An Gelir / Hüseyin Say
An gelir kopar fırtına, sessizliğini bozar zamanAn gelir dur/ul/ur kalpler çakınca şimşekler Asude bir iklime döner cihan duyulur o sesVe an gelir mızraplar dokunur inleyen tele!An gelir saban çizisine düşen…
An gelir kopar fırtına, sessizliğini bozar zamanAn gelir dur/ul/ur kalpler çakınca şimşekler Asude bir iklime döner cihan duyulur o sesVe an gelir mızraplar dokunur inleyen tele!An gelir saban çizisine düşen…
Baksaydınız ağlamıyordum lakin yanaklarım ıslanır gibiydi. Acı, kalbime vuruyordu sere serpe. Hani biri için çok üzülürsün de elin yetişmez, gücün yetmez; hiçbir lügatta onu teselli edecek bir kelam bulamazsın ya,…
anne evimizyeniden gitsek diyorumavluda duran eski arabagece eksilmeyen sesi, uğursuz baykuşunbabamın gölgesi karışan nar ağacıçekirge sesleri,çuha çiçeği, bahçemizanne düşümde çizgili her şeykarıncalı bazen deçekmiyor interneti ruhumunbegonvil kokuları da gelmiyor artıksesini…
Duydum ki adıma şiirler yazıyormuşsun, Fuzûli olup yazsan ne yazar… yazma. Taşlara, ağaçlara kazıyormuşsun, Altın harflerle yazsan da artık beyhude… Fotoğraflara bakıp bakıp duruyormuşsun, Geriye dönüp bakmadıktan sonra…bakma. Geçip giden…
En az şiir okunan ama en çok şiir yazılan ülke hangisi diye bir araştırma yapılsa zannederim Türkiye ilk sıralarda yer alır. Hayatının bir döneminde birkaç dörtlük de olsa yazmamış…
Serap’ın Kürtçesi “leylan’dır. Adını “Leylan” koysalardı, onu ilk gördüğüm anda kavuşamayacağımızı anlardım mutlaka. Ben Serap’ın leylan olduğunu iş işten geçtikten sonra anladım. Adı “Mürüvvet” olsaydı farklı olur muydu, bilmiyorum. Ya…
Silme gözyaşlarını; Yeşerir belki bahar yeniden bahçemizde, Dikenler sarmaşığa döner kelepçemizde, Bir sabah ufuklara çevir bakışlarını. Silme gözyaşlarını; Hüznün tarihler boyu en yanılmaz tanıktır, Çilelerle yoğrulan âhın kordan yanıktır, Sûr…
Bilinen ama bilinmekten uzak bir zaman diliminin renkleri soğurduğu yerde büyük bir sessizlik var. Pek derin ve manalı bir suskunluk yatıyor orada. Durgunluk; her fıtrata, hayattan edindiği tecrübeler neticesinde yerleşiyor.…
Yıldızlar söner bir bir dökülür gökten taşlarGülüşünden tepeme güneş düşüyor kardeşSenin derdin kış oldu, yüzümde dondu yaşlarHarlı yüreğim buz oldu ruhum üşüyor kardeş Belaymış ömür sürmek kalınca hep çaresizYaktın yürekleri…
Her ölüm acı ve keder dolu ancak bir evladın ölümünün tarifi imkânsız. Bir daha onu göremeyeceğini, bir daha sarılamayacağını, bir daha yüzündeki o tebessümü göremeyeceğini bilmek çok can yakıcı. Bir…
“Hey on beşli, on beşli!” diyerek uğurladıBu millet cephelere hicranla nicesini Kalp kasrında âlâmı, ahzânı ağırladıAğıtlarla süsledi, bitmeyen gecesiniNe hengâmdı, belâlar sökün edip gelmiştiFeryatlar anaların ciğerini delmiştiEcel yeli kalplere büyük…
Canımızı yaktın be çocuk. Gittin de arkanda söz mü bıraktın. Sözü bitirdin. Göçtün de ardında can mı bıraktın?Oysa anasının kuzusuydun. Babasının biriciğiydin. Altın bir nesle namzettin. Ne ümitlerin vardı kuzum…
"Bir de bensaman saplarından yapılmışdarmadağınık bir yatak gibibekliyorum SeniBelki de dönersin bir gün buralara Wazir Agha " Beklenen olmak mı ağır ?Bekleyen olmak mı kurşun ?Kaynatılmış ziftler döker duruşunKöhne saatlerin…
https://www.youtube.com/watch?v=SzdVYp9zO_U AYAK AÇAN: Murat Çobanoğlu CEVAP VEREN: Şeref TaşlıovaCEVAP VEREN İlhamî DemirAYAK: - an içindeMAKAM: Yanık Kerem Çobanoğlu: Deli gönül feryad edip dolaşmaNeler gördün devr-i zaman içindeHicran ataşları(alayları)* oydu canımYara…
Bozuldu mu dostum o sırlı efsun;Yağmurlar yağmıyor bulut görmedenKırağı mı düştü yoksa güllere?Kuşların bahçeye konmuyor neden?Bozuldu mu dostum o sırlı efsun.. Bir yaprağı daha kopardın daldanKadirli efsuslu bir penceredenÇiçekler açar…
Şehrin gri hüznünü yığdın üzerimizeNurpare gittin“Kalsan” diye başlayan tüm cümleler beyhudeCanpare gittinBir baharın izinde adımların asudeDilyâre gittinBir kutup fırtınası kalanın yüreğindeMahpare gittin Gitmen olsa da hazinKaderin kalmamaktı bu Dilruba ŞehirdeSırtında…
Anne, babam gelsinTutayım kışın ceketinin ucundanYazın cebinin kenarındanSürükleyeyim o dağ gibi adamı ardımdanSımsıkı tutsun yine ellerimdenEllerim kurtulamasın tek avucundanBen babamda mahsur kalmaya razıyımNe elma şekeri ne de kırmızı balonBir gülücük…
Fotoğrafa gülen gözlerimArdında gizlenen düşüncelerimYalnızlığım, kederim ama en çokta sensizliğimDakikalara sığdırdığım hasretimEn derine gömdüğüm bahanelerimSen de yok olan seninle var olan kimsesizliğimBir tahta masada anlatması yarım kalan hayallerim Dimdik duruşun…
Putlarını kırmaktan gelmiyordunİbrahimKimsenin evini barkını dergahınıYıkmaktan gelmiyordunGelip sana çattıPörsümüş adamların nefretiDenizi görünceGeri çekilmedinİbrahim eyGeriye bakmadınKaranlık kuyu kalsın yerindeKendini unutmuş suyunu yudumlamadınBudandığın yerden geliyordunBilmiyorlardıBozgun yediğin günleri eliyordunDeğişmeyerekVazgeçmeyerekBir intikam böyle alınırHer zaman…
Umutsuz bir yalnızlığın ortasında kalmak. Giderken arkandan sallanan bir elin, gelirken açılan bir kucağın olmaması. Başlangıç noktası ile bitiş noktasında sadece sen varsın. İnsan gittiği her yerde kendinden bir parça…