amorf / Fuat Eren
kalıbına dolup şeklini alıyorumher zaman bu böyle mi olurbalık için su, kuş için bulut, böcek için toprakbenim için gayri ihtiyari bir durumakışkan ve farkında olmadanceplerimiz ne kadar kelime alır, yolumuz…
kalıbına dolup şeklini alıyorumher zaman bu böyle mi olurbalık için su, kuş için bulut, böcek için toprakbenim için gayri ihtiyari bir durumakışkan ve farkında olmadanceplerimiz ne kadar kelime alır, yolumuz…
Ah Meri diyor kırılgan kalbim!Gözlerimi yumuyorum öyle usulcaGökyüzünü gri bulutlar kaplıyorDüşlerimde karabasan tuhaf uğultular Nerden çıktı bu zifiri karanlıkBilir misin Meri!Kurtulmak istiyorum tarifsiz hasarlardan…Ruhumu kuşatan inkisarlardan…Ve çiçeklere düşman yalancı masallardan…Yankısız…
BİLİR… Züleyha demez aşkı, Yusuf akar gözünden Aşıklar maşuğunu nazar ve sırdan bilir Anlatsa da dinlesem ilham alsam sözünden Dertliler devasını hasret ve ardan bilir Ağırdır sevda yükü, küçülür kocaman…
Kurşun sıkmadılar sahnede kimseye Kırmızı da akmadı yerlere sentetik boyalardan Şık giyimli güzel konuşan aktörler Perdeler ekranlar meşhurlar gazeteler suflörler Oyun birden değişti, değişti roller Bu sefer sahneye Leyla’yı aldılar…
Ne manidar bilir misinAteşinde üşüyen yüreğimBirde çakmak çakmak bakan gözlerin..Şimdi seni düşlüyorumGecenin içindeBir çıkrık sesi, hüzün doluYudum yudum YusufYudum yudum aşkYıldızlara kayar gözümAy ışığında buluşur ellerimizVe ellerimde manasını yitirir eldiven..Zamanın…
asude bir şafağın ufkunda gezer yüzünlalelerin boynunu büker muttasıl hüzün…incinsen, kararır gök, beyaz bulutlar ağlariliğinde kaynayan acının bezmi çağlar…hayret uykularının rüyası senin olursaniyelik mutluluk hülyası seni bulur…açılırsa bahçenin hasret kokan…
Albert Camus - Veba Korkunç olan insan mı hastalık mı? Ya da hasta olmaktan korkup hastalıklı düşünceleriyle boğulmuş insan mı? Ya da duygularını tanımlayamamış kişi mi? İnsanı çıkmaz sokaklara sokan…
Hicret ruhta ufukta, dâr-ı gurbet burası,Ruhumuz pervâza râm, yok yerinde durası.Yoluna vurulmuşuz, yolu boynu kim vura,İçmişiz Yâr elinden, ölümsüzlük cur'a'sı.. Ucuz mu sandın düşmek, çilekeşler ardına,Ayak altında diken, vurmak yolun…
Bütün duyguların düşüncelerinÖtesinden Sen gelsen yeterBütün sokakların caddelerinKöşesinden sen gelsen yeter Dünyada hüküm sürsün figan feryatŞirinine kavuşamasın FerhatAğlasın insanlık dursun hayatBir kez içten sen gülsen yeter Feda olsun yoğum varımHeba…
Kararan zamanlarda bahtına sabır düştüAcıların bir değil binlercesi üşüştüÖmrünün gerisinden ölü ve dirisindenBildiğin yalnızca O; bekleme birisindenEylül olsa da mevsim kaybolmuş olsa isminHayatın tortusundan yalnızlık korkusundanBeratına vesile bir aşk kalır…
göğsünden huruc eden hüznü çocuk,şimdi ellerimde dal açan ağaçta,şimdi dalların tam ortasında,ve suskun melekelerle çocuk!görüyorum , görüyorum...numan ! bu sesin rengi nedir ?numan ! bu tını hangi telden yavrucuk?numan ! …
Eltaf’ım!İçim, dışım, etrafım!Dört duvarımsın dört yanımdaBaşımın üstüne tavansın Düşüp döşünde kaldığım zemin Gözyaşlarımı sildiğim seramik mendil……çakır ayaz soğuksun………………………………… pamuksun Eltaf’ım!Kulak kesilip uzaktaki her seseDüşüyorum ardına nefes nefese Patika bulup duvarların arasından Sana dönüyorum şahlandırıp…
Bir hanımefendi açık görüşte yaşadıklarını yazmıştı kısaca. Onun ıstırabına ortak olmak için. *** “Şu an İzmir’deyim” “Eşimi ziyarete geldim” On dört ay oldu onu hiç görmedim On dört ay Yani…
selam ederimkoparıldığım okyanustuzun sinmiş üstüme bin kereyıllardır doyasıya yüzdüğümşimdi kavanozun içindeanladım doyulmazmışdoymamışım anemonlar, mercanlar, süngerlerve lacivertresifine bağımlı palyaço balığıyımnasıl toplanmış hepsi bakışınasana bakmak sınırları aşmaktıray olmasagün doğmasayine parlarsın tek damlaya…
Adım azatKimileri özgür der bana kimileri hürSırtımda iki kanatBeni kaf dağına götürürÖperim ellerini Kaf Dağı Muhacirininyarım asır öncesinden kaynayan billur pınarın başındaab-ı çeşm sunar simurglara muttasılKaseler hamra gül kokusu Adım azat ,sırtımda…
Öyle bir çağa geldi ki zaman Yuva belli değil! Yurt belli değil! Göz gözü görmüyor puslu bir duman Kalleş belli değil,Mert belli değil Üstüne atılır ziftli bir çamur Yığınlar kaynıyor,…
Cancağızım Sen sevdayı Yusuf'un gömleğine kalbini bağlayan Zindanın tozuna nefesini adayan Rüyadan, kuyuya Kuyudan zindana Ah ki Yusuf Ah ki Zavira Ah ki ne ahh... Sabır ateşiyle yanan Dertli Züleyha'ya…
Dün gece rüyamdaYine Ankara sokaklarındaKim bilir kimi aradımBir bilinmezliğin ortasındaYürüdüm sert ayazdaUnutulmuş bir beste aklımdaKim bilir neyi hatırladımYok olmaya başlamış anılardaBir tanıdık yüz uzaktaElimi uzatsam yok olacak anındaKim bilir hangi…
Yokluğunda kahrolup, Sükûta gömülmüşken. Yanık bir türkü gibi, Söylenen de sen misin. ~~ Saçının her bir teli, Sim ü zer'e eş iken. Gurbet elde bir pula, Peylenen de sen misin.…
Bir sonsuz hayale rüyaya dalarGüneşle beraber batar aynalarArdından eser bir serince rüzgar Canlanır tek tek eski hatıralarHepsi de emanet birer yâdigâr… İncecik yağmurla örtülen sisleRuha hücum eden onlarca hisleBaşbaşa kalırsan…