An den Hängen des Taunus! / Yaşar Beçene
Tief in meinem Herzen…Es gibt immer irgendwo.Wie bunte Blumen an den Hängen des Taunus! Du bist derjenige, der den frischen Frühling bringt!Wenn es eine dunkle Nacht ist und die Sterne…
mavi bir yorgan gibi örtmeliyiz şiiri
sevdamızın, kavgamızın üstüne
fm
Tief in meinem Herzen…Es gibt immer irgendwo.Wie bunte Blumen an den Hängen des Taunus! Du bist derjenige, der den frischen Frühling bringt!Wenn es eine dunkle Nacht ist und die Sterne…
Soğuk bir ıslıkla soyundu mevsim,Hırpani, safran esvabındanDöküp parçalarını bir bir ayakaltınaHaki bir halıyla sakladı.Kuşanıldı bol bir kefen,Ric'atsız bir seferdi umulan, Sonra yorgun bulutların arkasındanÇocuk heyecanıyla belirdi güneşBir muştunun kıvılcımı,Nim-tebessümünde gizliydi,Vakit…
İçinde kitap kitap cilt cilt dert biriktirip deCafcaflı laflarla yürekten diyemem ki bahtiyarımSaklanmışım çoktandır gülen bir yüz ardınaBilmem kaçıncı sayım kaçıncı ince hesapHep bir tarafım eksik öteki yanım noksanNe gülmelerim…
kim bölüşür ekmeğini seyrek umutlatüfeklerin sayesinde gün b/ölüştüren kimsahiden bir çıkış varsa bu güncel anafordan(Lütfen) önce bana söylemelisinve ekimbir eylül terkisinde g.izlenirki insan severken filizlenir babamı özlüyorum bu ayıp değilülkemi…
Şair ve Ebrucu Ayşe Beçene Hanımın Cizlavet Akademi programında canlı olarak yaptığı ebru çalışması.
Kim derdi baharım kışa dönecek,Kırılıp döküldü dallarım benim.Belli ki bahtımın şavkı sönecek,Hazâna uğradı yollarım benim.…..Sevmek bir hayâldi, hayâlde kaldı,Vuslat bir masaldı, misâlde kaldı.O yâr çok uzak bir mahalde kaldı,Boşluğa uzandı…
Kuru bir yaprak gibi savruldu hayatDert keder ızdırap her tarafSevdiklerim çok uzaktalar artıkBu hayat yük bana bu dünya araf Hevesler boğazımda düğümArzular deli gibi kaçarUmut sade bir hayal artıkRüyaların ömrü…
Diline vakıf ol, halini dinle,Devrin hitabında erkanıharplerİnsanda hiç eksik olur mu hile?Dünya serabında erkanıharpler Napolyon mağluptur general kışaHanibal Alpler’de yürümüş boşaAttila kimlerle kaldın baş başa?Teneşir kabında erkanıharpler Kalem mi, kılıç…
Her hayalimiz sihirli bir fasulyeGöğsümüzden göğe yükselmişEbemkuşağının sonundaki defineYedi renkli umut üç kutlu cemreduvar yıkılsınkapı açılsınpencere ışısınAçılmadı korsanların hazine dolu sandığıAhraz bir haydut papağanların inandığıAltın nesilleri aldı kaçtı bir dağaAttı…
Sen bana "bizi anlat" mı dedin Ey Can?Nasıl yaparım nasıl ederim?Koca okyanusu bir zavallı bardağa nasıl sığdırırım?Beni ısıtan ışıtan güneşimi dürüp de bir cam parçasına nasıl yansıtırım?Dünyanın bütün yeşil çimenlerini…
Hatrımı saymadi felek, namerdi gümrah eyledi.Bir güzelin düşüne şu gönlümü emrah eyledi.Nice kuyular dök dedi içini, vermedim sırrım.Yoruldum, bir ulu dağa yaslandım da, ah eyledi.. Kavuştu aşık maşuk, sağır olan agâh…
Sen söyledin mi hiç göz yaşınla serenat,Hüzünlü bakışlarınla bir şarkı hiç..Dağınık zülüflerinle bir sevda türküsü,Notaları acı keder ve sevinç. Başın ellerin arasında, yere oturmuş,Dudaklarına bir kilit vurmuş,Kalbindeki feryadla kavrulmuş,Bir yangınlı…
Şiir yazdığım vakitler, okuduğum dakikalar, "en yok" olduğum zamanlar. ....bir şiir.... bir ben ve bir de aramızdaki o garip duygusallık. Bir şiir arası veriyorum, terkediyorum alemi, evet...bir şiir.... bir ben,…
Ilık ılık kanıyor köklerimParmaklarıma dokunuyorYabâni mürekkeplerFosiller üşüşürken bengi suyumaHeyelanlar başlıyor o yerdeSökülmeden yeşil tuvallerToprağımdan ıslak ve tutkuluGüneyden esiyor şimdi poyrazBoğulan denizin gölgesindeAyaklarıma sökün ediyorHummalı adamlarOksijeni kesilen hastayımNefesimi yutuyor sankiGöğüme uzak…
Hangi akşamın kızıllığı bu sinen gözlerineYüzünde gümüşten çizgiler,Yağmur uğramış semtine ardında toprak kokusu “Şimdi uzaklardasın….” Radyoda çalan şarkıdanUzaklığını yakın etme telaşı yemeğin buğusunda Elinin tersiyle yüzünden yağmurun izlerini silmenin yarışıBiraz…
Yol uzun nefesinde sanki kış yorgunluğuAyakların eylülde sanki sararmış yaprakDuman çökmüş gözlere çiğ düşmüş buğu buğuDaha hızlı akıyor ömür denen şu ırmakHayat gelip geçen acı tatlı oyunmuşZamanla kaybolur simandan izi…
Serazat bir tohumdum esen yeldeSavurdu beni, kondum saçındaki nişan telineDerken düştüm, kirpiğinin en ok yerineYüklendim gözünün nemini, doldum alabildiğine.. . Kirpiğin bıraktı emanetini, damladım gönlüneSaçtım içimdeki zerreleri her zerresineÜşenmedim, kök…
Sonra bitti Alıp götürdüler elinden tutup Ardından baktı Züleyha Garipliğini duvara yaslayarak Karanlıktı Zavira Lakin misafiri apaydınlık Döndü arkasına son tebessümle Yusuf Gönül deryasında dalga “Yusuf” dedi yalnızca Yusuf’u diyebildi…
Yalnızlığın sırlı ikliminde arıyorum kendimi köşe bucak Bir rüzgâr bekliyorum, ruhumu bu mezbeleden savuracak Tek tek koparıp zihnime atılmış her bir kemendi Yollarına düşeceğim, bütün şaşaaları geride bırakarak Işığını avuçladım sevdanın, ezgisinde…
Perişan hâlleri anlatsam biraz Bilirim kalbin de kalbimden geçer Bitmeyen gelgitler tüketir az az Bu gönül ne zaman aşkından içer Perişan hâlleri anlatsam biraz Çok zaman tersine esiyor rüzgâr Her…