Sevmek / Mehmet Remzi
Ne şiir tarif eder ne makale ne romanBu derdi anlamaya bir başka gayret isterGün geçer unutursun, ilaçtır derler zamanAmma, sabretmek zordur ayrılık zahmet ister Bazen içine gömüp çaresizce sinmektirBazen yokuşta…
Ne şiir tarif eder ne makale ne romanBu derdi anlamaya bir başka gayret isterGün geçer unutursun, ilaçtır derler zamanAmma, sabretmek zordur ayrılık zahmet ister Bazen içine gömüp çaresizce sinmektirBazen yokuşta…
Mevla’m, Nevbahar gelsin artık buzlar çözülsünGöçmen kuşlar dönerek semamızda süzülsün.Bir diriliş sun bize Nebi’nin nefesindenHerkes necâta ersin zulümât kafesinden.Çekilen sancılardan yeni bir nesil yaratBu muhabbet soyundan ders alsın Mecnun, Ferhat.Davûdî…
Kelimeler sızlar soluduğumda,Bir parçadır kopar sol boşluğumda,Resimlere dönüp her baktığımda,Gel desem, dön desem duyar mısın ki. Bir türküdür çınlar hep kulağımda,Yadıma düşersin her duyduğumda,İsmin dil ucuma dolandığında,Gel desem, dön desem…
Hayatın baharı mevsim tam deminde Hasretin vuslata dönüştüğü demde Bülbülün güle kavuştuğu mevsimde Ben derdimi açmayı beceremesem deSen derdimi anlarsın gözlerinden elbetteBahardır aşkın mevsimi her demde
Bir mavi gökyüzü, bir mavi deniz,Ve sen, rıhtımdaki yalnız kadın.Akseder rûhuma tavrından bir iz,Hüzzam bir şarkıdır dilimde yâdın. Uzak diyarlar mı cezbetti seni,Yoksa bir elvedâ faslında mısın.Bırakıp ardında vedâ bûseni,"Dönülmez…
Dertliyim dertliAğlarım, ağlarım için içinIstıraplı kalbim için Aklım dertliFikrim dertliDuygum dertli Dökme boşuna gözyaşlarınıSöylesen kim dinler dertlerini Dünüm başkaBugünüm başkaYarınım başka Naçar kaldım ben bu dünyadaYolumu şaşırdım gündüz yolda Dost…
Bir gün sabah vakti kapı çalsa Uykudan uyanılsa Sisler kalksa kentten Etraf karanlık, Bir gün sabah vakti kapı çalsa Yolculuk kaç zaman sürmüş olacak Tren gelecek mi kentin raylarından Pikapta…
(özgürlüğe) susananlar bilsin kıymetini bakır maşrapaların buz tutmuş çeşmenin akışkan isyanı gibi üç kesik sızıntı, bir nadas huzur gecenin koynunda, şu en karanlık anında sabaha illegal selamlar çakarak anne yüzü…
Yaprakları karışıkMeşeler, sedirlerKayınlarla kol kolaKoyu gölgelere doğruKaotik dağılırken yollarKöklerine savrulmuş harmonik Samyelinin nefesindeDüğümlenirken geceYıkanır bir Temmuz/Şubat akşamıMavi/beyaz şehrin yolcularıDerinlerinde geceninFayları yırtık k/ağıtlarAnsızın böler o/va/h/larıGrabenlerine bükülürİnce belli mendereslerSokaklarında labirentlerinPastel renklerle dökülürToz…
-Öğretmenim çocuklarım olursa onları okutacağım mutlaka.Sizin gibi bir öğretmen olsunlar . Elleri şakaklarında hayran hayran dersi dinlerken yaptığı bu ani tatlı çıkış da neydi Zeliha'nın? Daha kendi hayallerini kurmadan doğuracağı çocuklar…
Soğuğu sakladım bir yanımdaKör kuyularda hep adını sayıkladımBelki gelirsin diye yollardanHiç bilmediğim uzaklardanBelki gelirsin diye şuralardanGüneşi cam şişelerde sakladımUmudu solukladım her nefesimdeKaybolacak gibiydi bir keresindeDurdu sanki bütün âlem kıyam edişindeOturdum…
Aldanma dünyanın servetine , malınaYel vurmuş toz gibi savrulur bir günNe derdi daimidir, ne safası kaimSuya yazılan iz gibi, silinir bir gün Gelen bir gün yaşarmış derler , gerisi hayalEzan-ı…
Bahçem şiirler açarkenSevda geçti buralardanGökyüzü neşe saçarkenSevda geçti buralardan Bahar ve nihayet nisanArtık bize gelme hazanGüneşten de önce doğanSevda geçti buralardan Şimdi kederler kafesteHazlar tüter her nefesteÇağıldayıp beste besteSevda geçti…
Kasvetli bulutlara belenmiş dünyaBir baştan bir başa acı, ıstırap..Bu zifir bu karanlık..göz gözü görmezBuhran yine buhran; her şey mi serap!.Kasvetli bulutlara belenmiş dünya Her gün kızıl kıyamet; ufuklar sisliZalam zalam…
Eve girince, yüksekçe bir sesleKarşılardı adamı, fakir buzdolabıNasırlı elleri ve az bir hevesleAçardı kapağı: İşte yokluk kitabı! Kar tutmuş buzluğu, kesif kokusuBeş yumurta, bir süt, bir şişe de suGaribin azığı…
Havada ıhlamur karanfil kokusuİçimde bahardan kırıntılar geziyorRüşeym rüşeymYağmur sesi..camlar kıpır kıpırYağmur bülbül bülbül, serçe serçeiniyor göktenBir başkaldırış, çatlayışVarlık değişiyor köktenArdına saklanmış baharMartın, nisanın, mayısınRayihalar taşıyor cennettenYüzlerinde tebessüm meşenin, ardıcın…Elma, erik…
Hercai bir tırtıl buğday başağından usanır, ve başağın kendisine yazdığı bir mektubu yırtıp mahzene atar. Fareler mektubu iştahla kemirir. Yıllar sonra kutsal kitabının arasından şöyle bir mektup çıkar.. Çimlere basmaya…
Dilimde, pusuda bekliyor gerçeği ikrarZamanı geldiğinde konuşacak tekrar tekrarHer doğru her yerde söylenmiyorYoksa susmam değil, gerçeği inkar Ruhumda sekine, dervişcesine sabır dilediYaşanıyor insanlık sahnesinde bir trajediHak yetim, haksızlık revaçta, bilinmiyorKorku…
Gece boyu aralıksız yağmurla ağırlaşan çadırlar iyice sarkmıştı. Erkenden uyanan Saime öylece bekliyordu. İki battaniye sarınmış oğlu, ısınmaya çalışıyordu. Saime ona kıyamadı. Biraz daha dinlensin, dedi içinden. Çoktan uyanan Baran…
Kadın:Hep en zorunu seçiyorsun dedi. Yetecekken ufak bir tebessüm gönlüme aşkın iklimini yeniden getirmeye , sen boynuma yargılarının yaftasını geçiriyorsun. Ben boynuna ,tüm kelimelerimi dizerek umudun ipine, asıyorum ki içimde…