Uyan / Celalettin Tokmak
Uyan be sevdiceğim gece erdi sabahaUyan ki nur yüzünde güller açsın bir daha Uyan da duy sesimi, dilimde neler nelerBak sesime ses verdi yaldızlı minarelerUyan horozlar öttü, ezanlar da okunduGünahkar…
Uyan be sevdiceğim gece erdi sabahaUyan ki nur yüzünde güller açsın bir daha Uyan da duy sesimi, dilimde neler nelerBak sesime ses verdi yaldızlı minarelerUyan horozlar öttü, ezanlar da okunduGünahkar…
Günümüzde birçok mecrada doğal hayata veya köy yaşantısına olan özlem ifade ediliyor. Hatta bazı insanlar büyük şehrin çıldırtıcı yoğunluğuna daynamayıp “Köyümüze geri dönelim” diyerek radikal kararlar alıyorlar. Zorlukları bilinmesine rağmen…
🌻Gurbet elde özlüyor gönül dost ocağınıHayaline geldikçe vatan gözden yaş gelirArarken annesinin şefkatli kucağınıİnsanın başına yaz günü soğuk kış gelir..🌸 El diyarından yuva olmuyormuş insanaGurbette günler hafta aylarsa sanki seneBoşa…
Otuzunda Kadın“Bir yaş vardır ki, insanlar kendini beğenmişliğin verdiği aldatıcı sevinçlerle yetinmek zorundadır.”der Balzac. Bahsedilen yaş, kadınlar için de erkekler için de otuzolsa da, aslında, kişiye ve çekilen çilelere göre…
Tıpkı bir yağmur gibi ruha boşalanAşkı uzakta değil kendinde araSanki bir ırmak olup akıyor zamanÇiçek taşır mevsimler şimdi baharaTıpkı bir yağmur gibi ruha boşalan Sürgünde menekşeler o bildik rüyaBeste beste…
"gurbet kuşlarına” kırıldı billur kasesi kum saatininolanlar ve olmakta olanlar meçhule,buzdağlarının ötesine giden bir gemi gibikırlangıçların hiç olmadığıhiç göç etmediği yere yaşananlar göreli an’kaosuyaşanacak olanlar mahrem bir buket gibiyapışmış beyaz…
Gözlerin görmek değil de anlatmak olduğunu Bakışların semaya seninle tutunduğunu Şimdi anladım, giryebar; sen aşk diyorsun ... Aslında kavuşmanın içinde gizlidir elem Vuslatın hayaliyle sen olur gölgem Yanılgım giryebar; sen…
Gaflet uykusunda rüya görendeGerçek alemlerde bilir kendiniHacivat Karagöz seyir edendeHakikat zanneder ışığın fendini Uykuda insan ölünce uyanırBu gölge varlığı gerçekmiş sanırNefsini Şeytanı dost gibi tanırBilmez kalu beladaki andını Uyansın diye…
Sevda bir nehir gibi Karanlıkta akıyor, derinden Gözlerim aya bakıyor Beyaz gerdanına değiyor Ayrılığın istiaresi yok Aynı sen aynı ben Bir damla gözyaşı Seni alıyor nehirden Kavak ağaçları sallanıyor Benimle…
Bir açılır bir kapanır demir kapılar Unuturum tutsak olduğumu, Duymasam o sesi Okul defterine yazılan şiirler, Havalandırmada söylenen şarkılar Bizi anlatır her satırı her kelimesi Sanata dönüşen zeytin çekirdeği Kiminin…
Kün fe yekun..ve ilk yaradılış yokluğun bağrındaGaripler içindir yollar.. Bir/den Sonsuz’aYankılanır sözler çığlık çığlığaÇığlık çığlığa yer, çığlık çığlığa göklerBir dellal olur birden bir kitap ve bir nidaVe O yalnız münadi…
Hoyratlar meclisinde tek gündem işleniyorSaat saat, cümle cümle Garipler fişleniyor Karanlık şiddetine aramazken bahaneİnsansız hava araçları kibiriyleBombalar yağıyor, şuuraltına masum çocuklarınDasitane bir diriliş bekliyor, elleri nasırlı ninelerDudaklar kıpır kıpır kaç…
Ruhum ele veriyor beni gözyaşlarımdan. Korku ,kelamın kırıyor elini kolunu. Sabır, zamanın ta kendisi, ağır akanından. Rabbim sarıp sarmalıyor aciz kulunu. Mazi ,en vefalı dost hep kendine çekiyor. İstikbal ,hayallerle…
Geride bırakılandan geride bırakana… Her şey bıraktığın gibi Saatin çekmecede Parfümler komodinde Yeni bir ayrıntı sadece Aynadaki fotoğrafımız Olabildiğince mutluyuz Gelecekten umutluyuz Açık görüşten bir enstantane Sımsıkı sarılmışız birbirimize Gerisi…
Kutlu velâdetinle açar âlemde güneş, Senden gelen her lem'a kutup yıldızına eş. Mir'atinden akseder hakikâtin eltâfı, Kalpler sensiz muzdarip, zihinler hep müşevveş. ........................................................... Velâdetin âleme çalınan aşk mâyesi, Şefkâtin başımızda…
Sesimi duymuyor Halimi görmüyor D’okunamıyorum D’okunmuyor S’ağır resim Kör resim Hissiz resim Yavaş yavaş Kesilir sesim Duyamazsınız Duymazsınız beni Zaman’a, ân’a hapsolan sevdiklerim... Yakup Kenan
Kırmızı bir ıslaklıktı kumlara damlayanardışık söylemlerin kurgusu zühregölgesiz izafi bakışlara göresûzidil bir hicranı zerkettin gövdemize“bahar bahçe” yanımızla“yaprak döken” yanımızın hudut çizgisineve kumrularağlıyordu öylece neden recmedilir masumiyetin kervansarayıtüm odalarında senin şarkın…
-Çatal Dilli Şarlatanlara, Dilsiz Şeytanlara- Bir nokta içreydi cümle madenler:Temsiller, mecazlar, eşanlamlılar…Şimdilerde cılız, ruhsuz bedenlerKokmuş sakatatlar; leş anlamlılar Mehcur olmuş eski darbımesellerManşetlerden kopar en azgın sellerKöşeli fıkralar, dik belgesellerFılaşlarla patlar leş…
Eskiden ölümler azdı, olağandı. Cenaze törenleri, herkesin ortak ritüeliydi. Hanlısı hanlısına, kinlisi kinlisine musalla taşında helallik istendi mi hakkını helal eder geçerdi. Türlü şeytanlar, türlü yollarını insanların zihninde projelendirmemişti. İnsanların…