mavi bir yorgan gibi örtmeliyiz şiiri
sevdamızın, kavgamızın üstüne
fm
SahiSürülerimiz vardı bizimUğultulu çan sesleri yırtardı maviliğiKöpek havlamaları korku salardı kurdaİnceden buğuyla dolardı havaAlıçAcı çağlaDağ kirazı toplardı çobanlarBir çiçek deniziydi kırlarÇocuklar oyunlarla pür sevinçGünler anneAkşam babaSofralar çokluk bulgur yufkaHer komşu…
Bütünleme/ dert notları
Fotokopicide bulunmaz
Ümmü’ah bir kuşatmanın illegal söylencesiyiz
Yokuz mesela adresimizde
(daha&helliip;)
zambaklar açılsın geçtiğin yolda
güller tebessümle hoş geldin desin
parlayansın sürekli karanlıklarda
karanlığı delen aydınlık sensin
(daha&helliip;)
İnsan denen şu varlık ne çoğul ne tekilmiş
Duyarlı sinelerde kan süzülmüş, çekilmiş
Art arda fotoğraflar, videolar çekilmiş
Bollukla kalp dağlayan radyasyon çiçekleri
(daha&helliip;)
Şiir: Habibe Yücel
Resim : Ayşe B.
MUTLULUK
Dünyada mutluluğu aramak beyhude iş
Yaşlandıkça artan gözyaşlarına şaşırmayacaksın hiç…
(daha&helliip;)
“gurbet kuşlarına”
kırıldı billur kasesi kum saatinin
olanlar ve olmakta olanlar meçhule
buzdağlarının ötesine giden bir gemi gibi
kırlangıçların hiç olmadığı
hiç göç etmediği yere
(daha&helliip;)
diline hüzün değdi çocukluğumuzun dondurma aramaz olduk şımarmaz olduk çay bahçelerinde
(daha&helliip;)
dün gece rüyama girdi bir peri
yıldızlar yanında sönük sönüktü
nurdan bir meşale gibi elleri
gözleri ceylandan daha büyüktü
(daha&helliip;)
Evet,
tuvalime yansıyan ömrüm
çocukluktan gençliğe tebessüm
şimdi gözlerimden
geriye bir hüzün
(daha&helliip;)
Memleketim gibisin
Gözlerin en derin ocakların kömürü
Nasıl umut oluyorsa kömür memleketim insanına
Gözlerin de öyle umut oluyor bana
(daha&helliip;)
Şiirlerce
Bakalım nasıl kalkacak bu tren gardan
Zira kahır yüklü vagonları,
Acaba taşıyabilecek mi rayları?
Acı bir şafak türküsü gözlerin
Hasret kurşunu bu göğsümü delen,
(daha&helliip;)
Ondört asır sonra anladım ki,
Senmişsin yana yakıla aradığım,
Şu içimde onulmaz diye sandığım
Ne kadar yaram varsa cümlesine dermanım.
(daha&helliip;)
Hayallerim sisli puslu bir bodrum katına hapsedilmiş
İncir ağacını görmüyor parmaklıklı küçük penceresi üstelik
(daha&helliip;)
Hasret var içimde.. annem uzakta
Ah geçmek bilmiyor suskun zamanlar
Gün düştü bak yine akşam olmakta
Annemi anlatır tüllenen anlar
(daha&helliip;)
Asırlık bulutlar karartmış günü
Unutulmuş terbiyenin önemi
Sevdalısı çürütse de ömrünü
İş gider tersine sınav dönemi
(daha&helliip;)
Ahh! Karanlık gece
Gecenin kıvırcık saçların da
Aydınlık düşler kuran siyah çocuk
Sen doğarken ölmüş anan,
Bu yüzden emzirmez seni doğduğun topraklar
(daha&helliip;)
Hangi kuşun kanadında düştün
Ne zamana kadar taşıdı seni
Ya da sen onu ne kadar ısıttın
Canın yandı mı acaba
(daha&helliip;)
Sızlanmanın gereği yok
Düş ağrısıdır geçer birazdan
Üstüne bir bardak gül şerbeti iyi gelir
Nerden bulacaksak
(daha&helliip;)
sesinde sarhoş olduğum
yumuşak bir hardı yanan
kıyısında siyahı aradığım
büyük bir denizdi liman
mavilikler içinde sandığım
renksiz bir suydu deniz
dalgalarında kaybolduğum
ıssız bir adaydı yuvan
ulaşmak için çırpındığım
bitmeyen yoldu sonun
hep görmeni beklediğim
buğulu camdı gözüm
(daha&helliip;)
Gözlerinizde hiç bilmediğiniz hayatlar
ve bu hayatların acıları saklı
bir kişinin ağlamadığına
gökyüzü şimşek çakıyor
bilseniz, tüm yabani sesler
aynı ormandan geliyor
siz duymuyorsunuz diye
sesler yok olmuyor
düşünün,
yolunuzdan kayboldunuz mu
Sonra öğrendim tabii
ben çoktan yolumu kaybetmişim
(daha&helliip;)