mavi bir yorgan gibi örtmeliyiz şiiri
sevdamızın, kavgamızın üstüne
fm
Değerli Dostlar,Tabiatın usul usul uykuya daldığı ve hüznün en koyu tonlarda yanımızda kaldığı bir dönemdeyiz. Şimdilerde Sonbahar son gösterisini sergiliyor pastel renklerle. Hayat bir şekilde akıp gidiyor işte. Elbette bizler…
yine kayboldumyine aynı şehirdeyine aynı şekildeunuttum schindler'ın listesinde kaç çocuğun olduğunugazze'de kaç çocuğun öldüğünüunuttum wladyslaw neden ağlamıştıunuttum wladyslawa neden ağlamıştıkve pijamalı çocuğun neden öldüğünü beni en çok çocukluğumdan eksiltgönenmeyeyim uzaklığınaçatal…
Birden başlar yağmurBasar ve basar ıslak bir melodi eşliğindeKorkuyorum demek isterdimAma ağzım kulaklarımda, ellerim yağmuru hissetmekteNeden bir acayip olur bu akşam saatleriGök kahve, şehrin ışıkları mahmurAğlamıyorum ama ıslanıyor gözlerimIslanıyor yaprakları…
Katar katar gidiyor, her yerde göç kervanıŞekva edip de deme revamı bu çektiğimAllahdan başka var mı hani sarsın yaranıDeme sakın ha boşa gitti bunca ektiğim ! Meşakkat dünyası bu neşesi…
Yorgunum, merdivenin basamakları çoğalıyorYılların dertlerine kalem de ağlıyorRuhum yücelirken bedenim bitiyorAnlatamadım duygularımı, ahirimde yorgunum Yorgunum, dört duvar arasında yalnızEllerim titrerken kayıyor bir yıldızGözlerin derinliğinde yanar sarı anızKavururken yazın ateşi, yorgunum…
Frank Darabont'un yönettiği ve Stephen King'in aynı adlı romanından uyarlanan "Yeşil Yol" (The Green Mile), sinema dünyasının unutulmaz eserlerinden biri olarak kabul edilir. Ancak bu film sadece bir Hollywood yapımı olmanın…
Türkü türkü yanacaktım Yusuf’umDertli'nin sazında tel bulamadımHer gece vuslatı umdum eridimDeryalar oldum da sal bulamadım Ağıtlar yaktım yırtıp bağrımıAğladım ağladım Yusuf'um diyeGözyaşım tufan oldu dabu yangınıSöndürmedi bilesin Yusuf'umDenizi, ırmağı içimeDoldurmadı…
Beni gurbette yalnız koma,Kalbime kurbetin tahtını kur.Gayretime şevk aşısı nakşet,Kulluğumda kalmasın kusur. Fesat istilasında mevsim.Gecikir Hızır kanatlı nesim.Heyecansız çıkarsa sesim.Alnıma diriliş busesi kondur. Sürgüne yolla korkularımı.Cümle şerirden koru aklımı.Rızana erdirecek…
Bir çocuk annesini doğuracaksa yalnızlığından,Güvercinler yalpalayarak uçacaksa,Ve tweet atacaksa küskün adamlar,Bir yorgunluk olmuşundur kendi adında. Sever misin gülmeyi güneşliklerden sızdığı gibi güneşin,hüzün dediğin bir Hilmi Yavuz şiiridir artık.perçeminden nur kopardığın…
Dilemma Su döngüsü sanki yaşadığımız Münib,Hint okyanusundan asumana,Semadan Arap denizine berrak tüneller.Kıyıda melez bir çocuğun saçını yıkadığı musonlardan değil,Açeyi yerle bir eden tsunamilerden bahsediyorum. Ne maviyi seçmek kolay.Ne depremden kaçmak…
Uykusunda deniz ve semaAyık gezen ruhları avlamaktaUfkunca haykırmakta dalgalarAşığım aşkın sesineNesnesinde alev saçan firakınKim kalmış ki vuslatın gölgesindeKimden yana bu bulutlarKiminle açılır buutlarAşkın sermesti semaHırçın dalgasına vurgun edaBilmem ki kaç…
Biz bir ifrit devrin garipleriyiz,Mahpus ve muhacir, gaipleriyiz.Hem zail hem mahdut şu gamhânedeHüzün seferinin galipleriyiz.. İster hezimetin hicranı sarsın,İster bu zorlu yol zafere varsın,Hakkın muradıdır kul hep yakarsınHer halde inanmış…
Karanlık bir sonbahar mı gelenŞehrin ayazı mı yoksa seyredilenAşk mı yoksa Eylülü Ekime Kasımdan önce sevdiren Asırlar boyu yaşayan kırlangıçtır sesi en derindenMasmavi gündüzü yağmura bırakıp gelenYıldızların ışığı güneşin aya…
Hilmi Yavuz’a ben…öyle bir zaman içindeöyle bir tarifin meçhuluöyle bir sesle beraberne yana uçacağını bilmeyenkanatları mumdan bir kuş olmuşumben…hani şimdi, gözlere küsmüş deliguguk kuşu ve kengel misaliçağların mengenesinde bir ahöyle…
Sararıp soldu günler mevsim sonbaharSavruldu takvim tükendi aylarTerki diyar eyledi yine göçmen kuşlarAyrılık uğultusunda yapraklar rüzgarYürüyorum dolu dizgin yağmur iliklerimdeAçar mı kır çiçekleri yolumun üstündeSıra serviler gibi süzülüyor hayallerimSarılmış kasımpatı…
Bir zaman körükler durmaz, coşardıİnleyince örsler kalmazdı cürufBaşka değil, hizmet için yaşardıGözünü süzerdi Demirci Yusuf Dalgalı sulardan münbit sahileKabul olmuş bir duaydı aileTufan uğramadan önce bu ileGülşen, lalezardı Demirci Yusuf…
Mavi bir ışık süzüldü bugün hücremden içeriAldım onu sakladım gözbebeklerimde ,Sonra tuttum bir köşede sessizce nicedir beni bekleyen kağıdı kalemiNasılsın diye sor dedi ışıldayan mavi,uzun zaman oldu görmeyeli..Haklıydı çok uzun…
Kalem elde bir destan karalar gibisin dost, Zaman zaman kanayan yaralar gibisin dost. ~~ Yakamozlar parıldar mısraların üstünde, Med cezîre tutulan dalgalar gibisin dost. ~~ Bazen bir tesellidir bizi ayakta…
Ayrılık tâ ezeldenDîllerde yâre gönülKavuşmaktır tezeldenBu derde çâre gönül Gözünden akar eşkinSevdânsa baştan aşkınKülhanında bu aşkınYanarsın nâre gönül Gün gelir gülzâr solaÂteşi gönle dolaSâyesi acep n'ola?Düş de gör hâra gönül…
Nefsime derim ki ; Geldin, gidiyorsun ey cân !Gün, aydı mı gözlerini ?Yâ Mennân !El-emân ! Sarılırken ak kefenineAnd olsun ! Kirâmen kâtibineDönüp de bir bak mâzineAğla gözlerim ağla Hebâ…