalnızlığını dizginlenmiş mazeretlerin Kötürüm bir güzelliksin neyleyimSana olan…
İki poğaça alabilir miyim? Tezgahtar biri peynirli diğeri zeytinli iki poğaçayı poşete koydu. Yolumun üzerindeki bu pastane uğrak yerimdi. İşyerinde sabah çayı bu saatlerde hazır oluyordu. Bir bardak çayla birlikte…
Eskiden cüzdan falan yoktu çoğu insanda. Ya da vardı da zenginler içindi öyle şeyler. Bizim gibi fakirler, olan biten üç-beş kuruşunu ya koynunda, ya boyunlarına astıkları veya kuşağının kıvrımlarına yerleştirdikleri…
Bir adam umudu bulduVe karşılıksız bıraktı insanların gözlerindeBakışlar keskin bir susturucuHerkes gördü bahar çiçeklerini birindeAdam sakince yere bıraktı onuElleri bembeyaz yüzündeGitgide kırıştığını fark ettiÖmrünün serverliğindeO da yıllardır amacını arıyorduOysa ne…
Günlerden Cuma , haftanın son mesai günü…. İncecik yağmurun altında duran , iki vagonlu kırmızı tramvay Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne benim gibi bedeni ve ruhu yorgun…. Rüzgârın…
Takvimler döküldü yaprak yaprak, zaman değiştiSaçlarıma düşen akta imtihan değiştiEvhamlar çaldı huzurumun nikabınıTükendi nev-baharım derman değişti Güveler sardı ruhunu zamanın, an değiştiGönülde vicdan, akılda izan değiştiİhanet sarmalında işlendi bu cinayetŞaştı…
Aşkın mukim dili selsebil gibiYanmış yüreklere hep inşirahtırLeyla’dır çöllerde Mecnun’un gülüBülbülün mirası bir gülden ahtır Hal ehli derdini gözünde saklarKapanmaz yaranın adı hicrandırGeceler onlarda gelip sabahlarYüzleri seherden daha rahşandır Mestane…
Mavinin en açık tonundan en koyu tonuna doğru uzanan denizin kenarında, irili ufaklı taşlarla arkadaş olmuş kumsalda uyuyorum ben. Taşların sıcaklığı bedenimi tatlı tatlı yakarken gözlerimi açıyorum. Denizin tuzlu suyu…
Yusuf olmak zannederdim kaderimi Gönlüme Züleyha nârı düştü, Omuzlarım kaldırmaz oldu gururumu Benliğim nefis harbine yenik düştü. Kirpiklerim engel olamıyor göz pınarıma Damladığı her yere birer volkan düştü, Lav olup…
..... Sevdânla kuşatıldım dört bir yanımdan Roza, Ya gönlümü tutsak et ya çık aklımdan Roza. ..... Sîneme saplanan ok gibidir her bakışın, Sevdikçe ölmekteyim anla hâlimden Roza. ..... Dikenli sözler…