O (cc) / Ahmet Terzioğlu
O'na tevekkül eyle, Tut ateşi kül eyle. Dünya bahçe, sen bağbân, Dikenleri gül eyle. #cizlavetşiir #ahmetterzioğlu Hasret, gurbet banadır, Yollar O'ndan yanadır. Âlem fenâ, biz fânî, Dönüşümüz O'nadır.
O'na tevekkül eyle, Tut ateşi kül eyle. Dünya bahçe, sen bağbân, Dikenleri gül eyle. #cizlavetşiir #ahmetterzioğlu Hasret, gurbet banadır, Yollar O'ndan yanadır. Âlem fenâ, biz fânî, Dönüşümüz O'nadır.
Estiğinde serin bir rüzgâr bazen, Gürler gök ardından bulutların. Kesif bir sessizlik kaplar kâinatı. Sükût; yani susmuşluğu tabiatın. Yüreğinde barındırdığı sevgi insanlığın. Ruhumuzun incelikleri döküldüğünde bir bir satırlara… Bunca yazı,…
🍀🍀🍀Kendini ne sandın nedir bu halin Biraz dert geldiyse başa be gönül Dertten şekva etmek yakışmaz bizeSende azıcık dert yaşa be gönül..🌹🌻Tamam ne saray ne de köşkün olduNe dünya malına…
https://www.youtube.com/watch?v=KhN2Q45oq_0 yorgunluk mu kalan geriyebir sevda mevsimindenNeden ürker olduk böyle kendi gölgemizdenannelerine ağlamak rutinbu kahır memleketinönce kendimiz sonra sevdamız kovulduk caddelerinden ağlamasını iyi bilirdik oysabir masum kırlangıçın en kırılgan anındave üşümek buysa,…
Hakikat nûru sönmeyecek Orhan inandıSabreyleyip her şeyin sâhibine dayandı.Gayba îman eden yiğide âtî ayandıSadâkat deryasında yüzdü sâdık olarak Kırgız ellerini vatan eyledi yıllarcaYaktı gemileri nefsi fısıltı yayıncaGitti bütün efkarı Yaradanı…
Uyan be sevdiceğim gece erdi sabahaUyan ki nur yüzünde güller açsın bir daha Uyan da duy sesimi, dilimde neler nelerBak sesime ses verdi yaldızlı minarelerUyan horozlar öttü, ezanlar da okunduGünahkar…
Günümüzde birçok mecrada doğal hayata veya köy yaşantısına olan özlem ifade ediliyor. Hatta bazı insanlar büyük şehrin çıldırtıcı yoğunluğuna daynamayıp “Köyümüze geri dönelim” diyerek radikal kararlar alıyorlar. Zorlukları bilinmesine rağmen…
🌻Gurbet elde özlüyor gönül dost ocağınıHayaline geldikçe vatan gözden yaş gelirArarken annesinin şefkatli kucağınıİnsanın başına yaz günü soğuk kış gelir..🌸 El diyarından yuva olmuyormuş insanaGurbette günler hafta aylarsa sanki seneBoşa…
Otuzunda Kadın“Bir yaş vardır ki, insanlar kendini beğenmişliğin verdiği aldatıcı sevinçlerle yetinmek zorundadır.”der Balzac. Bahsedilen yaş, kadınlar için de erkekler için de otuzolsa da, aslında, kişiye ve çekilen çilelere göre…
Tıpkı bir yağmur gibi ruha boşalanAşkı uzakta değil kendinde araSanki bir ırmak olup akıyor zamanÇiçek taşır mevsimler şimdi baharaTıpkı bir yağmur gibi ruha boşalan Sürgünde menekşeler o bildik rüyaBeste beste…
"gurbet kuşlarına” kırıldı billur kasesi kum saatininolanlar ve olmakta olanlar meçhule,buzdağlarının ötesine giden bir gemi gibikırlangıçların hiç olmadığıhiç göç etmediği yere yaşananlar göreli an’kaosuyaşanacak olanlar mahrem bir buket gibiyapışmış beyaz…
Gözlerin görmek değil de anlatmak olduğunu Bakışların semaya seninle tutunduğunu Şimdi anladım, giryebar; sen aşk diyorsun ... Aslında kavuşmanın içinde gizlidir elem Vuslatın hayaliyle sen olur gölgem Yanılgım giryebar; sen…
Gaflet uykusunda rüya görendeGerçek alemlerde bilir kendiniHacivat Karagöz seyir edendeHakikat zanneder ışığın fendini Uykuda insan ölünce uyanırBu gölge varlığı gerçekmiş sanırNefsini Şeytanı dost gibi tanırBilmez kalu beladaki andını Uyansın diye…
Sevda bir nehir gibi Karanlıkta akıyor, derinden Gözlerim aya bakıyor Beyaz gerdanına değiyor Ayrılığın istiaresi yok Aynı sen aynı ben Bir damla gözyaşı Seni alıyor nehirden Kavak ağaçları sallanıyor Benimle…
Bir açılır bir kapanır demir kapılar Unuturum tutsak olduğumu, Duymasam o sesi Okul defterine yazılan şiirler, Havalandırmada söylenen şarkılar Bizi anlatır her satırı her kelimesi Sanata dönüşen zeytin çekirdeği Kiminin…
Kün fe yekun..ve ilk yaradılış yokluğun bağrındaGaripler içindir yollar.. Bir/den Sonsuz’aYankılanır sözler çığlık çığlığaÇığlık çığlığa yer, çığlık çığlığa göklerBir dellal olur birden bir kitap ve bir nidaVe O yalnız münadi…
Hoyratlar meclisinde tek gündem işleniyorSaat saat, cümle cümle Garipler fişleniyor Karanlık şiddetine aramazken bahaneİnsansız hava araçları kibiriyleBombalar yağıyor, şuuraltına masum çocuklarınDasitane bir diriliş bekliyor, elleri nasırlı ninelerDudaklar kıpır kıpır kaç…
Ruhum ele veriyor beni gözyaşlarımdan. Korku ,kelamın kırıyor elini kolunu. Sabır, zamanın ta kendisi, ağır akanından. Rabbim sarıp sarmalıyor aciz kulunu. Mazi ,en vefalı dost hep kendine çekiyor. İstikbal ,hayallerle…