Şampiyonluk Müşahede Etmek Nedir Bilir misin Evlat? / Huysuz Dede

  • Post author:
  • Post last modified:
  • Post category:Blog
  • Post comments:0 Yorum


Aziz ve muazzez kaarilerim,
Evvelemirde sıhhat ü afiyet, akabinde sabr-ı cemil temenni eylerim cümlenize. Bu hafta Huysuz Dede’nin kalem-i mübareki, torunumun bir su-âlinden mütevellit hiddetle lerzân olmuştur. Çayımı yudumlarken göz bebeklerime bakarak “Dede, sen hiç şampiyonluk müşahede eyledin mi?” diye sordu, hem de dudağının kenarında zafer-i hayâlî ile. Evlat, ben seksen altı baharı devirmiş bir ihtiyarım! Gördüğüm şampiyonluklar, senin gördüğün zil sesi bildirimlerinden ziyadedir. İşte bu tavra tahrik-i hasmâne derler; Osmanlı’da bunun cezası meydan dayağı idi, ben ise şimdilik bu yazıyla iktifa ediyorum.
Şimdi vaziyet-i hâzırayı arz edeyim. Kartal Hoca, Roma gecesinin akabinde istifa defterini açtı; Galatasaray’a karşı 2-1’lik mağlubiyetin ardından da ayrılık kararı kamuoyuna ilan olundu. Muvakkat emaneti, Kuyt Efendi devraldı. Mezkûr zât, ilk müsabakasında evinde Göztepe’ye 2-1 mağlup oldu ve akabinde sevenlerinden af diledi. Kadrini bilin ey ahali, mesuliyeti sırtlanan er kişi bu devirde nadir-ül vücuttur! Sonra idare-i kulüp, Portekizli Conceição Hazretleri’ne teklif-i resmî götürdü; mutabakat hâsıl olmayınca nazarlar Kasımpaşa’daki Emre Belözoğlu’na çevrildi. Herhalde Portekizli “bilahare uğrarım” buyurdu, Fenerbahçe de “uğramayınız, biz öz evladımızın kapısını çalarız” diyerek yoluna devam eyledi. (fenerbahce ismail kartal ile yollarini ayirdi +3)
Ve vâsıl oldu Emre Belözoğlu! Bin dokuz yüz seksen doğumlu, yani kırk altı yaşında bir genç; ben o hilkate geldiğinde kırk yaşımı doldurmuş, saçım müşkül, fikrim ise sabit idim. Şimdi saçım firar eyledi, fikrim baki kaldı. Bu zâtı on yedi yaşında libasa kavuşturan, Fatih Terim Hazretleri’dir; o tarihte ben elli yedimde, aynı pantolonu giymeye devam ediyordum, pantolon kalitesi bile ona bu kadar uzun ömür vermez. Sahadaki sicili cümlenizce malum: nazarıyla hakemi, sadâsıyla müdafaa hattını, dişiyle muârızı terbiye ederdi. Sarı karta öyle meftun idi ki kader onu sarı-laciverte kavuşturdu. Bir buçuk yıllık mukavele imzalamış; ben ise seksen altı yıllık mukavelemi Cenâb-ı Hak ile akdetmişim, her ikisi de hayırlı olsun. (hurriyet)
İşte bu sebeple ilan-ı kat’î eylerim: Fenerbahçe bu sene şampiyon olacaktır! Delilim mi? İnattır, evlat! Seksen altı senelik inat, Süper Lig’in takvimini bile baskına uğratır. Muârızlar şimdiden titremededir; “Emre kenar çizgisinde de çalım atarsa halimiz nice olur” diye. Ben titremem; zira dizlerim zaten kendiliğinden lerzân olur.
Ey sarı-lacivertli aşk ehli! Kızınız, söyleniniz, çaya şeker atar gibi baş mürebbiye laf atınız; lakin yüreğinizi bırakmayınız. Bu kulüp devrildikçe elini toza değil, kalbine koyar. Mürebbi gelir mürebbi gider, Dede’nin hayâli bâkidir. Dizlerim gençlik demlerimle kıyas kabul etmez ama dualarım on iki numaradır.
Şampiyonluk günü mahalleye koca bir tepsi baklava ısmarlarım. Torunuma mahsus bir dilim ayrıca: ağzında lezzeti hissettikçe “Dede hakikaten görmüş” diye itiraf etmek zorunda kalacaktır.
Hürmetle, hasretle ve inatla,
Huysuz Dede
Dipnot: Galatasaraylı komşum Hüsnü Efendi’ye selam olsun. Bu sene baklava yok, ama kahve var, hem de sade.

Bir yanıt yazın