Hasret Bile Güzel Sanaysa Eğer / Zeren
Mahalle arasında maç yapan çocukların sesini bastıracak kadar kuvvetliydi annemin sesi. -Yeter artık akşam oldu eve gel. Daha bu ilk seslenmeydi ,gelinir miydi hiç? Beşe kadar yolu vardı bunun…
Mahalle arasında maç yapan çocukların sesini bastıracak kadar kuvvetliydi annemin sesi. -Yeter artık akşam oldu eve gel. Daha bu ilk seslenmeydi ,gelinir miydi hiç? Beşe kadar yolu vardı bunun…
Yapraklar düşerken takvimlerden İnci/nmiş gözlerinden yaşlar Avuçlarımda yaşar Kanatları inci/den kuşlar Filamingoların gagasında Taze çiy damlası adın Akik taşlarda akan nehirler Fırtınaları soğuran bulut Yakaladım köşe başlarında Saklambaç oynayan caddeleri…
ZindanlarZindan olacak sizeElbet her bir darbenizVahim ferman olacak sizeCahim ferman olacak size...Yürüdüler koridorlarıTebTebTebBetBetBetTebbet Tebbet Tebbet...Açılır, kilitlenir çelik kapılar üzre,Kafeste bir kuş gibi inler nahif kadınlar..Ve kolunda çocuklarYüzleri solgun baharDuvar inmiş…
Bir endam aynası karşımdaAdım sayıyorum kendimeAldım, verdim, ben seni yendim...Yendim, deyip gözgöze geliyorum kendimleYendim...Yendim...Yenildim...Ruhumun ilhamlarına sığınıyor iç sesimDar sokaklardan geçiyor çığlıklarımMağlup olmuş bakışlarımHadi baştanAldım, verdim, ben seni yendim...Yen-dim...Yen-dim...Ye-nil-dim...Bu sefer vurgulu…
İçi boş şeylerin arasından usulca ayrılıp sessizlik arar kalbiniz bütün boğulmuşluklara inat! Zamanın ve mekânın içerisinden ustaca sıyrılıp dingin bir koyak arayışıdır belki de bu. Söz denizi bitmiş…
Bazen sessize almak isterim dünyayı.Geride bir tek dalga sesleri olsun kulaklarımda.İçimi susturmak isterim.Bütün seslerden uzak, sessizliği düşlerim. O vakit sakinlemek istesem bir gölge altında,O gölgelik, muhakkak benim defterim olur..Kalem nefesim…
Mavinin en açık tonundan en koyu tonuna doğru uzanan denizin kenarında, irili ufaklı taşlarla arkadaş olmuş kumsalda uyuyorum ben. Taşların sıcaklığı bedenimi tatlı tatlı yakarken gözlerimi açıyorum. Denizin tuzlu suyu…
Bu ıssız yerlerde ıtır kokusuApansız rüzgârın önünü keserBak çoktan bölünmüş ayın uykusuKayan yıldızlarda sırlı her haberBu ıssız yerlerde ıtır kokusu Ah yorgun ah bezgin kaldığın andaHadi der mırıldar narin bakışlarİfritten…
..Hani şöyle sımsıkı sarılsam..sana dair tüm hasretim,kollarımın arasından akıp gidecek gibi..Senden uzakta geçen zamanın telafisi olacak,zaman sanki bıraktığımız yerden devam edecek gibi..Sancılı sürecin açtığı yaralar,izler kaybolacak..Ruhumdaki tüm boşluklar kapanacak,kalbimde kelebekler…
Bu nasıl bir şey, bence tanımlanmamalı... Her tanım onu sınırlandırmak olur, bir kalıba koymak... Oysa aşk her gün yeni bir anlam kazanmalı, hatta bazen manasını kaybetmeli ve mantığını. Sonra yeniden…
Rabbim! Dedi:Sustu, kış yaprağına düçarKar çiçekleri, ağladı.Oyuklar oyuldu tırnakla.Zemheri üçe bölündü:Üçüncüsü, direndi şafağaAylar hep ve hiç yirmi sekizYıldan ikisi eksik ve fazla.Rabbim!Bütün arda kalan iki ve üçlerHep beyaz yazmaya mı…
Dikkat dikkat bu bir gezi yazısıdır. Şimdi efendim köşe yazısı, öykü derken kendini şiirde bulmuş biri olarak dedim ki neden bir gezi yazısına da burnumu sokmayayım. Affedersiniz kalem atmayayım. Olur…
Bir hal oldu bana Aslım'ı gördüm,Bir şey diyemedim halden utandım.Bilmem hasta mıydı yaslı mı gördüm,Renkten renge girdim aldan utandım. Uzaktan seyrettim yaklaşamadım,Derdimi bir türlü paylaşamadım.Yanına varıp da söyleşemedim,Kurudu damağım dilden…
gel desem ulaşmıyor sesimduy desem sesime ben sağırtut desem pare pare toz bedenimdenaralık kalsın , aralık kalsın ben türkü olsam ozanlar susarben yol olsam seyyahlar döner eveşimdi göçmen kuşları bileköy…
Afrika’ya geleli neredeyse dört yıl oldu. Tropikal iklimin hakim olduğu bu ülkede, yılın 12 ayı, yaz mevsimini yaşadığımızdan olsa gerek, zamanın nasıl geçtiğini hiç anlayamıyorum. Kendimi sanki birkaç ay önce…
Bugüne kadar üç ülkede bulundum ve üç farklı kültür tanıdım. Her birinde yeniden başlamam gerekti. Hayatımızın bazı dönemlerinde başlangıçlarımız, yeniliklerimiz olur. Benim başlangıçlarım en baştan başlamaktı. Sıradan bir hayat serüveninde…
Kottbusser Damm’daki kütüphanedeydim. Raflarda titizlikle bir şeyi aradığımı ve bulamadığımı anlamış olacak ki görevli kadın yanıma geldi ve yardımcı olmak istediğini söyledi. Teşekkür ettikten sonra “ich suche Zweig” dedim. Zweig’i…
Tatlı bir huzur kaplamıştı içini. Gözlerini açsa sanki bitecekti bu güzel an. Gerçek miydi yoksa rüyada mıydı biran emin olamadı. Dinlemeye devam etti. Harika bir melodiydi bu. Hem tanıdık, hem…
yine kayboldum, istasyonun adı lazım değilistasyonun bilgecesi gözlerinşehri, yönü, numarası farketmez bir treninyön'bilmez vagonlarında ağlamak marifetimsırtımda dünya küskünü bir mazeretinçulha yalnızlığıyla selamlıyorum yalnızlığını dizginlenmiş mazeretlerin Kötürüm bir güzelliksin neyleyimSana olan…
Oturduğum masalardan başladı benim sürgünüm.Sonra gönülleri sürgün etti evlerine, işlerine düzenlerine aşık kavmimin.Bir sabah uyanıp her yanımda yaralarını hissettim, cüzzamlı bir hastalığın.Bakışları bunu söylüyordu, etrafımda kümelenen tüm fısıltıların.Sevgi saygı insanlık…