Mektup / Beyruha
Yorgun dallara bağladım ümidimi Tükenirken her yaprağında yavaş yavaş Adadığım adaklara küstüm sen gelmeyince Sonra yeniden başladı içimde O amansız savaş Vuruşurken can siper sensizliğime Bağrımda saplı hançerdir yokluğun "Sen…
Yorgun dallara bağladım ümidimi Tükenirken her yaprağında yavaş yavaş Adadığım adaklara küstüm sen gelmeyince Sonra yeniden başladı içimde O amansız savaş Vuruşurken can siper sensizliğime Bağrımda saplı hançerdir yokluğun "Sen…
Uykunun en tatlısı ruhum dar ağacı bırakmaz peşimi terk ettiğim liman kaç nefes daha var tütmeyen sigaramın yaralı kısrağım korkma acımaz canım soğuk, ıssız, Sessiz, sensiz sokaklarım çıkmaz topladım iç…
Beni bir kelebeğinkanadında arayın,bir karanfilin rayihasında…Bulamazsınız beni kâbuslarda,Ben ki ertelenen rüyaların vuslatında… Beni bir okul bahçesinde,çocukların sevincinde arayın,Bir gencin âtiyi intizarında…Bulamazsınız beni oyunda oynaşta,Ben ki üç asırlık ölünün mirasında… Beni…
Ne olacak ki yılbaşı olunca, bir günlük tatil dışında. İş mi bulunacak KHK”lı işsiz babama? Annem görevine iade edilecek mi bu dünyadan göçmeden? Bizim için indirim mi var mağazalarda? Bir…
Hangi geceyi örtündünŞafağı sökmeyenHangi heceyi büründünSırrı çözülemeyenBir seher kırağısında saklanırmışcasınaBir yağmur damlasında boşalırcasınaHüzmesinde güneşin, bir akis gibiÜşüyen yürekleri ısıtan bir ateş gibi…Görün! desem görünür müsün?Doğar mısın, doğ desem? Taşla-toprakla-dikenle güllenenFıtratın…
Sultanım gelYoluna serdiğimiz güllerle gelAdını anmaktan yorulmayan dillerle gelPare pare olmuş gönüllerle gelÜmmetinden gülenlerle gel Sultanım gelHasret çektiğimiz kokunla gelİmbiklerden geçtiğimiz yolunla gelBaşımızın tacı soyunla gelHira sultanlığını duyanla gel Sultanım…
Gözlerime mil vurdular Oyuncaklarımı aldılar elimden Üzerime ilmek ilmek düğüm attılar Sevdamı aldılar elimden be anne Kaktüs diktiler kalbime Duvarları da çift ördüler Tenteleri de kaldırmıyorlar Kelebekler artık konuşmuyor benimle…
Uzaklığın koynunda üşüyorum. Kollarımı bedenime dolamak yalnızlığımı tanımlamaktan başka bir işe yaramıyor. Aklımda binlerce kelimenin doğurduğu karmaşa içimde yarım kalmış nicelerim var. Söylemek için neyi bekler ki insan? Bekliyor işte.…
Üniversiteden koşar adımlarla çıktım yine. Hep bir yere yetişme telaşı, dolmuşta yer bulma yer bulmaktan öte dolmuş alsa bari umutlarıyla koşturuyorum. Sert rüzgar ve yağmur el ele tutuşmuş oyun oynamakta…
Betonun kemikleri delen bir sızısı var Bu sızının içinden geçen mevsimler var Mevsimlerin umursamazlığı içinde yiten nefesler var Yiten nefeslerin havada kaybolan izleri var O izlerin dünyaya bıraktığı tozlu bir…
Bir al/kış bırakmalıyızAkarken zamanUsangın eylül ırmağındanYılkı endamlı bulutlar inerMenekşe kokulu dağlaraRahvan toynaklardanDalarken yakamozTurkuaz açık koylaraGökyüzünde vurgun yemişKürek mahkûmlarıHükmünü okurkenBuğday yüzüne değenKırgın ebabil kuşlarıKırk kışın ortasındanGeçip giderken a/yazKör yıldızlar eleğindeKurumuş taflanlardanSarar/an…
annelerin ağladığı bir evrende yaşıyorsunelinde gökkuşağı şövalebu çok bir şey değilkulunçları ağrıyan yaş almışlardan sor tesellimendilleri yaşanmışlıklardan işlemeliişte bu bir şeyçünkü mizansen değil gülüşleriçünkü vedaları olağançünkü gülüşleri kanıksanmış bir güz…
Stephan'sız ikinci şükran günü yemeği. Bir önceki yılın yine bu saatleri, ne yazık ki şükransızdı. Battaniyenin altındaydım. Uyku hapı almış olsam da, yatağımda dönüp duruyordum. Yemeksiz, nefessiz ve…
Sebepsiz dağlardı günlerimi güneş Nedensiz gezinirdim şehrin kaldırımlarında Sorgusuz sualsiz örtünürdü gece kentin üstüne Ben, Ufukta bir şeyler arardım Kentimde isyanlar başlardı Her sokak başını ateşe verirdi kendini bilmezler Görürdüm,…
Bir gece ansızın karşıma geldiHeykeli andırıyordu hayalinVuslatla gönlümü kendine çeldiSonra hasretle kavurdu hayâlin….Ben Seni ben Seni gönlüme sardımGittigim her yerde vardı hayalinHayalin nerdeyse oraya vardımApaçık saklanmış sırdı hayalin….. Hayâlmiydi, masalmıydı…
kalıbına dolup şeklini alıyorumher zaman bu böyle mi olurbalık için su, kuş için bulut, böcek için toprakbenim için gayri ihtiyari bir durumakışkan ve farkında olmadanceplerimiz ne kadar kelime alır, yolumuz…
Ah Meri diyor kırılgan kalbim!Gözlerimi yumuyorum öyle usulcaGökyüzünü gri bulutlar kaplıyorDüşlerimde karabasan tuhaf uğultular Nerden çıktı bu zifiri karanlıkBilir misin Meri!Kurtulmak istiyorum tarifsiz hasarlardan…Ruhumu kuşatan inkisarlardan…Ve çiçeklere düşman yalancı masallardan…Yankısız…
BİLİR… Züleyha demez aşkı, Yusuf akar gözünden Aşıklar maşuğunu nazar ve sırdan bilir Anlatsa da dinlesem ilham alsam sözünden Dertliler devasını hasret ve ardan bilir Ağırdır sevda yükü, küçülür kocaman…
Kurşun sıkmadılar sahnede kimseye Kırmızı da akmadı yerlere sentetik boyalardan Şık giyimli güzel konuşan aktörler Perdeler ekranlar meşhurlar gazeteler suflörler Oyun birden değişti, değişti roller Bu sefer sahneye Leyla’yı aldılar…
Bir adam gördüm birkaç gün önce. Başında mavi bir şapka, üzerinde kirli ve eski bir mont, ayağında ikinci dünya savaşından kalmış gibi bir çift bot ve ellerinde parmaklarının ucu aşınmış…