Berlin Sen / Gökhan Bozkuş


Berlin sen, paslı bir çivinin gökyüzünü yırtan ağrısısın,
Beton saksılarda unutulmuş o mağrur sardunya.
Rayların üzerinde yürüyen o metalik uykusuzluk,
Ve her sabah yeniden kurgulanan o eski dünya.
Berlin sen, ikiye bölünmüş bir rüyanın dikiş izisin,
Alexanderplatz’da vuran o saatin devasa boşluğu.
Sokaklarında faili meçhul hüzünler gezinir,
İçimizde biriken o bitmek bilmez gurbet sarhoşluğu.
Berlin sen, duvarların yıkıldığı yerden sızan ışıksın,
Spree’nin bulanık aynasında kendine bakan mağrur yüz.
Kulelerin gölgesinde saklanan o sakat umut,
Ve parklarında ağaçların fısıldadığı o sonsuz güz.
Berlin sen, bir grafitinin en asi, en çocuksu rengisin,
U-Bahn istasyonlarında yankılanan o kimliksiz keder.
Hem bir mülteci duasısın çatlak asfaltta yeşeren,
Hem de tarihin sırtındaki o ağır ve kambur kader.
Berlin sen, soğuk bir paltonun içine sığmayan kalpsin,
Gece çöktüğünde neonlarla yıkanan o ıslak günah.
Sustukça büyüyen bir şiirsin dökülen sıvalarda,
Ve her vedanın sonunda gizlenen o muazzam sabah.

19.03 2026
Alexandraplatz Berlin

Bir yanıt yazın