Bir çeşmenin taşında unutulmuş su gibiydim,
kimse dokunmadı, kendi içimde çoğaldım.
Uzak bir dağın ardında kalan beyazlık
gözlerime değdi, sustum;
bazı güzellikler bakılınca eksiliyor.
Bir yol geçti içimden,
üzerinde ayak izi yoktu.
Kırmızı bir gülün gölgesi düştü toprağa,
gül yerinde duruyordu,
gölgesi çoktan uzaklara gitmişti.
Bir ney sesi yükseldi görünmeyen yerden,
duvarlar inceldi, taşlar dile geldi.
Bir serçe kondu boş bir avuca,
kanadında dünyanın bütün uzaklıkları,
gözlerinde tek bir damla yağmur vardı.
Sonra aynaya baktım;
yüzümde yılların değil, yolların izi.
Arkamda kapanmış kapılar, önümde beyaz bir sessizlik…
Adımı söylemedim.
Rüzgâr zaten beni benden önce tanıyordu.
Ömer Dilbaz

