Eskiden giysiler yamalıydı Hazeran
Şimdilerde yüzler ve gözler
Derin yaralar üzerinde rengârenk
Yamalarım dedim anavatanım
Ben onlarla varım
Hangi iplik tutar artık bu söküğü?
Hangi iğne geçer ruhun dar kapısından?
Biz ki çiçekli pazenlerde gizlerdik yokluğu,
Şimdi vitrin camlarında sergiliyoruz varlığı;
Ama içimiz darmadağın, içimiz dikiş tutmaz.
Bakma öyle yüzümdeki o sahte nakışa,
Her gülüş bir parça ödünç, her bakış iğreti.
Eskiden sızı içerde büyür, dışı sükût bürürdü,
Şimdi yamalarımız bile gurbet, yamalarımız bile gürültü…
