Kardaş Nerelisin
Aslında böyle bir yazıyı yazmaya hiç niyetim yoktu. Birkaç gündür okumaya çaldığım merhum Ahmet Turan Alkan’ın Altıncı Şehir kitabı ve dün akşam iftarda evimde ağırladığım Viktoria ve Alina bu yazıya vesile oldu diyebilirim.
Sivaslılar çok şanslılar biliyor musunuz? Abartısız Türkce yazılmış en duru en güzel en detaylı şehir yolculuğu kitabına sahipler. Ayrıca bana göre bir şehrin kültürünü anlatan en güzel filme de sahipler. Ahmet Turan Alkan kadar doğduğu, büyüdüğü şehri satır satır kaleme alabilmiş yazar var mıdır bilmiyorum. Yedinci Şehir kitap taslağıma son hâlini vermeden ona ilham olan kitabı yıllar sonra ikinci kez okuyunca bir kez daha imrendim Alkan’a. Zira ben bir yerli olamadım. Kendimi bütün ruhumla bir yere ait hissedemedim. Dün akşam evimdeki Almanların r harflerine basa basa Berliner diyemedim. Ki bunu zaten basılırsa kapağındaki Beyaz, Kara, Yeşil, Sarı, Mavi ve Gri renklerle remzedip uzun uzun izah edeceğim için burada çok detaya giremeyeceğim.
Buraya kadarki satırları okuyan bazılarınızın aklına Aşık Mahzuni Şerif’in Memo gelmiştir
Dön dön ne gezersin
Bu dağlarda deli memo
Yorulmuş kuşa benzersin
Kanadı yaralı memo
Bu düzen böyle kurulmuş
Bu yola giden yorulmuş
Doğduğu yere kırılmış
Bilmem ki nereli Memo
Saçları hareli Memo
Bu düzen böyle kurulmuş
Bu yola giden yorulmuş
Duydu göğsünden vurulmuş
Ah nasıl yaralı Memo
Vah bahtı karalı Memo
Yok yok itiraz ediyorum. Elbette her insan gibi ben de cebimde kimliğimi gezdirir gibi taşıyorum yaralarımı. Elbette kırgınlıklarım var Memo gibi. Ama umut kuşum her daim kanat çırpar içimde. Bundandır bana çok kırgın bir başka Sivaslı. Zira o hem dünyadan hem kendinden nefret etme yolunu tercih edenlerden. Bense bana verilen bu yaşamak fırsatını belki bir şehirli olamamışken tam umuda tutunarak renklendirmek tesellisi içindeyim. Boyamak denirse tabi. Abdurrahim Karakoç’un mısraları tebessüm etti şimdi bana. Onu da yazayım sabrınıza sığınarak:
Toprağı boyadım otlar ağladı
Oturdum kalkmadım atlar ağladı..
Tuttum yorgunluğu yordum dün gece.
Dertler gecikince gidip yokladım
Yırtık bohçalarda umut sakladım..
Kırgınlık bağını kırdım dün gece.
Şişelerde mahkûm çiçek kokusu
Yağdı yüreğime renk renk korkusu..
Yok yere yokluğu vurdum dün gece.
Bir yerli olmak. Bu soruya özellikle LI-Li ekini getirmek. İngilizler , Almanlar ve diğer milletler dan,den ekini getirirken sen Neredensin derken bizim Nerelisin dememiz… Bunları uzun bu yazıda olduğu gibi şiirlere türkülere sararak kitaba sakladım. İki kapak arasına alır mıyım inanın henüz ona da karar vermedim. Kitabın tanrılaştırdığı insanların ürkütücü rüzgârı esiyor çünkü. Yazıyı bitirirken üstadım Hilmi Yavuz gibi
Sağlık safalıkla diyeyim .
11.03.2026
Wilmersdorferstrasse – Berlin

Çıkacak kitabınızı merakla bekliyorum sevgili hocam. 🥰☕