Sitemin / Abdullah Demir
Dün gördüm de bana sitemini Kor alevlere yandı yüreğim Üzgün birkaç kelam ettiğini O gün acıya kandı yüreğim *** Olan oldu gelen geldi başına Haklıyım haklısın demek boşuna Şimdi düşsem…
Dün gördüm de bana sitemini Kor alevlere yandı yüreğim Üzgün birkaç kelam ettiğini O gün acıya kandı yüreğim *** Olan oldu gelen geldi başına Haklıyım haklısın demek boşuna Şimdi düşsem…
Bu röportaj fikri; şiir dostu, akademisyen Nazif Özaslan’ın yeni Türkçe öğrenen bir hanımefendinin yazdığı şiirleri bana göndermesi ile başladı. Varşova’da yaşayan ve Türkçeyi çok seven Amerikalı roman yazarı Mischelle…
Billur düşler uzaktan..kardelen rüyasından Başkadır ılık rüzgâr; bir ileri bir geri Taze baharlar damlar ızdırabın yasından Aşklar aralar ilkin bildiğin perdeleri Billur düşler uzaktan..kardelen rüyasından... Pervânedir kanatlar kanayan ateşlere Nazarın…
Bir deprem yaşarım içimde,Her şiir yazışımda…Kalb barajım patlar,Atar damarımın atışında. ... Ciğerlerimde bir fırtına kopar,Her nefes alışımda…Bir kara leke yapışır,Off off çekişimde. ... Bazen bir pınar, bazen sel alırCoşar durur…
unutmak ne zormuş.gözlerimden hayalini,yüreğimden sızısını,hafızamdan hatırasını kovuyorum.bağıra çağıra geliyor arsız bir çocuk kadar.ağlasam bitecek bu dert, biliyorum.ağlayamıyorum. ...ona ait ne varsa kırıp atıyorum bir meçhule.resimleri yanmış, mektupları parçalanmış elimde.yağmur yüklü…
Kırık kalpler menziline varıyorCesaret kırılıp adım atılıyorHayal ile gerçek arasındaMahsun mahsun bakıyorTuba da zakkum da bizim içinCanımıza okunan bir çağdaDünya deliler gibi dönüyorAlfabenin harfleri kayboluncaSuskun kalmaktan başkaKimin hayali yeter bu…
Cam kenarında elektrikli bir kazan dururdu. Orada şekerli yemişler kavrulur, bütün sokak susamların, çerezlerin kokusu ile dolardı. Çerezci eline tahta bir kaşık alır, kazanın dibine yapışan bademleri, fıstıkları, fındıkları,…
Benliğimi içer ah öylesineGelir geçer günler, haftalar, aylarKırılgan hatıra mıdır bahtıma;Bir kitap bir çay hüznü yudumlarBenliğimi içer ah öylesine *** Elimde birikir altın ve gümüşVe zümrüt ve yakut yaprak cümbüşüBir…
Bu yazıda sanat ne içindir, sanat sanat için midir , sanat toplum için midir gibi bir konuya girmeyeceğim. Biraz edebiyat biraz sinema yolculuğu yaparak sanatçının istese de istemese de…
Abi-abla-kardeşler! Baş’ınız bağış başta. Sancılanır beşaret; aşkın çağlar doğuşta. Ellerde nur, yurt-yuva, gözlerde tütüşünüz. İmara emir eri, has işler tutuşunuz. Ziyadar gönülleri buyurdunuz tahtına. Nasipdar nesilleri doyurdunuz bahtına. Kıtaların, bereket…
https://www.youtube.com/watch?v=gV5rnXU62jM Duyarsın bazen.... Kimsenin işitmediği ve işitmeyeceği sesleri. Kulakların değil de gözlerin duyar sadece. Uzanır, tını tını o naif sesler sana.Bazen eski, terk edilmiş harap bir binadan gelir, bazen de…
Sevdân ile çarpan şu yüreğimi, Bilsen böyle çekip gidemezdin ki. Seni çoktan daha çok sevdiğimi, Nerden bileceksin bilemezdin ki. Bırakıp gittin ya o gün elimi, Yokluğun ok gibi deler sînemi.…
Mustafa Kabakçıoğlu'nun Hücrede Ölüm Yıldönümü İçin Nağmeler sağır, sararmış sözlerBeyaz sandalyede buğulu gözlerTomurcuk dallarda, kavrulur samyeliBeyaz gelincikler beklerken seni Dillerde kış beyazı ağıtlarGüz çiçeği sanki, ebrûli günlerGece ayazı vurmuş hayalleriBeyaz…
Endamın güleç ölümSığıntı çabaların örtemediği çıplaklık gerçekÜvertür isyan kuşatılmışlığı serüvenAyaklarına serilen, bir nüans mahreç ölümBeyaz, bir renkBeyaz, güvercin ürkek Bahçenin ne suçu olabilir kiBadanasız mahzeninPlastik sandalyeninBeyaz intikam sürekKaçılmaz süreç ölüm…
Bir Eylül sabahı telefonum çalmıştı. Arayan ablamdı. İlk sözü “Duydun mu?” oldu. Duymam gereken neydi? Hayır, bir şey duymamıştım ve ben henüz gece gördüğüm rüyanın etkisindeydim. Rüyamda etrafımız sarılmış vaziyette…
Bense henüz göç vakti gelmemiş Öksüz kuşları düşünüyorum Ne yaparlar şimdi diye
Kaçıncı kez tırmandım bu taş merdivenleri bilmem? Ne çok hüzünlü adımlaaşınıp çökmüş omuzları? Ve takiben el ele tutuşup, karşılıklı dizilmiş servilerin başeğerek buyur ettiği taş yol.Ne tarafa baksam renk renk…
Bu aşka damlayan demlenen her anIstırap büyütür güneş, yıldız, kumYüreğim pervane; göçler ki SanaBu ben/den bir vakit…Seni bulurumBu aşka damlayan demlenen her an Ah her şey hep bir/den; birden kalmışlıkNelerden…
https://youtu.be/ejTtzFMA9VY Yoruldum dostBen karahindibaBildiğin yorgunluk, bildiğin hâl değilNe uzanmak ne uyumaktır çaresiEllerim bildiğin ellerGözlerim gördüğün gözlerVe en kötüsü de yüreğim dostAynam dahi bildiğim ayna değil Bir bilyenin yamacına ev kurmuş…
Bir sürgün hicrete sefer eylese Dağlar duman yollar viran olur Dere tepe aşsa sulardan geçse Derdi canan olur işler asan olur *** Ardında kalır ata yurdu topraklar Bulduğuna sevinir bildiğine…