Çünkü toplumsal kriz esnasında bütün giyo-
tin sehpalarının en iğrenci, en lanetlisi, en uğursuzu olan ve
kökünden kazınması en çok gerekenin siyasi giyotin sehpası
olduğunu söylemek zorundayız.
Jack London’ın Adem’den Önce eseri yeni bitti Bir İdam Mahkumunun Son Gününe giriş yaptım.
Ademden önce insanlık tarihinin ilkel çağlarını hikâyeleştiren bir eser ama görünen o ki çağlar her ne kadar modernleşmeye doğru gitse bazı zihinlerin hâlâ o ilkel çağda kaldığını görüyoruz😔
Zindancının yeterli olduğu yerde cellada gerek yoktur. Ama devam ediliyor. Toplumun intikamını alması, ceza-
landırması gerekiyor. Ne biri ne diğeri. İntikam almak birey-
seldir, cezalandırmak Tanrı’nın işidir.
Syf 19
Bir kraliyet başsavcısının kim olduğunu soğukkanlılıkla düşünmek zor iştir. Hayatını insanları giyotin sehpasına
göndermekle kazanan bu adam Greve Meydaıu’ndaki infazların baş sorumlusudur. Zaten üsluba ve edebiyata düşkün,
iyi konuşan ya da öyle sanan, ölüm kararını talep etmeden
önce gerekirse bir iki Latince mısra okuyan, insarılar üzerinde etki yaratmaya çalışan, özsaygısına önem veren bir
beyefendidir, ey sefalet! Birilerinin hayatının söz konusu
olduğu bir yerde onun ulaşması imkansız görünen kendine
özgü idolleri, klasik modelleri, Bellart’ı, Marchangy’si, her-
hangi bir şair gibi örnek aldığı Racine’i, Boileau’su vardır.
Duruşma sırasında giyotinden yana olmak onun görevi,
mesleğidir. Edebi bir eser olan ve kadırıların hoşuna gitmesi
gereken iddianamesini metaforlarla süsleyip alıntıların parfümleriyle donatır. Kelime dağarcığında taşra için henüz çok
yeni olan beylik sözler bulunur, ifade tarzı kibardır, bir yazar
gibi özenli, incelikli davranır. Gerçeği yansıtan sözcüklerden
Delille ekolünün trajik şairleri gibi nefret eder. Nesnelerin
isimlerini kullanmaktan korkmayın. Yazıklar olsun! Yalınlığı sizi isyan ettirecek düşüncelerini sıfatlarla süsleyerek
gizler. M. Samson’u saygıdeğer kılar. Bıçağın üstünü örter.
Giyotini hafifçe süsler. Kırmızı sepeti imalarla arılaşılmaz
hale getirir. Neyin ne olduğu anlaşılmaz. Her şey yavan ve
kılıfına uygundur. Altı hafta sonra giyotin sehpası kurduracak olan bir söylevi geceleri çalışma odasında keyfince ve
elinden geldiğince hazırlarken gördünüz mü? Onu bir suçlunun başını yasanın en lanetli maddesine uygun kılmak için
kan ter içinde çalışırken gördünüz mü? Bir sefilin boynunu
tutarsız bir yasaya dayanarak testereyle kestiğini gördünüz
mü? İçinden ölüm cezasını çıkarmak için bir metne mecazlar ve farklı anlamlarla kullandığı sözcükler karışımını nasıl
kattığını fark ettiniz mi? O iddianamesini yazarken masasının altında, ayaklarının dibinde celladın durduğu ve zaman
zaman yazmaya ara verip ona köpeğine seslenen bir sahip
gibi: -Sakin ol! Sakin ol! Kemiğini vereceğim! dediği doğru
değil mi?
Geçmişin toplumsal yapılanması üç dayanağın üzerinde
duruyordu: rahip, kral, cellat. Uzun süre önce bir ses: Tanrılar gidiyor! dedi. Son olarak bir başka ses yükselip haykırdı:
Krallar gidiyor! Şimdi üçüncü bir sesin yükselmesinin zamanıdır: Cellat gidiyor!
Eski toplum bu şekilde yavaş yavaş çökecek; böylece kader geçmişin yok olmasını tamamlayacak.
Tanrılar için üzülenlere: Tanrı kalıyor, denebilir. Krallar
için üzülenlere: Vatan kalıyor, denebilir. Cellat için üzülenlere söylenecek bir şey yok.
Ve düzenin cellatla birlikte yok olacağını sanmayın.
Geleceğin toplumunun kubbesinin kemeri bu iğrenç kilittaşı olmadığı için çökmeyecek. Uygarlık birbirini izleyen
bir dizi dönüşümden başka bir şey değildir. O halde neye
tanık olacaksınız? Ceza yasasının dönüşümüne. İsa’nın
insani yasası nihayet anayasa halini alıp etrafına ışıklar
saçacak. Suça bir hastalık gözüyle bakılacak ve bu hastalığın sizin hakimleriniz yerine doktorları, sizin kürek
mahkfuniyetleriniz yerine hastaneleri olacak. Özgürlük ve
sağlık bütünleşecek. Kızgın demir ve ateş yerine yağ ve reçine kullanılacak. Öfkeyle cezalandırılan kötülük şefkatle tedavi edilecek. Her şey çok basit ve çok yüce olacak. Çarmıh
darağacının yerini alacak. Hepsi bu.
15 Mart 1 832
Oysa bedensel acı, ruhsal acının yanında hiç kalır.
Sayfa 43
Çünkü toplumsal kriz esnasında bütün giyo-
tin sehpalarının en iğrenci, en lanetlisi, en uğursuzu olan ve
kökünden kazınması en çok gerekenin siyasi giyotin sehpası
olduğunu söylemek zorundayız.
Jack London’ın Adem’den Önce eseri yeni bitti Bir İdam Mahkumunun Son Gününe giriş yaptım.
Ademden önce insanlık tarihinin ilkel çağlarını hikâyeleştiren bir eser ama görünen o ki çağlar her ne kadar modernleşmeye doğru gitse bazı zihinlerin hâlâ o ilkel çağda kaldığını görüyoruz😔
Zindancının yeterli olduğu yerde cellada gerek yoktur. Ama devam ediliyor. Toplumun intikamını alması, ceza-
landırması gerekiyor. Ne biri ne diğeri. İntikam almak birey-
seldir, cezalandırmak Tanrı’nın işidir.
Syf 19
Bir kraliyet başsavcısının kim olduğunu soğukkanlılıkla düşünmek zor iştir. Hayatını insanları giyotin sehpasına
göndermekle kazanan bu adam Greve Meydaıu’ndaki infazların baş sorumlusudur. Zaten üsluba ve edebiyata düşkün,
iyi konuşan ya da öyle sanan, ölüm kararını talep etmeden
önce gerekirse bir iki Latince mısra okuyan, insarılar üzerinde etki yaratmaya çalışan, özsaygısına önem veren bir
beyefendidir, ey sefalet! Birilerinin hayatının söz konusu
olduğu bir yerde onun ulaşması imkansız görünen kendine
özgü idolleri, klasik modelleri, Bellart’ı, Marchangy’si, her-
hangi bir şair gibi örnek aldığı Racine’i, Boileau’su vardır.
Duruşma sırasında giyotinden yana olmak onun görevi,
mesleğidir. Edebi bir eser olan ve kadırıların hoşuna gitmesi
gereken iddianamesini metaforlarla süsleyip alıntıların parfümleriyle donatır. Kelime dağarcığında taşra için henüz çok
yeni olan beylik sözler bulunur, ifade tarzı kibardır, bir yazar
gibi özenli, incelikli davranır. Gerçeği yansıtan sözcüklerden
Delille ekolünün trajik şairleri gibi nefret eder. Nesnelerin
isimlerini kullanmaktan korkmayın. Yazıklar olsun! Yalınlığı sizi isyan ettirecek düşüncelerini sıfatlarla süsleyerek
gizler. M. Samson’u saygıdeğer kılar. Bıçağın üstünü örter.
Giyotini hafifçe süsler. Kırmızı sepeti imalarla arılaşılmaz
hale getirir. Neyin ne olduğu anlaşılmaz. Her şey yavan ve
kılıfına uygundur. Altı hafta sonra giyotin sehpası kurduracak olan bir söylevi geceleri çalışma odasında keyfince ve
elinden geldiğince hazırlarken gördünüz mü? Onu bir suçlunun başını yasanın en lanetli maddesine uygun kılmak için
kan ter içinde çalışırken gördünüz mü? Bir sefilin boynunu
tutarsız bir yasaya dayanarak testereyle kestiğini gördünüz
mü? İçinden ölüm cezasını çıkarmak için bir metne mecazlar ve farklı anlamlarla kullandığı sözcükler karışımını nasıl
kattığını fark ettiniz mi? O iddianamesini yazarken masasının altında, ayaklarının dibinde celladın durduğu ve zaman
zaman yazmaya ara verip ona köpeğine seslenen bir sahip
gibi: -Sakin ol! Sakin ol! Kemiğini vereceğim! dediği doğru
değil mi?
Günah çıkaran rahibi ortadan kaldırdıktan sonra celladı
hala muhafaza etmek korkunç bir şey!
Geçmişin toplumsal yapılanması üç dayanağın üzerinde
duruyordu: rahip, kral, cellat. Uzun süre önce bir ses: Tanrılar gidiyor! dedi. Son olarak bir başka ses yükselip haykırdı:
Krallar gidiyor! Şimdi üçüncü bir sesin yükselmesinin zamanıdır: Cellat gidiyor!
Eski toplum bu şekilde yavaş yavaş çökecek; böylece kader geçmişin yok olmasını tamamlayacak.
Tanrılar için üzülenlere: Tanrı kalıyor, denebilir. Krallar
için üzülenlere: Vatan kalıyor, denebilir. Cellat için üzülenlere söylenecek bir şey yok.
Ve düzenin cellatla birlikte yok olacağını sanmayın.
Geleceğin toplumunun kubbesinin kemeri bu iğrenç kilittaşı olmadığı için çökmeyecek. Uygarlık birbirini izleyen
bir dizi dönüşümden başka bir şey değildir. O halde neye
tanık olacaksınız? Ceza yasasının dönüşümüne. İsa’nın
insani yasası nihayet anayasa halini alıp etrafına ışıklar
saçacak. Suça bir hastalık gözüyle bakılacak ve bu hastalığın sizin hakimleriniz yerine doktorları, sizin kürek
mahkfuniyetleriniz yerine hastaneleri olacak. Özgürlük ve
sağlık bütünleşecek. Kızgın demir ve ateş yerine yağ ve reçine kullanılacak. Öfkeyle cezalandırılan kötülük şefkatle tedavi edilecek. Her şey çok basit ve çok yüce olacak. Çarmıh
darağacının yerini alacak. Hepsi bu.
15 Mart 1 832
insanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm
cezasına mahkumdurlar