Siyah Paltolu Adam / Kübra Aydın
Üniversiteden koşar adımlarla çıktım yine. Hep bir yere yetişme telaşı, dolmuşta yer bulma yer bulmaktan öte dolmuş alsa bari umutlarıyla koşturuyorum. Sert rüzgar ve yağmur el ele tutuşmuş oyun oynamakta…
Üniversiteden koşar adımlarla çıktım yine. Hep bir yere yetişme telaşı, dolmuşta yer bulma yer bulmaktan öte dolmuş alsa bari umutlarıyla koşturuyorum. Sert rüzgar ve yağmur el ele tutuşmuş oyun oynamakta…
Betonun kemikleri delen bir sızısı var Bu sızının içinden geçen mevsimler var Mevsimlerin umursamazlığı içinde yiten nefesler var Yiten nefeslerin havada kaybolan izleri var O izlerin dünyaya bıraktığı tozlu bir…
Bir al/kış bırakmalıyızAkarken zamanUsangın eylül ırmağındanYılkı endamlı bulutlar inerMenekşe kokulu dağlaraRahvan toynaklardanDalarken yakamozTurkuaz açık koylaraGökyüzünde vurgun yemişKürek mahkûmlarıHükmünü okurkenBuğday yüzüne değenKırgın ebabil kuşlarıKırk kışın ortasındanGeçip giderken a/yazKör yıldızlar eleğindeKurumuş taflanlardanSarar/an…
annelerin ağladığı bir evrende yaşıyorsunelinde gökkuşağı şövalebu çok bir şey değilkulunçları ağrıyan yaş almışlardan sor tesellimendilleri yaşanmışlıklardan işlemeliişte bu bir şeyçünkü mizansen değil gülüşleriçünkü vedaları olağançünkü gülüşleri kanıksanmış bir güz…
Stephan'sız ikinci şükran günü yemeği. Bir önceki yılın yine bu saatleri, ne yazık ki şükransızdı. Battaniyenin altındaydım. Uyku hapı almış olsam da, yatağımda dönüp duruyordum. Yemeksiz, nefessiz ve…
Sebepsiz dağlardı günlerimi güneş Nedensiz gezinirdim şehrin kaldırımlarında Sorgusuz sualsiz örtünürdü gece kentin üstüne Ben, Ufukta bir şeyler arardım Kentimde isyanlar başlardı Her sokak başını ateşe verirdi kendini bilmezler Görürdüm,…
Bir gece ansızın karşıma geldiHeykeli andırıyordu hayalinVuslatla gönlümü kendine çeldiSonra hasretle kavurdu hayâlin….Ben Seni ben Seni gönlüme sardımGittigim her yerde vardı hayalinHayalin nerdeyse oraya vardımApaçık saklanmış sırdı hayalin….. Hayâlmiydi, masalmıydı…
kalıbına dolup şeklini alıyorumher zaman bu böyle mi olurbalık için su, kuş için bulut, böcek için toprakbenim için gayri ihtiyari bir durumakışkan ve farkında olmadanceplerimiz ne kadar kelime alır, yolumuz…
Ah Meri diyor kırılgan kalbim!Gözlerimi yumuyorum öyle usulcaGökyüzünü gri bulutlar kaplıyorDüşlerimde karabasan tuhaf uğultular Nerden çıktı bu zifiri karanlıkBilir misin Meri!Kurtulmak istiyorum tarifsiz hasarlardan…Ruhumu kuşatan inkisarlardan…Ve çiçeklere düşman yalancı masallardan…Yankısız…
BİLİR… Züleyha demez aşkı, Yusuf akar gözünden Aşıklar maşuğunu nazar ve sırdan bilir Anlatsa da dinlesem ilham alsam sözünden Dertliler devasını hasret ve ardan bilir Ağırdır sevda yükü, küçülür kocaman…
Kurşun sıkmadılar sahnede kimseye Kırmızı da akmadı yerlere sentetik boyalardan Şık giyimli güzel konuşan aktörler Perdeler ekranlar meşhurlar gazeteler suflörler Oyun birden değişti, değişti roller Bu sefer sahneye Leyla’yı aldılar…
Ne manidar bilir misinAteşinde üşüyen yüreğimBirde çakmak çakmak bakan gözlerin..Şimdi seni düşlüyorumGecenin içindeBir çıkrık sesi, hüzün doluYudum yudum YusufYudum yudum aşkYıldızlara kayar gözümAy ışığında buluşur ellerimizVe ellerimde manasını yitirir eldiven..Zamanın…
asude bir şafağın ufkunda gezer yüzünlalelerin boynunu büker muttasıl hüzün…incinsen, kararır gök, beyaz bulutlar ağlariliğinde kaynayan acının bezmi çağlar…hayret uykularının rüyası senin olursaniyelik mutluluk hülyası seni bulur…açılırsa bahçenin hasret kokan…
Albert Camus - Veba Korkunç olan insan mı hastalık mı? Ya da hasta olmaktan korkup hastalıklı düşünceleriyle boğulmuş insan mı? Ya da duygularını tanımlayamamış kişi mi? İnsanı çıkmaz sokaklara sokan…
Hicret ruhta ufukta, dâr-ı gurbet burası,Ruhumuz pervâza râm, yok yerinde durası.Yoluna vurulmuşuz, yolu boynu kim vura,İçmişiz Yâr elinden, ölümsüzlük cur'a'sı.. Ucuz mu sandın düşmek, çilekeşler ardına,Ayak altında diken, vurmak yolun…
Bütün duyguların düşüncelerinÖtesinden Sen gelsen yeterBütün sokakların caddelerinKöşesinden sen gelsen yeter Dünyada hüküm sürsün figan feryatŞirinine kavuşamasın FerhatAğlasın insanlık dursun hayatBir kez içten sen gülsen yeter Feda olsun yoğum varımHeba…
Kararan zamanlarda bahtına sabır düştüAcıların bir değil binlercesi üşüştüÖmrünün gerisinden ölü ve dirisindenBildiğin yalnızca O; bekleme birisindenEylül olsa da mevsim kaybolmuş olsa isminHayatın tortusundan yalnızlık korkusundanBeratına vesile bir aşk kalır…
göğsünden huruc eden hüznü çocuk,şimdi ellerimde dal açan ağaçta,şimdi dalların tam ortasında,ve suskun melekelerle çocuk!görüyorum , görüyorum...numan ! bu sesin rengi nedir ?numan ! bu tını hangi telden yavrucuk?numan ! …
Eltaf’ım!İçim, dışım, etrafım!Dört duvarımsın dört yanımdaBaşımın üstüne tavansın Düşüp döşünde kaldığım zemin Gözyaşlarımı sildiğim seramik mendil……çakır ayaz soğuksun………………………………… pamuksun Eltaf’ım!Kulak kesilip uzaktaki her seseDüşüyorum ardına nefes nefese Patika bulup duvarların arasından Sana dönüyorum şahlandırıp…
Bir hanımefendi açık görüşte yaşadıklarını yazmıştı kısaca. Onun ıstırabına ortak olmak için. *** “Şu an İzmir’deyim” “Eşimi ziyarete geldim” On dört ay oldu onu hiç görmedim On dört ay Yani…