YALAN KOKULU İNSANLAR / Meryem Yıldırım
Her gün yüz yüze geldiğimiz onca insan, onca surat, onca yalan ve onlarca yalancı…Gel de kirlenme!Temiz kal! İnsan kal!Onca güzel günlerden sonra sıfıra dönen yenilenmeye muhtaç günlerin herhangi birinde bin…
Her gün yüz yüze geldiğimiz onca insan, onca surat, onca yalan ve onlarca yalancı…Gel de kirlenme!Temiz kal! İnsan kal!Onca güzel günlerden sonra sıfıra dönen yenilenmeye muhtaç günlerin herhangi birinde bin…
‘Wovon man nicht sprechen kann, darüber muß man schweigen.’ Delilik, akılsız olmak değil, aklı fazla kullanmaktır. Deliler akıllıdır, deli olmak için çok akıllıolmak lazım. Delirmek için iç baskı gerekir. Kendiliğinden…
Kendini eve kapatmış, toplumdan dışlamıştı. Dahadoğrusu toplumdan dışlandığı düşüncesini taşıyordu. Budüşünceye bağlı olarak dışarıya, toplum içine çıkmakyerine mecbur kalmadıkça evde kalmayı yeğliyor, birbakıma kendini eve kapatıyordu. Evin duvarları içindekendini daha…
https://youtu.be/oUg4ihHpZcc?si=qyDPvx1D2qiuonat Turmstrasse metro istasyonuna doğru yürürken Almanca kursunda okuduğu Almanca şiiri düşünüyordu. Molada bir kelimeyi araştırırken Alman şair Andreas Grypius’a ait “Was sag ich?Wir vergehn wie Rauch von starken Winden” sözleri…
“Cenabetsen başımda eğleşme yürü git!”Böyle yazıyordu Yürü Git Niyazi’nin mezar taşında.Durdum… Devlet erkânının dine mesafeli durduğu, ahalinin dinden uzaklaştırdığı bir dönemde yaşamış Yürü Git Niyazi. Dinsizlik marifet, dindarlık düşkünlük olarak görülürmüş…
İşini kaybetmiş, eşini yitirmiş ve hayat sırtında ağır bir yükhalini almıştı. Yaşamın ağır yükü altında kaldırımda ağır ağırilerlerken bir yandan yaşadıklarını düşünüyor, öte yandan“ne günah işledik, bilmeden ne yaptık ki…
Çocuk babasına bir denklem sorusu getirdi. Babası soruya dikkatlice yoğunlaştı . Denklemin kuruluş yapısına odaklanmıştı .Oğlum bu sorunun çözümü var, öğrenirsin; esas olan hayattaki problemlerin üstesinden gelmektir, dedi. Her şeye…
Telefonu açtığında ve karşısındaki şahıs “acele markete gelin, yoksa polis çağıracağım! “ dediğinde, günlerdir kapısına polisleri beklemenin tedirginliğiyle telaşlandı. Apar topar sessizce çıktı evinden. Eşine bir şey söylemedi. Evinin yakındaki…
Bacak kadar boyumla mızmızlanarak kedi gibi anneme sürtünüyorum.“ Ana, canım sıkılıyor!”“Sende canına bir pencere aç o zaman!”Yıllar yıllar geçti. Annem ziyaretime geldi.“Ana, canımı sıkıyorlar!”“Canım oğlum, kuzucuğum! Nasıl desem bilemiyorum. Öncelikle…
Bu dünyada tek bildiği şey mal biriktirmekti. Bunu bir hırs meselesi yapmıştı. Ev, araba,arazi… Gözü doymak bilmiyordu bir türlü. Saçlarında ağarmadık bir tel kalmamıştı.Etrafındakiler: Osman, dünyaya bu kadar tamah etme, öteye bir…
Akduman, bugün günlerden pazartesi olduğunu bile bile uyandı. Gözlerini açarken tüm dertleri debirlikte açıldı. Hissizlik gibi bir şeydi onun için bu, en azından kendi öyle tasvir etmişti. Hiçbir şey zihnindecanlandırdığı…
Minik çay bahçesi sıradan basit buluşmaların şahitliğini yaparken kuşların ağaçlarda şakıyanseslerinden daha özel bir şey vaat etmiyordu. Gergindi adam, söylenecek her şeyin söylenip nihayetegelindiği gün olduğunu biliyordu. Sebepler, sonuçlar, hak…
-Öğretmenim çocuklarım olursa onları okutacağım mutlaka.Sizin gibi bir öğretmen olsunlar . Elleri şakaklarında hayran hayran dersi dinlerken yaptığı bu ani tatlı çıkış da neydi Zeliha'nın? Daha kendi hayallerini kurmadan doğuracağı çocuklar…
Mahalle arasında maç yapan çocukların sesini bastıracak kadar kuvvetliydi annemin sesi. -Yeter artık akşam oldu eve gel. Daha bu ilk seslenmeydi ,gelinir miydi hiç? Beşe kadar yolu vardı bunun…
Uzun süredir titreyen dudakları ile nemlenen gözlerinin birlikteliğine engel olmaya çalışıyordu. Yorgun bir kış akşamının bulutları gibiydi gözleri, iyice kararmış ve dolu bir bulut, başka bir bulutun dokunmasıyla anında boşalacak.…
Eskiden cüzdan falan yoktu çoğu insanda. Ya da vardı da zenginler içindi öyle şeyler. Bizim gibi fakirler, olan biten üç-beş kuruşunu ya koynunda, ya boyunlarına astıkları veya kuşağının kıvrımlarına yerleştirdikleri…
Bu nasıl bir şey, bence tanımlanmamalı... Her tanım onu sınırlandırmak olur, bir kalıba koymak... Oysa aşk her gün yeni bir anlam kazanmalı, hatta bazen manasını kaybetmeli ve mantığını. Sonra yeniden…
İki poğaça alabilir miyim? Tezgahtar biri peynirli diğeri zeytinli iki poğaçayı poşete koydu. Yolumun üzerindeki bu pastane uğrak yerimdi. İşyerinde sabah çayı bu saatlerde hazır oluyordu. Bir bardak çayla birlikte…
Mavinin en açık tonundan en koyu tonuna doğru uzanan denizin kenarında, irili ufaklı taşlarla arkadaş olmuş kumsalda uyuyorum ben. Taşların sıcaklığı bedenimi tatlı tatlı yakarken gözlerimi açıyorum. Denizin tuzlu suyu…
Ben ki;Sabırsız bir Musa’yımHızır’ın yanında.Âsam kırık, pabucum yırtıkHikmet yolunda Yollar cennetin sırrı dünyaya açık edilmişçesine çiçeklerle bezenmiş. Medyen suyu Tuva vadisine doğru dağları ve sahraları aşarak akmaktadır. Az ilerde bir…