Sen Yoksan / Doktor Ekrem Yurtsever
Hani iki yeşil ağacın arasında Bir ağaç vardı ya Yaprakları mürdüm demiştik Sen gittikten sonra Baktım ona Mürdüm değilmiş Siyah gibi bir şey *** Mürdümse bile Seninle baktığımız zamanki gibi…
Hani iki yeşil ağacın arasında Bir ağaç vardı ya Yaprakları mürdüm demiştik Sen gittikten sonra Baktım ona Mürdüm değilmiş Siyah gibi bir şey *** Mürdümse bile Seninle baktığımız zamanki gibi…
Zulmet zeval bulurken güneş battığı yerden doğuyorMüjdeler var diyarı hicret olanlaraVatanımda gurbet yaşayanlaraGün doğuyor gün! Pes etmeyin bitiyor sürgün…Ellerinde beraat mührü dört nala koşuyorlar doludizginÜmidimi heyecana boğuyor geleceğin coşkusuDilimde hece…
Sabahın alaca karanlığında elinde küçük bez bir çanta içerisinde biraz peynir biraz zeytin bir parçada ekmekle yürüyordu yolları.Her gün yapa geldiği bu yürüyüşler sesli düşünmesine sebebiyet veriyordu. “Nereye neden gidiyorum,…
Harladım hem ocağı hem gönlümüDostum var, gömdüm toprağa ölümüSohbette konuştuk solmaz gülümüRuhum ısınırken çay eksik olmaz Canana methiye can'ın dilindenSelamı gelir o yarın elindenNasiplenir gönül çeşmin selindenGözler yaşlanırken çay eksik…
Geceler ne kadar uzun olabilir bir fikriniz var mı? Ya da ne kadar korkutucu olacağı hakkında bir deneyiminiz! Ya da beklemek denilen şeyin ne olduğunu gerçekten biliyor musunuz? Rüzgarın…
Ne çok yabancı varmış hayatımda,En yakın sandıklarım bile uzakmış aslında,Aynadaki bu yüz de bir meçhulmüş haddizatında,Manasını bilmediğim donuk bir surat var karşımda. Kalemin yazdıkları saçılınca açılıyor perdeler,Toprağın bağrına kök salan…
Bırak dursun dönmesin kadranı beyaz plastik saatinGece uzunİstemsizlik de eylemdirTüretilmiş bir çaresizlik acımış çay tadındanC'ansız yayın, kalabalıksızlık der Verlassenheit Susmadan önceki çığlık buOndan biraz yutkunuşbiraz boğukbiraz astımKekeme sesler uğultusuYurtsuzlar korosundan…
Dünya Âdem ata Havva ana unuttular İlâhî emri bir anda ve Düştüler vatandan çok uzaklara Ve ayrılık ve gözyaşı yıllarca Tuzaklarla doluymuş meğer dünya İdris sonra, zorlu sınav Pes etmek…
Huzurevinde yaşayan 92 yaşındaki Anna ile 37 yaşındaki mülteci Hüseyin'in hikayesinin anlatıldığı Sil Gözyaşlarını Anna isimli roman taslağında geçen şiirsel bir bölüm: Beni gömdüler AnnaEllerim tutarken elleriniGözlerim dokunurken yüzlerine Hislerim…
Sabahın erken saatlerinde uyanmasa minik yavrum belki kendimi mahkum ettiğim yataktan çıkmayacağım. Sadece uyumak istiyorum. Her şeyden kaçmak için uykuya tutunmaya ihtiyacım var. Evet işte tam olarak eksiğim bu...…
Yağmur damlaları süzülüyor buğulu pencerede,Biraz ürkek biraz yalnız biraz avare,Ruhumu hatırlatıyor bana bu haliyle,Yıllardır izini yitirdiğim yabancı bir çehre,Şimdi başbaşa kaldık senle bak bu son perde. Bir oda bir yatak…
kim o beni uyandır, sızlayan varlığınla uyandır masada kahvaltı kurulmuş kendiliğinden eski pijamam, kirli bardak, camdan sızan gölgeler tavandaki gıcırtı ve uygun yükseklik, hepsi masada beton ya da ahşap, evler…
Biliyorum Kocaman kucaklar açmışım bilmeden Küçücük mutlulukların arkasına saklanmış kederlere Büyüdükçe büyümüşüm gitgide Hiç acımaz olmuş kanayan yaralar Sonsuz umut yer etmiş kalbimde Bir bahar-bahçe olmuş sevdaya vuslata Sana ve…
... İlerleyen saatlerde genç kadını eve bıraktıklarında, içinde bin bir duygu ile testi yaptı. Ama sonuca bakmaya cesareti yoktu. Öyle ya yıllarca kaç kez ümitlenmiş ve kaç kez hayal kırıklığı…
Matematiği sevmenin ve matematik sorularını çözmenin ayrıcalık sayıldığı sınıflarda geçirdim çocukluğumu.Başarılı olmak eşittir matematik bilmekti bir anlamda.Bu ayrıcalığın bende bıraktığı histen mi bilemiyorum; “Matematiği seviyor musun?” sorusunun cevabı benim için…
5.Bölüm FERYAT EDEN ANNE Bizi bugün başka bir bölüme götürdüler ve orada bütün parmak izlerimizi aldılar. Normalde parmak izi alınanlar bir gün sonra serbest kalıyorlar ama yarın pazar olduğu için…
Kuralım yeniden Babil’in Asma BahçeleriniUçurtmaları takılmasın Çin Seddi’ne çocuklarınGökyüzü yangın yeriOkyanuslar tutuşmuşAğaçların ağıdı sarar bozkırıMumların gözyaşı eritir betonuDağları koysan üst üsteDeğer mi!Alevden zambaklar şehrineGökten inmiyor yağmur…Ateşleri söndürürTutuşan fidanların sızlayan sütüSerçe…
izbelerin devingen kahramanlarına üşümek kuralsız hayal kurmaksadöşümde taşıyorum kışını yangınların göçe memur Kırlangıçlar soruyor adını ilkinkararsız kalıyorumya’saklanıyorum şehrin gri gölgelerindeokyanus imgelerindekoyu mavi susuyorum daha sıcak şehirlerde daha çok üşümenin kurgusuveremli…
Sabahtan beri şehri yukarı aşağı yürümüştü. Ayakları artık onu taşıyamayacak hal almıştı. Parkın tenha köşesine çekilip oturdu. Etrafını izlemeye koyuldu. Bu şekilde bir süre dinlenip nefesini toparladı. Şimdi tükenmiş bütün…
Gurbette Gelen... (1) “Yurt dışına gidelim mi?” diye sordu genç adam eşine. “Yurtdışı mı? Nereden çıktı şimdi bu?” dedi genç kadın şaşırarak. Aslında eşinin hep yurtdışına gitmek istediğini biliyordu. Kendisi…