Şahitliğini Yazmayan Hatıralar, Unutulmaya Mahkûmdur
Bazı acılar vardır ki ruhun en mahrem odalarında saklanır; onu yalnızca o ateşi yaşamış olan bilir. Bazı hicranlar vardır ki haritalarda görünmez; fakat insanın ömrünü ikiye bölen derin bir iz…
Bazı acılar vardır ki ruhun en mahrem odalarında saklanır; onu yalnızca o ateşi yaşamış olan bilir. Bazı hicranlar vardır ki haritalarda görünmez; fakat insanın ömrünü ikiye bölen derin bir iz…
Gençliğim, dostlarım, hatıralarımız canlandı bu şehirde. Bayram dönüşü, yolum yıllar önce üniversite tahsili gördüğüm şehre düştü. Daha şehrin girişinde, gönlümün en kuytu köşelerinde uykuya yatırdığımı sandığım hatıralar usulca gözlerini açtı.…
“Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat bir uykudur; bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr…
İnsan, zamanı sadece tüketen, hayatı lineer yaşayan bir varlık şeklinde tarif edilemez. O aynı zamanda yaşamı anlamlandıran, katmanlandıran ve yeniden kurabilen bir varlıktır. Bu yüzden geçmiş, basitçe geride kalmış bir…
Kardaş Nerelisin Aslında böyle bir yazıyı yazmaya hiç niyetim yoktu. Birkaç gündür okumaya çaldığım merhum Ahmet Turan Alkan'ın Altıncı Şehir kitabı ve dün akşam iftarda evimde ağırladığım Viktoria ve…
Biz küçük bir aileydik. Annem, babam ve evin tek çocuğu: Ben! Babam bir Cumhuriyet bürokratıydı, ama Cumhuriyet’e bağlı olduğu kadar dinine de bağlı bir mümin. Bugün için oldukça garip bir…
Bir Buket Viyana (2) Viyana'da Şark Pazarı Gece olunca, benimle aynı kaderi yaşayan iki genç arkadaşın evinde misafir oldum. Evleri biraz şehir dışına düşüyor. Çevre yemyeşil. Bir güzel dinlendim. Sabahleyin…
Bir sonbahar günü, daha gün ışıklarını sokaklara salmamışken gönlü, gözü kapkara olanların korku ve nefret kustukları bir zamanda, teheccüt vaktinde, kapımızı kırarcasına vurdukları, tekmeledikleri bir vakitte gitmiştim. Zebanivari insanların arasında.…
Kottbusser Damm’daki kütüphanedeydim. Raflarda titizlikle bir şeyi aradığımı ve bulamadığımı anlamış olacak ki görevli kadın yanıma geldi ve yardımcı olmak istediğini söyledi. Teşekkür ettikten sonra “ich suche Zweig” dedim. Zweig’i…
Tatlı bir huzur kaplamıştı içini. Gözlerini açsa sanki bitecekti bu güzel an. Gerçek miydi yoksa rüyada mıydı biran emin olamadı. Dinlemeye devam etti. Harika bir melodiydi bu. Hem tanıdık, hem…
Evdeki sessizliği pencerenin önündeki minik serçeler bozuyordu. Sofradaki ekmek kırıntılarını, bayat ekmek parçalarını pencerenin dış tarafına bırakırdı. Bunları gören kuşlar her gün uğrar, nasiplerine düşeni alırdı. Ürkek adımlarla etrafı gözetleyerek…
Torosların yükseklerinde bir yörük çadırında başladı hikayem. Herkes şehre inerken ben kaldım Toros yaylalarında. “Şehir, midesinden tutsaklanan insanların paraya baş eğmesidir” derdi babam. Bir de “ insanın şifası da belası…
Her insanın fıtratında merhamet vardır. Kimi kalbinin merkezine koyar kimi merkeze yerleştirdiğinin etrafına. Yanık bir gönlün türküsü merhamet sahibi her insanın bam teline dokunur. Son bir kez dönüp arkama baktığım…
Ayıran ve kavuşturan nehir’e…. “Gelince ben seni kaldırırım” dedi Nevin annesinin endişeli yüzüne bakarak. “Merak etme canım. Sen git yat.” Bu uzun ve sıcak yaz gününün sonundaki karanlık ona bunu…
Bu beni sarıp sarmalayan his can sıkıntısından daha öte bir şey. Biliyorum. Adım gibi biliyorum. Canımı çıkartmak isteyen bir can sıkıntısı can sıkıntısından daha başka bir şey. Biliyorum. Aynı duygu…
Nihayet günlerdir beklediği kargo kolisini taşıyan görevliyi görmüştü camın kenarında pencereden sonbaharın eşsiz renk cümbüşünü izlerken. Üzerine aldığı ince morlu battaniyesini bir hışım koltuğun üzerine bıraktı. Merdivenlerden hızlıca indi. Görevli…
“Elim kolum kalkmıyor, kalbim, aklıma direniyor” diyebildi sadece…“Senden bir şey beklemiyoruz” dedi en sevip, son zamanlarda görmeye tahammül edebildiklerinden biri. “Sen otur, en sevdiğin köşende hiç usanmadığınız manzaranı seyret” diye…
Hatırat.. Sernâme-i nâme nâm-ı Kuddûs Aziz kardeşim, Ayrılık günlerinin dakikalarının âşireleri sayısınca selam üzerine olsun. Geçen yıl Hazret-i Mevlana’nın Mesnevi-i Şerif’ini okumaya başlamıştım. Bir ara okumalarımın sırada bir okumaya dönüştüğünü…