Derkenara Yazılmak / Gökhan Bozkuş
Dinlediklerimizin kaçta kaçı bize kalır diye bir soru ile başlayayım. Ya da okuduklarımızın kaçta kaçı… Yediğimiz elmanın yüzde kaçı kanımıza karışır ve yüzde kaçı başka başka ayrılır bedenimizden? Bugüne kadar…
Dinlediklerimizin kaçta kaçı bize kalır diye bir soru ile başlayayım. Ya da okuduklarımızın kaçta kaçı… Yediğimiz elmanın yüzde kaçı kanımıza karışır ve yüzde kaçı başka başka ayrılır bedenimizden? Bugüne kadar…
Okuyup yazan bir dünyanın okuyup yazmayan üyeleri olmak bizi rahatsız etti. Kalem vardı bir elde ve dilde kelam. Kaleme yemin etti Kur’an. Yazan da duydu bunu. Yazılan tebessüm. Her şey…
Ayrılık çanları çalmaya başladı. Havada hasret kokusu var. Ankara biraz daha kasvetli, birazda sisli. İnsanları eskisinden de mutsuz. Bence şiirlerin ve şehirlerin karakteri vardır. Tıpkı birinsan gibi. İstanbul kimseye yüz…
Yol bulduğunda affetmeyen,Aktıkça akıp berraklaşan,Durdukça çamurlaşan,Kılıktan kılığa giren,Yılmadan dört mevsimde var olan,İllaki varlığa rahmet olmak isteyen,Kızdırmaya gelmeyen,Coştukça hırçınlaşan,Çölde bir damlası hayati önem arz ederken okyanusta sıradanlaşan, ikram eden kişiye kendi…
Kıyıda durmuş üstüne doğru gelen dalgalara bakarken kaçmayı düşünmedi bile. Olur da kaçabilse bilesevdiklerini kaçıramazdı. Kendini kurtarsa bile sevdiklerini dalganın kollarında bırakması gerekirdi. Ozaman kurtulmuş olmasına nasıl sevinecekti? Kurtulmuş olması…
Sevgili…En sevgili…Ey sevgili!Uzatma dünya sürgünümü benim.(Sezai Karakoç)“Aşk gevezeliği kaldırmaz, aşk laubali işi değildir. Dilin tutulduğu zamandır.” Haksız mıdır sence Ulvi?Hani kapı çalınmış, “kim o?” diye bir ses duyulmuş. Kapının ardında…
Merhaba. Ben tırtıl, geleceğin minik kelebeği, yani şey…Siz insanlar bize öyle diyorsunuz. Size şimdikozamın içinden sesleniyorum. Evet burada iyice uçmaya elverişli olmam için sizin saat ve günkavramınıza göre 10-12 gün…
Ne kadar garip değil mi? Belki de vücudumuzdaki en küçük organdır göz. Yeryüzünde ne kadar mana varsa o küçük organdan yol olur, yıl olur, zaman olur, su olur akar ruhumuza.…
Herkese Haziran sayımızdan merhaba.Bu ayki başyazıyı sizlere Kanada’dan yazıyorum. Uzun bir kışın ardından baharı görmek, hemen sonrasında yaz aylarına adım atmak biz Kanadalılar için öyle bir şükür vesilesi ki…Çünkü ben…
Cizlaveti epeydir takip ediyorum. Bu denemeyi yayımlayacaklar mı bilmiyorum. Şansımı denemek istedim. Konuşmayı seven birisiyim. Yazmaya çalışacağım. Eğer okunmaya değer denemeler olarak görünürse arada böyle yazılar göndereceğim sizler de okuyacaksınız.…
Bedeni şehirli ruhu sahralar dolaşan gönlü “ah”larla dolu “bir çöl avaresine” hüzünlü bir günününardından gamzelenen gönlüne kırık dökük birkaç kelam ile su serpmek istedim. Belki de su serpilmeyeihtiyacı olan bendim.…
Daha önce Amin Maalouf için; Bir kimliğe sığmayan aydın demiştim. Amin Maalouf’un denemelerinden olușan Ölümcül Kimlikler- Çivisi Çıkmış- Dünya, Uygarlıkların Batıșı üçlemesi, son zamanlarda dünyamızda yașanan adeta ikinci kavimler göçünün…
Bu yazımda sizlere edebiyat tarihimizden bir kesit sunacağım. Yer yer hayatımıza dokunanlara değineceğim. Dokunuşlar yaparız ve fark etmeyiz çoğu zaman. Birileri o dokunuşla fark ederler kendilerine çarpacak kamyonu, kendilerine gelirler…
Gezi yazılarına kısa bir ara vermiştik. Bu aranın sebebi tamamen gezememekten kaynaklı. İşler güçler dünya telaşı derken buranın kısa tatil dönemlerine merhaba dedik. Almanya’nın en sevdiğim özelliği resmi tatilleri. Tabi…
Nisan yağmurları bereketli gelmişti bu sene. Feride, elinde kitabı olduğu haldepencerenin dibindeki sedirde bardaktan boşanırcasına yağan yağmuru izliyordu. ReşatNuri’nin “Çalıkuşu” romanından esinlenerek koymuştu babası Feride’nin adını. Gerçekten deçalıkuşu gibi cıvıl…
Tekrar bir şeyler yazmaya başlamak için 3.5 yıl geçmesi gerekiyormuş o geceden. Hayatın donması gibi kelimeler de donarmış. Çıkmaması gerekirmiş ağızdan, yazılmaması elzemmiş.Hayat dondu sanki bizler için. Ağlamak istedik ağlayamadık.…
Dönüşüm, Franz Kafka'nın kaleme aldığı toplumların ve toplum içinde fertlerin çelişkilerini göz önüneseren bir başyapıt. Kafka bu uzun öyküsünde kullandığı böcek metaforu ile okuru mecazi anlatımın uçnoktalarına taşıyor. Dünya klasiklerinde…
Ne zormuş ahir zamanda yaşamak!…En kısa şubatı acılar içinde en uzun ay olarak geçirmek!Garipler gibi ölüp kefeni yetişemeden gömülüp gitmek!Ya da;Ölsen de umurunda olmayacaklarla aynı havayı soluyarak hayatta kalmak!Ölmeden çürümek!Çok…
Üşürsün Bazen Mevsimlerin ve bulunduğun kıta ya da yarımkürenin hiç önemi yok. Çölün ortasında ya da Akdeniz'in masmavi sularının kenarında da olsan üşürsün. Mezarının üzerinde :Yurdumdan uzakYağmurlar içindeyimAkşam olduSürgünSusuyor ,…
Bakkaldan koşarak eve geliyorum. Gören arkamdan atlı kovalıyor zanneder. Bir elimdeekmek poşeti, diğer elimde bir kase yoğurt var. Umarım sallana sallana ayran olmamıştır.Merdivenleri büyük bir gürültüyle çıkıyorum. Terlikleri bir o…