‘Als Ob ya da ‘mış gibi yapmak’ /
Hilmi Yavuz

  • Post author:
  • Post last modified:Ağustos 4, 2026
  • Post category:Blog
  • Post comments:0 Yorum


Mış gibi yapmak!’ sözü galiba en çok bize yakışıyor. Var olmayan
bir durumu, sanki varmış gibi yaşamak! Hans Vaihinger, Die
Philosophie des Als Ob’da [ ‘Sanki Felsefesi’],insanın yaşamını
sürdürebilmek için fenomenlere ya da olup bitenlere, istençli
olarak, hayalî açıklamalar uydurduğunu bildirir;- sanki bu
uyduruların rasyonel bir temeli var‘mış gibi’!

Vaihinger’e göre insan, irrasyonel bir dünyada mutlulukla
yaşayabilmek için, bilerek ve isteyerek yanlışları ve kurmacaları
[fictions] kabul eder. Dahası, Vaihinger’e göre hayalî kurmacaların
gözardı edilmesi, sadece gündelik pratik yaşamın değil, bilimin ve
felsefenin de ‘olmazsa olmazı’dır.

Şimdilik bizi sadece Als Ob’un -, yani mış gibi yapma’nın gündelik
pratik yaşamdaki konumu ilgilendiriyor,- bilim ve felsefedeki
konumu değil! Dolayısıyla, sorulması gereken soru şu:
Vaihinger’in belirttiği gibi, irrasyonel bir dünyada, bizi mutsuz
edecek olup bitenleri, hayalî bir kurmaca uydurarak mutluluğa
dönüştürüp yaşamayı tercih ediyor muyuz, etmiyor muyuz?

Evet ediyoruz! Giderek Als Ob’culuğun [‘sanki sahiden var‘mış
gibi’ yapmanın!] yaygınlaştığı bir ülkede yaşıyoruz. Demokrasi, demokratik bir toplumda yaşıyormuş gibi davranıyor; bizim için modernlik ya da Avrupalılık, bir mensubiyet meselesiyken, en azından bir kısmımız, sanki Batı medeniyet dairesine aitmişiz gibi yaşıyor. Adalet’in Zulm’e dönüşüşünü, sanki Adalet yerini bulmuş gibiyaparak mutlu olabilmenin hayalî gerekçelerini icad ediyoruz Kamusal alanda birer Als Ob’cuyuz;-işte o
kadar!!

Ne ilgisi var, diyeceksiniz , ama, tuhaf ve mânidar bir tesadüfle,
Salâh Birsel’in ‘Şiirin İlkeleri’ni yeniden okurken, şu sözlere
rastladım:

‘Milyonlar, kendi adlarına yapılan tartışmaların, söğüşmelerin
farkında olmadan yaşamaktadırlar.
Nietzsche, Alman ulusunun budalalığını dünyanın dört bir tarafına
bangır bangır bağırırken, Alman ulusu, değil Nietzsche’nin
sözlerini, Nietzsche’nin şahsını bile fark edemeyecek kadar domuz
etine ve birasına gömülmüştü.’

Öyleydi gerçekten! Adolf Hitler ve nazi çetesi yüzyılın en büyük en
acımasız ve meş’um soykırımını yürürlüğe koymuşken; yahudileri,
solcuları, ve hiç şüphesiz muhalif liberalleri Gestapo marifetiyle
yok etmekteyken, Alman ulusu Führer’ine sadık ve sanki hiç bir
şey olmuyormuş gibi, ‘domuz etine ve birasına gömülmüştü’!
Nazizm yönetimi altında Alman halkı, Zulmün Adalet, Alçaklığın
Erdem ve Savaşın Barış diye sunulduğu irrasyonel bir dünyada,
sanki rasyonel temelleri varmışcasına hayalî ve kurmaca
gerekçelerle mutluymuş gibi yaparak yaşıyordu. Als Ob’cular;- ‘mış
gibi’ yapanlar!

Ama Allaha şükürler olsun, iyi ki bu ülkede hâlâ mutsuz insanlar var…

Bir yanıt yazın